ZALİPİN 100 mg kapsül

ZALİPİN nedir ve Endikasyon Bilgisi :

ZALİPİN 100 mg kapsül, 6 yaşından büyük çocuklar, adölesanlar ve erişkinlerde sara nöbetlerinin önlenmesinde tek başına veya ilave tedavide kullanılmaktadır. ZALİPİN, sara tedavisinde kullanılan antiepileptikler grubundan zonisamid isimli etken maddeyi içinde bulundurur.

 

ZALİPİN 100 mg kapsül Hakkında Bilinmesi Gereken Hususlar:

  1. ZALİPİN’in etken maddesi zonisamide ya da yardımcı maddelerine hassasiyetiniz olduğunu biliyorsanız; bu hususu hekiminize söyleyiniz.
  2. Eğer karaciğer hastalığınız, böbrek hastalığınız veya böbrek taşınız var ise ya da göz tansiyonu, düşük kilo,  kilo kaybınız devam ediyorsa; ZALİPİN’i almadan önce hekiminize rahatsızlıklarınızı anlatınız.
  3. Nöbetlerin önlenmesi için ZALİPİN ile  idame tedavi zorunludur.  Hekiminiz aksini belirtmedikçe kendi kendinize doz miktarını değiştirmeyiniz ve tedavinizi  durdurmayınız.
  4. ZALİPİN ile tedaviyi  bırakmayı hekiminiz söylerse, nöbetlerin fazlalaşmaması için ZALİPİN dozunu kademe kademe azaltarak bırakılmalıdır.
  5. ZALİPİN hamilelikte kullanılmama, ayrıca emzirme döneminde ZALİPİN kullanan kadınlar bebek emzirmemelidir.

 

ZALİPİN 100 mg kapsül’ün kullanım Şekli:

  1. ZALİPİN 1 bardak su ile beraber alınır. Hekimin tavsiye ettiği gibi günde 1 veya 2 defa kullanılır.
  2. ZALİPİN tercihen yemekten sonra  ya da öğün aralarında da alınabilir.

 

ZALİPİN 100 mg kapsül’ün diğer ilaçlarla etkileşimi:

  1. ZALİPİN yetişkinlerde topiramat veya asetazolamid gibi böbrek taşına yol açabilecek ilaçlarla alındığında dikkatli kullanılmalıdır. Çocuklarda ise, bu kombinasyon tavsiye edilmemektedir.
  2. ZALİPİN digoksin ve kinidin (kalp hastalıkları tedavisinde kullanılan ilaçlar) gibi ilaçların kandaki düzeylerini arttırabilir; bu nedenle dozlarının azaltılması gerekebilir.
  3. Fenitoin, karbamazepin, fenobarbital (diğer antiepileptik ilaçlar) ve rifampisin (enfeksiyon tedavisinde kullanılan bir antibiyotik) gibi diğer ilaçlar ZALİPİN’in kandaki düzeyini düşürebilir; bu durumda ZALİPİN dozunun ayarlanması gerekebilir.

 

ZALİPİN 100 mg kapsül’ün Olası Yan Etkileri :

  1. Sersemlik, uyku hali, bellekte zayıflama, çift görme, uyku hali, çift görme, sinirlilik, depresyon, kafa karışıklığı, gergin ruh hali, iştahsızlık ZALİPİN’in sık rastlanan yan etkileridir.
  2. Yaşı 6-17 arasında olan çocuklarda, akciğer iltihabı, susuz kalma, terlemede azalma ZALİPİN kullanımına bağlı olarak yaygın şekilde görülür. Ancak bu yan etkiler tedavi başladıktan sonra ilk ay içerisinde belirir ve tedavi devam ettikçe gitgide azalır.

 

İlaç Etken Maddesi: Zonisamid
İlaç Marka İsmi : ZALİPİN 100 mg kapsül

Ruhsat Sahibi : GENERİCA ILAÇ SAN. VETİC. A. Ş .
Dikilitaş Mah. Yı ldı z Posta Cad. 48/4
34349-Esentepe- İ STANBUL
Tel: O 212 376 65 00
Faks: O 212 213 53 24

 

Üretici İlaç Firması : BERKO İLAÇ ve KİMYA SAN. A.Ş.
Sultanbeyli / İSTANBUL

 

ZALİPİN 100 mg kapsül kullanma talimatı


ZALİPİN 100 mg kapsül kullanma talimatı

ZALİPİN 100 mg kapsül kısa ürün bilgisi

Her bir kapsülde 100 mg zonisamid.
ZALİPİN’İN FARMASÖTİK ÖZELLİKLERİ
Mikrokristalin selüloz
Sodyum lauril sülfat 6,25 mg
Sodyum nişasta glikolat 5,00 mg
Hidrojene bitkisel yağ
Kolloidal silikon dioksit
Talk
Kinolin sarı sı
Gün bat ımı sarısı 0,0555
Titanyum dioksit
Jelatin
FARMASÖTİK FORM :Beyaz-beyaz ımsı toz içeren beyaz opak gövde ve turuncu kapaktan olu şan kapsül.

ZALİPİN’İN KLİNİK ÖZELLİKLERİ
ZALİPİN, yeni tanı konmuş epileptik erişkinlerde sekonder jeneralizasyonu olan veya olmayan parsiyel nöbetlerin tedavisinde monoterapi olarak; erişkin, ergen ve çocuk (6 yaş ve üstü) epileptik hastalarda sekonder jeneralizasyonu olan veya olmayan parsiyel nöbetlerin tedavisinde ek tedavi olarak endikedir.
ZALİPİN’İN Pozoloji ve uygulama şekli
Yetişkinler: Zonisamid yetişkinlerde monoterapi ya da ek tedavi olarak kullanılır. Klinik etkiye göre doz titrasyonu yapılmalıdır.
Doz artırma ve idame doz önerileri Tablo 1’de görülmektedir. Özellikle CYP3A4 indükleyici ajanlar kullanmayan hastalar olmak üzere bazı hastalar daha düşük dozlara cevap verebilir.
Tablo 1 Yetişkinler – doz artırma ve idame doz önerileri
Tedavi Rejimi : Monoterapi – yeni tanı konmuş yetişkin hastalar
Titrasyon Fazı: Hafta  1 + 2    100 mg/gün (günde 1 kez);
Hafta 3 + 4      200 mg/gün ( günde 1 kez)
Hafta 5+ 6    300 mg/gün (günde 1 kez)
Olağan İdame Dozu : Günde 300 mg (günde bir defa) Daha yüksek bir doz gerekirse iki haftalık aralar ile 100 mg’lık artışlarla maksimum 500 mg’a kadar arttırın.

