VİLATİN 50 mg tablet

VİLATİN 50 mg için kısa bilgi ve prospektüs belgeleri ( Endikeleri, VİLATİN ne ilacıdır; ilaca başlamadan önce uyulması gerekenler, kullanımının emziren veya hamile olanlarda uygun olup olmadığı; etkileşme, sakıncaları; faydaları, saklama koşulları; kullanım şekli; dozu; istenmeyen etkilerde yapılacaklar ve tavsiyeler gibi VİLATİN 50 mg hakkında bilinmesi gereken hususları kapsar. )

VİLATİN 50 mg, sırasıyla; Sindirim Sistemi ve Metabolizma, Diyabet İlaçları, Oral Antidiyabetikler, Dipeptidil peptidaz 4 (DPP-4) inhibitörleri ve Vildagliptin şeklinde sınıflandırılmış olup, A10BH02 ATC koduyla İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumundaki ruhsatlı ilaçlar arasında yer alır. Eczaneden normal reçeteyle temin edebileceğiniz VİLATİN 50 mg, GENVEON İLAÇ SANAYİ firmasının ürünüdür.

VİLATİN 50 mg Tablet’e ait kullanım talimatı (ilaç prospektüsü)

Bir tablette vildagliptin (50 mg) etken madde  bulunur. Yardımcı maddeler ise;
•Yardımcı maddeler: Kroskarmeloz sodyum, polivinilprolidon K25, dikalsiyum fosfat
anhidrat, kolloidal silikon dioksit ve magnezyum stearat bileşenlerinden oluşmaktadır.
1. VİLATİN 50 mg Tablet nedir, ne için kullanılır?
VİLATİN tablet, ağız yolu ile kullanılan, kan şekerini düşüren ilaçlar olarak adlandırılan
bir ilaç grubuna dahildir. 28, 56 ve 180 tablet içeren blister ambalajlarda takdim edilmektedir. Her bir
tablet 50 mg vildagliptin etkin maddesi içerir.
VİLATİN tablet, yalnızca diyet ve egzersizle kontrol altına alınamayan şeker hastalığının
(Tip 2 diyabetin) tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Kan şeker düzeyinin kontrol altına
alınmasına yardım eder.
Şeker hastalığı (Tip 2 diyabet), vücudunuzun yeterli miktarda insülin üretemediği ya da
üretilen insülin doğru şekilde çalışmadığında gelişir. Hastalık ayrıca, çok fazla
glukagon adı verilen hormonun üretildiği durumlarda da gelişebilir.
2/7
İnsülin, özellikle yemeklerden sonra olmak üzere kanınızdaki şeker düzeyinin
düşürülmesine yardım eden bir maddedir. Glukagon, karaciğerde şeker üretimini
tetikleyerek kan şekeri düzeyinin yükselmesine neden olan bir maddedir. Bu
maddelerin her ikisi de pankreas tarafından üretilir.
VİLATİN, pankreasın daha fazla insülin ve daha az miktarda glukagon üretmesini
sağlar. Bu şekilde, kan şeker düzeyinin kontrol altında tutulmasına yardım eder.
VİLATİN ile tedavi görürken size önerilen diyet ve/veya egzersiz programına devam
etmeniz önemlidir.
2. VİLATİN’ i kullanmadan önce dikkat edilmesi gerekenler

VİLATİN’ i aşağıdaki durumlarda KULLANMAYINIZ
Eğer:
• Vildagliptine ya da VİLATİN’ in içerdiği yardımcı maddelerden herhangi birine
karşı aşırı duyarlılığınız (alerjiniz) varsa (yardımcı maddeler listesine bakınız).
VİLATİN’ i aşağıdaki durumlarda DİKKATLİ KULLANINIZ
Eğer:
• Orta derecede ya da ileri derecede böbrek hastalığınız varsa,
• Daha önce VİLATİN kullandıysanız ve yan etkiler (karaciğer hastalığı) nedeniyle
bırakmak zorunda kaldıysanız, yeniden VİLATİN kullanmamalısınız.
• Karaciğer hastalığınız varsa karaciğer fonksiyon testleri