Tedavi Rejimi :  Adjuvan tedavi -CYP3A4-indükleyen ajanlarla
Titrasyon Fazı: Hafta 1    50 mg/gün  (iki doza bölünerek)
Hafta 2 (100 mg/gün – iki doza bölünerek)
Hafta 3’ten 5’e Haftalık aralar ile 100 mg artırın.
Olağan İdame Dozu :Günde 300 – 500 mg (iki doza bölünmüş olarak veya günde bir defa)

Tedavi Rejimi :  -CYP3A4- indükleyen ajanlar kullanılmıyorsa ya da böbrek veya karaciğer yetmezliği varsa
Titrasyon Fazı: Hafta 1 + 2   50 mg/gün- (iki doza bölünerek)
Hafta 3 + 4    100 mg/gün (iki doza bölünerek)
Hafta 5’ten 10’a 100 mg’a kadar artışlarla iki haftalık aralar ile artırın.
Olağan İdame Dozu: Günde 300 – 500 mg (iki doza bölünmüş olarak veya günde bir defa) Bazı  hastalar daha düşük dozlara cevap verebilir.
Tedavinin sonlandırılması
ZALİPİN tedavisi kademeli olarak sonlandırılmalıdır. Yetişkin hastalarda yapılan klinik çalışmalarda, diğer antiepileptik ilaçların doz ayarlamalarıyla birlikte (gerektiğinde), doz birer hafta ara ile 100 mg azaltılmıştır.
Pediyatrik hastalar (6 yaş ve üstü):
ZALİPİN 6 yaş ve üstü pediyatrik hastalarda mevcut tedaviye eklenmelidir. Doz titrasyonu klinik etkiye göre yapılmalıdır.
Doz artırma ve idame doz önerileri Tablo 2’de görülmektedir. Özellikle CYP3A4 indükleyici ajanlar kullanmayan hastalar olmak üzere bazı hastalar daha düşük dozlara cevap verebilir. Doktorlar çocuk hasta ve hasta yakınlarını kullanma talimatında yer alan sıcak çarpması uyarısı doğrultusunda bilgilendirmelidir.
Tablo 2 Pediyatrik hastalar (6 yaş ve üstü) – doz artırma ve idame doz önerileri

Tedavi Rejimi :  Adjuvan tedavi -CYP3A4-indükleyen ajanlarla
Titrasyon Fazı: Hafta 1  – 1 mg/kg/gün (günde bir defa)
Hafta 2’den 8’e  kadar     Haftalık aralar ile 1 mg/kg artırın.
Kilosu 20 ila 55 kg arasında olan hastalara  – 6-8 mg/kg/gün (günde bir defa)
Kilosu > 55 kg olan hastalar – Günde 300-500 mg (günde bir defa)

Tedavi Rejimi : -CYP3A4- indükleyen ajanlar kullanılmıyorsa
Titrasyon Fazı:  Hafta 1 + 2 – 1 mg/kg/gün (günde bir defa)
Haftalar ≥ 3 1 mg/kg’lık artışlarla iki haftalık aralar ile artırın.
6-8 mg/kg/gün  (günde bir defa)
Günde 300-500 mg (günde bir defa)
Not:
a. Tedavi edici bir doz elde edilmesi için çocuğun ağırlığı takip edilmeli ve 55 kg oluncaya kadar ağırlık değiştikçe doz gözden geçirilmelidir. Doz rejimi 6-8 mg/kg/gün olup maksimum günlük doz 500mg’dır. ZALİPİN’in ticari olarak mevcut kapsül yitilikleri ile hesaplanan doza tam olarak ulaşmak her zaman mümkün olmayabilir. Bu durumlarda, ZALİPİN toplam dozunun ticari olarak mümkün kapsül yitiliklerinden en yakın doza yuvarlanması önerilmektedir (25 mg ve 100 mg).
Tedavinin sonlandırılması
ZALİPİN tedavisi kademeli olarak sonlandırılmalıdır. Pediyatrik hastalarda yapılan klinik çalışmalarda, doz titrasyonu haftalık yaklaşık 2mg/kg’lık azaltma ile (Tablo 3’teki programa uygun olarak) tamamlanmıştır.

Tablo 3 Pediyatrik popülasyon (6 yaş ve üstü) – doz azaltma programı önerisi
Ağırlık ————–Haftalık azaltma miktarı
20 – 28 kg———- 25 – 50 mg/gün*
29 – 41 kg ———–50 – 75 mg/gün*
42 – 55 kg———–100 mg/gün*
> 55 kg ————–100 mg/gün*
*Bütün dozlar günde bir defa alınır.

Uygulama şekli:
ZALİPİN oral yoldan, aç veya tok karnına kullanılır.
Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:
Böbrek yetmezliği olan hastalarda tek doz zonisamid klerensi ile kreatinin klerensi arasında pozitif korelasyon bulunmuştur. Plazmada zonisamid EAA değeri kreatinin klerensi <20 ml/dak. olan hastalarda %35 oranında artmıştır.
Karaciğer yetmezliği olan hastalarda çalışma yapılmamıştır. Bu nedenle şiddetli karaciğer hastalığı olan hastalarda kullanılması önerilmez. Hafif ve orta derecede karaciğer yetmezliği durumunda tedavinin dikkatle düzenlenmesi, dozun daha yavaş artırılması ve hastanın daha yakından izlenmesi önerilir.
Pediyatrik popülasyon: ZALİPİN’in 6 yaş ya da 20 kg altındaki çocuklarda güvenlilik ve etkililiği kanıtlanmamıştır. Vücut ağırlığı 20 kg’ın altında olan hastalarla yapılan klinik çalışmalardan elde edilen veriler sınırlıdır. Bununla birlikte vücut ağırlığı 20 kg’ın altında olup 6 yaş ve üstü çocukların tedavisinde dikkatli olunmalıdır.
Geriyatrik popülasyon: ZALİPİN’in yaşlı hastalarda kullanımı hakkında yeterli bilgi bulunmadığı için yaşlı
hastalarda tedaviye başlanırken dikkatli olunmalıdır. Hekimler, reçetelerken ZALİPİN’in güvenlik profilini de göz önüne almalıdır.
ZALİPİN’İN Kontrendikasyonları: Sulfonamidlere, zonisamide veya bileşimindeki maddelerden herhangi birine karşı aşırı duyarlılığı bulunan kişilerde kullanılması kontrendikedir.
—Açıklanamayan Döküntü : Stevens-Johnson Sendromu da dahil olmak üzere ZALİPİN tedavisiyle bağlantılı
ciddi döküntüler oluşabilir. Başka bir şekilde açıklanamayan döküntülerin görüldüğü hastalarda ZALİPİN tedavisinin sonlandırılması düşünülmelidir. ZALİPİN kullanırken deri döküntüsü görülen bütün hastalar yakından izlenmeli, deri döküntüsüne sebep olabilen başka bir antiepileptik ilacı eş zamanlı kullanan hastalara ayrıca dikkat edilmelidir.
—Çeşitli endikasyonlar için antiepileptik ilaçlarla tedavi edilen hastalarda intihar düşüncesi ve davranışı bildirilmiştir. Antiepileptik ilaçların randomize, plasebo kontrollü çalışmalarının bir meta analizi de intihar düşüncesi ve davranışı riskinde küçük bir artış göstermiştir. Bu riskin mekanizması bilinmemektedir ve mevcut veriler ZALİPİN ile risk artışı potansiyelini dışlayamaz. Bu nedenle ZALİPİN kullanan hastalar intihar düşüncesi ve davranışı belirtileri açısından izlenmeli ve uygun tedavi düşünülmelidir. Hastalara (ve hasta yakınlarına) intihar düşüncesi ya da davranışı belirtilerinin ortaya çıkması halinde tıbbi yardım almaları önerilmelidir.
— Epilepsi hastalarında ZALİPİN tedavisinin sonlandırılması, kesilme nöbetleri olasılığını azaltmak için kademeli doz azaltılması şeklinde gerçekleştirilmelidir.
—ZALİPİN’in ek tedavi olarak kullanımıyla nöbetlerin kontrol altına alındığı vakalarda ZALİPİN monoterapisine geçmek için, birlikte kullanılan ilaçların kesilmesi ile ilgili yeterli veri bulunmamaktadır. Bu nedenle, eş zamanlı kullanılan antiepileptik ilaçlar dikkatli kesilmelidir.
—ZALİPİN, bir sulfonamid grubu içeren bir benzisokazol türevidir. Sülfonamid grubu içeren ilaçlar ile ilişkili bağışıklığa bağlı ciddi advers reaksiyonlar, döküntü, alerjik reaksiyonlar ve çok nadir olarak ölümcül olabilen aplastik anemi dahil majör hematolojik bozuklukları içerir. Agranülositoz, trombositopeni, lökopeni, aplastik anemi, pansitopeni ve lökositoz vakaları bildirilmiştir.
—nefrofilitiyazis yatkınlığı olan bazı hastalar, böbrek taşı oluşumu ve buna bağlı renal kolik, böbrek ya da yan ağrısı gibi belirti ve semptomlar açısından daha yüksek risk altındadırlar. Nefrolitiyazis kronik böbrek hasarına yol açabilir. Nefrofilitiyazis için risk faktörleri böbrek taşı öyküsü, nefrolitiyazis ve hiperkalsüri aile öyküsünü içermektedir. Bu risk faktörlerinden hiçbirisi, ZALİPİN tedavisi süresince taş oluşumunu güvenilir olarak tahmin edemez.  Özellikle yatkınlaştırıcı risk faktörleri olanlarda sıvı alımı ve idrar çıkışının artırılması taş oluşması riskini azaltabilir.
—ZALİPİN kullanan ve pankreatit klinik belirti ve semptomlar görülen hastalarda pankreatik lipaz ve amilaz seviyelerinin izlenmesi önerilir. Eğer belirgin başka herhangi bir neden olmaksızın pankreatit bulgusuna rastlanırsa, o zaman ZALİPİN tedavisinin kesilmesinin düşünülmesi ve uygun tedaviye başlanması önerilir.
—ZALİPİN kullanan ve ateşli/ateşsiz şiddetli kas ağrısı ve/veya kas güçsüzlüğü gelişen hastalarda, serum kreatinin kinaz ve aldolaz düzeyleri gibi kas hasar ı göstergelerinin değerlendirilmesi önerilir. Travma veya grand mal nöbetler gibi belirgin başka bir neden olmaksızın yükselme varsa, ZALİPİN tedavisinin kesilmesinin düşünülmesi ve uygun
tedaviye başlanması önerilir
—Hiperkloremik, anyon açığı olmayan, metabolik asidoz (kronik solunum alkaloz olmaksızın serum bikarbonat seviyesinin normal referans seviyesinin altına düşmesi) ZALİPİN tedavisi ile ilişkilendirilmiştir. Bu metabolik asidoza zonisamidin karbonik anhidraz üzerindeki inhibitör etkisine bağlı oluşan renal bikarbonat kaybı sebep olmaktadır. Pazarlama sonrası yürütülmüş plasebo kontrollü klinik çalışmalarda ZALİPİN kullanımında bu tip
elektrolit dengesizlikleri gözlenmiştir. Vakalar tedavinin herhangi bir evresinde görülebilse de, genellikle zonisamid kaynaklı metabolik asidoz tedavinin başlangıcında görülür. Bikarbonat genelde hafif – orta (ortalama azalma yetişkinlerde günlük 300 mg’lık dozlarda yaklaşık 3.5 mEq/l dir), nadiren de ciddi seviyede azalır. Asidoza yatkınlık oluşturan koşul ve tedaviler (böbrek hastalığı, ciddi solunum bozukluğu, status epileptikus, ishal, ameliyat,
ketojenik diyet ya da ilaçlar) zonisamidin bikarbonat azaltan etkisine katkıda bulunabilir.  Zonisamide bağlı metabolik asidoz riski, genç hastalarda daha sık ve daha şiddetli olarak görünür. Zonisamid kullanan ve metabolik asidoz riskini artırabilecek koşullar altında bulunan, metabolik asidozun advers sonuçları açısından yüksek riskte olan ve metabolik asidoz düşündüren semptomları olan hastalarda serum bikarbonat düzeyleri uygun biçimde
değerlendirilmeli ve izlenmelidir. Metabolik asidoz gelişir ve devam ederse, osteopeni gelişebileceği için, zonisamid dozunun azaltılması veya tedavinin kesilmesi (kademeli olarak kesilmesi ya da tedavi edici bir doza düşürülmesi) değerlendirilmelidir. Asidoza rağmen hastalarda zonisamid tedavisinin sürdürülmesine karar verilirse, alkali tedavi düşünülmelidir. Farmakodinamik etkileşimi dışlamak için yeterli veri olmadığından, ZALİPİN eş zamanlı
topiramat ya da asetazolamid gibi karbonik anhidraz inhibitörü kullanan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır.
Çoğunlukla pediyatrik hastalarda olmak üzere terlemede azalma ve vücut ısısında artış vakaları bildirilmiştir. Bazı vakalarda hastane tedavisi gerektiren sıcak çarpmaları görülmüştür. Bu vakaların çoğunluğu sıcak aylarda meydana gelmiştir. Hasta ve hasta yakınlarının gerekli sıvı alımı ve aşırı sıcağa maruz kalmama konusunda uyarılmaları gerekir. ZALİPİN, yetişkinlerde hastaları sıcak ile ilişkili bozukluklara yatkınlaştıran ilaçlarla birlikte kullanıldığında dikkatli olunmalıdır; bunlar karbonik anhidraz inhibitörleri ve antikolinerjik etkili ilaçları içerir.
—Çocuk doğurma potansiyeli olan kadınlar ZALİPİN tedavisi süresince ve tedavinin sonlandırılmasından sonraki 1 ay boyunca etkin doğum kontrol yöntemi kullanmalıdırlar. Hastalarda ZALİPİN tedavisi uygulayan doktorlar, uygun doğum kontrol yönteminin kullanıldığından emin olmalıdır.
—Vücut ağırlığı 40 kg’ın altında olan hastalarda kullanıma dair klinik çalışma verisi sınırlıdır. Bu sebeple bu hastaların tedavisinde dikkatli olunmalıdır. ZALİPİN kilo kaybına sebep olabilir. Bu ilaç kullanılırken hasta kilo kaybediyorsa ya da  tedavi sırasında gereken ağırlığın altındaysa bir besin takviyesi ya da gıda alımını artırma düşünülebilir. Eğer istenmeyen kilo kaybı önemli ölçüde yüksekse ZALİPİN tedavisinin sonlandırılması düşünülebilir. Çocuklarda kilo kaybı potansiyel olarak daha ciddi bir sorundur .
—ZALİPİN kullanan yetişkin ve pediyatrik hastalarda sekonder açı kapanması glokomu ile ilintili akut miyopu içeren bir sendrom raporlanmıştır. Semptomlar akut başlangıçlı görüş keskinliğinde azalma ve/veya göz ağrısını içermektedir.
—ZALİPİN kullanımının böbrek fonksiyonlarını etkilediği ve serum kreatinin/BUN değerlerinde artışa neden olduğu bildirilmiştir. Zonisamid kullanımı sırasında akut renal yetmezlik veya kreatinin/BUN değerlerinde uzun süreli bir artış gözlenen hastalarda, ZALİPİN tedavisi derhal kesilmelidir.  ZALİPİN , metabolizma veya atılımını etkileyebilecek karaciğer veya böbrek bozukluğu gibi durumlarda dikkatli kullanılmalıdır.
—ZALİPİN çocukların daha az terlemesine ve ateşlenmesine neden olabilir ve çocuğun tedavi edilmemesi beyinde hasar ve ölüme yol açabilir. Özellikle sıcak havalarda çocuklar yüksek risk altındadırlar.
ZALİPİN kullanan bir çocuk:
• Özellikle sıcak havalarda sıcaktan korunmalıdır
• Özellikle sıcak havalarda ağır egzersiz yapmaktan kaçınmalıdır
• Bol miktarda soğuk su içmelidir
• Aşağıdaki ilaçları kullanmamalıdır:
karbonik anhidraz inhibitörleri (topiramat ve asetazolamid gibi) ve antikolinerjik ilaçlar (klomipramin, hidroksizin, difenhidramin, haloperidol, imipramin ve oksibutinin gibi).
AŞAĞIDAKİLERDEN HERHANGİ BİRİ ORTAYA ÇIKTIĞINDA, ÇOCUĞUN ACİL TIBBİ YARDIM ALMASI GEREKİR:
Terlememe ya da çok az terleme ile birlikte derinin çok sıcak olması veya konfüzyon, kas krampları ya da kalp atımı veya solunumun hızlanması.
• Çocuğu serin, gölge bir yere götürün
• Çocuğun derisini su yardımıyla serin tutun
• Çocuğa içmesi için soğuk su verin
—Terlemede azalma ve ateşlenme çoğunlukla pediyatrik hastalarda bildirilmiştir. Hasta ve hasta yakınları yeterli sıvı alınmasının sağlanması, aşırı sıcağa maruziyetten kaçınılması ve hastanın durumuna bağlı olarak ağır fiziksel egzersizden kaçınılması konusunda uyarılmalıdırlar.
—Dehidratasyon, oligohidroz ya da vücut ısısı artışı belirti ve semptomları ortaya çıktığında, ZALİPİN tedavisinin sonlandırılması düşünülmelidir.
—ZALİPİN, pediyatrik hastalarda hastayı sıcak ile ilişkili bozukluklara yatkınlaştıran diğer tıbbi ürünlerle birlikte kullanılmamalıdır; bunlar karbonik anhidraz inhibitörleri ve antikolinerjik etkili tıbbi ürünleri içerir.
—Genel durumun kötüleşmesine ve antiepileptik ilacın kullanılamamasına yol açan kilo kaybı ölümcül bir sonlanım ile ilişkilendirilmiştir. Vücut ağırlığı düşük (DSÖ’nün yaşa göre ayarlanmış VKİ kategori tanımı uyarınca) ya da iştah kaybı olan pediyatrik hastalar için ZALİPİN tedavisinin sonlandırılması düşünülmelidir.
—20 kg’dan daha az bir vücut ağırlığına sahip olan hastalardaki klinik çalışmalardan elde edilen veriler sınırlıdır. Bu nedenle 6 yaş ve üzerinde olup 20 kg’dan daha az vücut ağırlığına sahip olan çocuklar dikkatli tedavi edilmelidir. Pediyatrik popülasyonda kilo kaybının büyüme ve gelişimi üzerindeki uzun vadeli etkileri bilinmemektedir.
—Çocuk ve ergen hastalarda zonisamid kaynaklı metabolik asidoz riski daha sık görülür ve daha ciddidir. Bu popülasyonda serum bikarbonat seviyelerinin uygun şekilde değerlendirilmesi ve gözlenmesi gerekir. Düşük bikarbonat seviyelerinin büyüme ve gelişimi üzerindeki uzun vadeli etkileri bilinmemektedir.
—ZALİPİN , pediyatrik hastalarda topiramat ve asetazolamid gibi diğer karbonik anhidraz inhibitörleri ile birlikte kullanılmamalıdır.
—Sıvı alımı ve idrar çıkışının artırılması, özellikle risk faktörlerine sahip hastalarda taş oluşum riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Doktorun kararı ile renal ultrason yapılmalıdır. Böbrek taşı saptanması durumunda, ZALİPİN tedavisi sonlandırılmalıdır.
—Pediyatrik ve ergen hastalarda, alanin aminotransferaz (ALT), aspartat aminotransferaz (AST), gama-glutamiltransferaz (GGT) ve bilirubin gibi hepato-biliyer parametrelerin düzeyinde artış gözlenmiştir; değerlerin tutarlı biçimde normalin üst sınırında olması biçiminde bir patern saptanmamıştır. Bununla birlikte, hepatik bir olaydan şüphe duyulduğunda, karaciğer fonksiyonları değerlendirilmeli ve ZALİPİN tedavisinin
sonlandırılması düşünülmelidir.
—Epilepsi hastalarındaki bilişsel bozukluk, altta yatan patoloji ve/veya antiepileptik tedavi ile ilişkilendirilmiştir. Pediyatrik ve ergen hastalarda zonisamid ile yürütülen plasebo kontrollü bir çalışmada, bilişsel bozukluğu olan hasta oranı plasebo grubu ile karşılaştırıldığında zonisamid grubunda sayısal olarak daha fazla bulunmuştur.
—Farmakokinetik çalışmalarda ve klinik verilerde yaşlılar ve gençler arasında herhangi bir farklılık saptanmamıştır. Fakat yaşlılarda karaciğer, böbrek ve kalp işlevlerindeki azalma sıklığı, eş zamanlı hastalık ve ilaçlar da göz önüne alınmalıdır. Bu nedenle doz belirlenirken dikkatli olunmalı, başlangıç dozu olarak olabilecek en düşük doz seçilmelidir. ZALİPİN ’in yaşlı hastalarda kullanımı hakkında yeterli bilgi bulunmadığı için yaşlı hastalarda tedaviye başlarken dikkatli olunmalıdır. Hekimler ZALİPİN güvenlik profilini de dikkate almalıdır .
—ZALİPİN her bir kapsülde 1 mmol (23 mg)’dan daha az sodyum ihtiva eder; yani esasında “sodyum içermez”.
—ZALİPİN klinik olarak anlamlı serbest serum konsantrasyonlarının en az 2 katı ile insan karaciğer mikrozomları kullanılarak yapılan in vitro çalışmalarda, sitokrom P450 izozimlerinin (1A2, 2A6, 2B6, 2C8, 2C9, 2C19, 2D6, 2E1 veya 3A4) inhibisyonu gözlenmemiş veya çok düşük inhibisyon (<%25) saptanmış tır. Bu nedenle ZALİPİN’in,
karbamazepin, fenitoin, etinilestradiol ve despiramin ile in vivo gösterildiği gibi, sitokrom P450 aracılığıyla diğer ilaçların farmakokinetiğini etkilemesi beklenmez.
—Epilepsi hastalarında ZALİPİN kararlı kan konsantrasyonu sağlanan dozda kullanıldığında karbamazepin, lamotrijin veya sodyum valproat üzerinde klinik olarak anlamlı farmakokinetik etki göstermemiştir.
—ZALİPİN kararlı kan konsantrasyonu sağlanan dozda kullanıldığında kombine oral kontraseptifteki etinilestradiol veya norethisteron serum konsantrasyonlarını etkilememiştir.
—ZALİPİN yetişkin hastalarda topiramat ve asetazolamid gibi karbonik anhidraz inhibitörleri ile eş zamanlı kullanılırken dikkatli olunmalıdır.
—ZALİPİN pediyatrik hastalarda topiramat ve asetozolamid gibi diğer karbonik anhidraz inhibitörleri ile birlikte eş zamanlı kullanılmamalıdır.
—Bir in vitro çalışma zonisamidin zayıf bir P-gp (MDR1) inhibitörü (IC50 267 mikromol/l) olduğunu göstermektedir ve teorik olarak zonisamidin P-gp substratı olan maddelerin farmakokinetiğini etkileme potansiyeli bulunmaktadır. P-gp substratı olan tıbbi ürünler (örnek: digoksin, kinidin) kullanan hastalarda zonisamid tedavisine başlama, sonlandırma veya doz değiştirme sırasında dikkatli olunması önerilmektedir.
—ZALİPİN’nın ürolitiyazise neden olabilecek tıbbi ürünler ile kombinasyonu böbrek taşı geliştirme riskini artırabilir; bu nedenle bu tip ilaçların eş zamanlı kullanımından kaçınılmalıdır. Zonisamid kısmen CYP3A4 (redüktif ayrılma), N-asetil-transferaz ve glukuronik asit konjügasyonu ile metabolize olur. Bu nedenle bu enzimleri indükleyen veya inhibe eden enzimler zonisamidin farmakokinetiğini etkileyebilir.
—Gebelik dönemi: Gebe kadınlarda ZALİPİN kullanımına ilişkin yeterli veri bulunmamaktadır. Hayvanlarda yapılan çalışmalar üreme toksisitesi göstermiştir. İnsanlar açısından potansiyel risk bilinmemektedir. Hekimin kararına göre kesin olarak gerekli olmadığı ve potansiyel yararı fetus açısından var olan riske ağır basmadığı sürece zonisamid gebelik boyunca kullanılmamalıdır. Gebe kalmayı planlayan hastalarda antiepileptik tedavi gerekliliği değerlendirilmelidir. Eğer ZALİPİN reçetelenmiş ise sıkı takip önerilir. Gebelik boyunca optimal tedaviyi uygulamak amacıyla gebe kalma olasılığı bulunan kadınlara uzman önerileri sunulmalıdır. Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlara zonisamidin fetus üzerindeki olası etkilerine ilişkin uzman önerileri sunulmalı ve tedaviye başlamadan önce olası yararlarla karşılaştırmalı olarak var olan riskler hastayla tartışılmalıdır. Antiepileptik ilaç tedavisi gören annelerin çocuklarında doğum kusuru riski 2-3 kat artmıştır. En sık bildirilen doğumsal kusurlar, yarık damak, kardiyovasküler malformasyonlar ve nöral tüp defektidir. Birden fazla antiepileptik ilaçla tedavi, monoterapiye oranla konjenital malformasyon riskinin daha yüksek olması ile ilişkili olabilir. Hem anne hem çocuk için ciddi sonuçlar doğurabilecek çekilme nöbetlerine yol açabileceği için antiepileptik tedavi aniden sonlandırılmamalıdır.
—Laktasyon dönemi : ZALİPİN anne sütüne geçer; anne sütü içindeki konsantrasyon, annenin plazmasındakine benzerdir. Emzirmeyi kesme veya zonisamid tedavisine başlamama ya da tedaviyi sonlandırma yönünde bir karar verilmelidir. ZALİPİN’ in vücutta uzun süre kalması nedeniyle tedavinin tamamlanmasından sonraki bir ay boyunca emzirmeye başlanmamalıdır.
—Özellikle tedavinin başlangıcında veya doz artışı ardından bazı hastalarda sersemlik veya konsantrasyon güçlüğü yaşanabileceği için hastalar yüksek derecede dikkat gerektiren
araç veya makine kullanma gibi aktivitelerde dikkatli olmaları konusunda uyarılmalıdır.
ZALİPİN’in istenmeyen etkileri
Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar
Yaygın olmayan: Pnömoni, idrar yolu enfeksiyonu
Kan ve lenf sistemi hastalıkları
Yaygın: Ekimoz
Çok seyrek: Agranülositoz, aplastik anemi, lökositoz, lökopeni, lenfadenopati, pansitopeni, trombositopeni
Bağışıklık sistemi hastalıkları
Yaygın: Hipersensitivite
Çok seyrek: İlaç ilişkili hipersensitivite sendromu eozinofili ile ilaç döküntüsü ve sistemik semptomlar
Metabolizma ve beslenme hastalıkları
Çok yaygın: Anoreksi
Yaygın olmayan: Hipokalemi
Çok seyrek: Metabolik asidoz, renal tübüler asidoz
Psikiyatrik hastalıklar
Çok yaygın: Ajitasyon, irritabilite, konfüzyon hali, depresyon
Yaygın: Duygulanım değişikliği, anksiyete, uykusuzluk, psikotik bozukluk
Yaygın olmayan: Kızgınlık, saldırganlık, intihar düşüncesi, intihar girişimi
Çok seyrek: Halüsinasyon
Sinir sistemi hastalıkları
Çok yaygın: Ataksi, baş dönmesi, bellek bozukluğu, somnolans
Yaygın: Bradifreni, dikkat bozukluğu, nistagmus, parestezi, konuşma bozukluğu, tremor
Yaygın olmayan: Konvülziyon
Çok seyrek: Amnezi, koma, Grand mal nöbet, miyastenik sendrom, nöroleptik malign sendrom, status epileptikus
Göz hastalıkları
Çok yaygın: Diplopi
Çok seyrek: Açı kapanması glokomu, göz ağrısı, miyopluk, görmede bulanıklık, görüş keskinliğinde azalma
Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıklar
Çok seyrek: Dispne, pnömoni aspirasyonu, solunum bozukluğu, hipersensitivite tipi pnömoni
Gastrointestinal hastalıklar
Yaygın: Abdominal ağrı, konstipasyon, diyare, dispepsi, bulantı
Yaygın olmayan: Kusma
Çok seyrek: Pankreatit
Hepato-bilier hastalıklar
Yaygın olmayan: Kolesistit, kolelitiyazis
Çok seyrek: Hepatosellüler hasar
Deri ve deri altı doku hastalıkları
Yaygın: Döküntü, kaşıntı, saç dökülmesi
Çok seyrek: Anhidroz, eritema multiforme, Stevens-Johnson sendromu, toksik epidermal nekroliz
Kas-iskelet bozukluklar, bağ doku ve kemik hastalıkları
Çok seyrek: Rabdomiyoliz
Böbrek ve idrar hastalıkları
Yaygın: Nefrolitiyazis
Yaygın olmayan: İdrar yollarında taş
Çok seyrek: Hidronefroz, renal yetmezlik, idrar bozuklukları
Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar
Yaygın: Yorgunluk, grip benzeri hastalık, ateş, periferik ödem
Araştırmalar
Çok yaygın: Bikarbonat düzeyinde azalma
Yaygın: Kilo kaybı
Çok seyrek: Kanda kreatinin fosfokinaz artışı, kanda kreatinin artışı, kanda üre artışı, anormal karaciğer fonksiyon testleri
Yaralanma ve zehirlenme
Çok seyrek: Sıcak çarpması
Bunların yanı sıra, ZALİPİN kullanan epilepsi hastalarında izole açıklanamayan ani ölüm (SUDEP) olguları bildirilmiştir.
Aşağıda zonisamid ile uzatılmı ş salınımlı karbamazepinin karşılaştırıldığı randomize, kontrollü monoterapi çalışmasında bildirilen advers reaksiyonlar sıralanmıştır.
Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar
Yaygın olmayan: İdrar yolu enfeksiyonu, pnömoni
Kan ve lenf sistemi hastalıkları
Yaygın olmayan: Lökopeni, trombositopeni
Metabolizma ve beslenme hastalıkları
Yaygın: İştah kaybı
Yaygın olmayan: Hipokalemi
Psikiyatrik hastalıklar
Yaygın: Ajitasyon, depresyon, uykusuzluk, mizaç değişiklikleri, anksiyete
Yaygın olmayan: Konfüzyon, akut psikoz, saldırganlık, intihar düşüncesi, halüsinasyon
Sinir sistemi hastalıkları
Yaygın: Ataksi, baş dönmesi, bellek bozukluğu, somnolans, bradifreni, dikkat bozukluğu, parestezi
Yaygın olmayan: Nistagmus, konuşma bozukluğu, tremor, konvülziyon
Göz hastalıkları
Yaygın: Diplopi
Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıklar
Yaygın olmayan: Solunum bozukluğu
Gastrointestinal hastalıklar
Yaygın: Konstipasyon, diyare, dispepsi, bulantı, kusma
Yaygın olmayan: Abdominal ağrı
Hepato-bilier hastalıklar
Yaygın olmayan: Akut kolesistit
Deri ve deri altı doku hastalıkları
Yaygın: Döküntü
Yaygın olmayan: Kaşıntı, ekimoz
Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar
Yaygın: Yorgunluk, ateş, sinirlilik
Araştırmalar
Çok yaygın: Bikarbonat düzeyinde azalma
Yaygın: Kilo kaybı, kanda kreatinin fosfokinaz artışı, alanin aminotransferaz artışı, aspartat aminotransferaz artışı
Yaygın olmayan: Anormal idrar bulguları
ZALİPİN’İN FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER
Farmakoterapötik grup: Antiepileptikler, diğer antiepileptikler
ATC kodu: N03A X15
Zonisamid, kimyasal yapı olarak diğer antiepileptik ilaçlara benzemeyen, sulfonamid türevi bir antiepileptik ilaçtır.
Zonisamidin etki mekanizması tam olarak aydınlatılmamıştır ancak, voltaj hassasiyeti olan sodyum ve kalsiyum kanalları üzerinden etki ettiği, bu şekilde senkronize nöronal ateşlemeyi bozarak, nöbet deşarjının yayılımını azalttığı ve böylece epileptik aktiviteyi engellediği bilinmektedir. Zonisamidin GABA aracılı nöronal inhibisyonda düzenleyici etkisi de bulunmaktadır.
Farmakodinamik etkiler
Zonisamidin antikonvülzan aktivitesi bir kaç türde indüklenmiş veya doğal nöbetlerin oluştuğu, farklı modellerde değerlendirilmiştir. Bu modellerde zonisamid geniş spektrumlu antiepileptik etkinlik göstermiştir. Zonisamid maksimal elektroşok nöbetleri engeller ve nöbetlerin korteksten sub-kortikal yapılara yayılımı da dahil olmak üzere nöbet dağılımını sınırlar ve epileptojenik odak aktivitesini baskılar. Fenitoin ve karbamazepinin aksine zonisamid tercihen korteksten kaynaklanan nöbetler üzerine etki eder.
Klinik etkililik ve güvenlilik
Sekonder jenerilizasyonu olan veya olmayan parsiyel nöbetlerin tedavisinde monoterapi Monoterapi olarak zonisamidin etkililiği, 583 yetişkin sekonder jeneralize tonik-klonik nöbetli ya da nöbetsiz kısmi nöbetli yeni tanı konulmuş gönüllülerde uzatılmış salımlı karbamazepin ile karşılaştırmalı çift-kör, paralel grup eşdeğerlik çalışması ile değerlendirilmiştir. Karbamazepin ve zonisamid alan gönüllüler cevaba bağlı olarak 24 aya kadar bir süre tedaviye devam etmişlerdir. Hastalar başlangıç hedef dozu 600 mg kabamazepin ya da 300 mg zonisamide titre edilmiştir. Nöbet geçiren hastalar bir sonrası hedef doz örn. 80 mg kabamazepin ya da 400 mg zonisamide titre edilmiştir. Bir nöbet daha geçiren hastalara maksimum hedef doz verilmiştir 1200 mg karbamazepin ya da 500 mg
zonisamid. Hedef doz düzeyinde 26 hafta boyunca nöbet geçirmeyen hastalar bu dozda 26 hafta daha devam etmişlerdir.
Yetişkinlerde sekonder jenerilizasyonu olan veya olmayan parsiyel nöbetlerin tedavisinde adjuvan tedavi
Yetişkinlerde, etkililik ZALİPİN’in günde bir ya da iki doz olarak kullanıldığı, maksimum 24 haftalık çift kör, plasebo kontrollü dört çalışmada gösterilmektedir. Bu çalışmalar, parsiyel nöbet sıklığındaki ortalama düşüşün ZALİPİN dozu ile ilişkili olduğunu ve günde 300-500 mg arasındaki dozlarda etkililiğin sürdürüldüğünü
göstermektedir.
Pediyatrik Popülasyon
Ergen ve pediyatrik hastalarda ( ≥6 yaş) sekonder jeneralizasyonu olan veya olmayan parsiyel nöbetlerde adjuvan tedavi
Pediyatrik hastalarda ( ≥6 yaş ) zonisamid etkililiği 207 hasta ile yürütülmüş ve maksimum 24 haftalık tedavi içeren çift kör, plasebo kontrollü çalışmada gösterilmiştir. 12 haftalık sabit doz periyodunda nöbet sıklığında başlangıca göre en az %50 azalma, zonisamid ile tedavi gören hastaların %50 ve plasebo uygulanan hastaların %31’inde saptanmıştır.
Pediyatrik çalışmalarda karşılaşılan özel güvenlilik konular ı şunlardır: iştah azalması ve kilo kaybı, bikarbonat seviyesinde düşüş, böbrek taşı riskinde artış ve dehidratasyon. Tüm bu etkiler ve özellikle kilo kaybı büyüme ve gelişmeyi olumsuz etkileyebilir ve genel anlamda sağlığın bozulmasına yol açabilir. Tüm bunlar düşünüldüğünde, büyüme ve gelişme üzerindeki uzun süreli etkilerine ilişkin veriler sınırlıdır.
Emilim:
Zonisamid oral uygulamayı takiben tamamen emilir ve genellikle doruk serum veya plazma konsantrasyonlarına dozu takiben 2-5 saatte ulaşır. İlk geçiş mekanizmasının ihmal edilebilir olduğu düşünülmektedir. Mutlak biyoyararlanımı yaklaşık %100 olarak hesaplanmıştır. Doruk plazma ve serum konsantrasyonları gecikse de oral biyoyararlanımı yiyeceklerden etkilenmez. Zonisamid EAA ve Cmaks değerleri 100-800 mg arasında tek doz ve 100-400 mg arasında çoklu doz ardından doğrusal olarak artar. Kararlı durumdaki artış zonisamidin eritrositlere
doyurulabilir biçimde bağlanmasından dolayı doza göre beklenenden biraz daha yüksek olmuştur. Kararlı duruma 13 günde ulaşılmıştır. Tek doza kıyasla beklenene göre biraz daha fazla birikir.
Dağılım:
Zonisamid insan plazma proteinlerine %40-50 oranında bağlanır. İn vitro çalışmalarda bu durum diğer antiepileptik ilaçlardan (fenitoin, fenobarbiton, karbamazepin ve sodyum valproat) etkilenmemiştir. Erişkinlerde görünen dağılım hacminin yaklaşık 1.1 – 1.7 l/kg olması zonisamidin dokulara yaygın olarak dağıldığını göstermektedir. Eritrosit /plazma oranı düşük konsantrasyonlarda 15, yüksek konsantrasyonlarda yaklaşık 3’tür.
Biyotransformasyon:
Zonisamid esas olarak ana ilacın benzisoksal halkasının CYP3A4 tarafından redüktif ayrılması sonucu 2-sülfamoilasetilfenol (SMAP) oluşması ve N-asetilasyon ile metabolize olur. Ana ilaç ve SMAP ek olarak glukuronidasyona uğrar. Plazmada saptanamayan metabolitlerin antikonvülzan aktivitesi bulunmamaktadır. Zonisomidin kendi metabolizmasını indüklediğine dair bir kanıt bulunmamaktadır.
Eliminasyon:
Zonisamidin kararlı durumda görülen klerensi oral uygulamadan sonra 0.70 l/saat, terminal yarılanma ömrü CYP3A4 indükleyicilerin yokluğunda yaklaşık 60 saattir. Eliminasyon yarılanma ömrü dozdan bağımsızdır ve tekrarlanan uygulamadan etkilenmez. Doz aralığında serum veya plazma konsantrasyonlarında dalgalanma düşüktür (<%30). Değişmeyen ilaç ve zonisamid metabolitleri esas olarak idrar ile atılır. Değişmemiş zonisamidin renal klerensi nispeten düşüktür (yaklaşık 3.5 ml/dak.); dozun yaklaşık %15-30’u değişmeden atılır.
Doğrusallık/ doğrusal olmayan durum:
Yaklaşık 8 hafta ile kararlı duruma ulaşıncaya kadar zonisamid maruziyeti zamanla artar.  Aynı doz düzeyi karşılaştırıldığında vücut ağırlığı daha fazla olan bireylerde kararlı durum konsantrasyonlarının daha düşük olduğu gözlenmiştir ancak bu etki nispeten orta derecelidir. Kararlı duruma ulaşılan dozlarda, yaş (≥ 12 yaş) ve cinsiyetin vücut ağırlığı ayarlaması ardından epilepsi hastalarında zonisamid maruziyeti üzerinde belirgin bir etkisi bulunmamaktadır. CYP3A4 indükleyicileri dahil antiepileptik ilaçların herhangi birisi ile doz ayarlamasına ihtiyaç yoktur.
Zonisamid 28 günlük ortalama nöbet sıklığını azaltır ve bu azalma zonisamidin ortalama kan konsantrasyonu ile orantılıdır (log-lineer).
Farmakokinetik özelliklerde genç (21-40 yaş) ve yaşlılar arasında (65-75 yaş) klinik olarak anlamlı fark gözlenmemiştir.

Bir Yorum Yazın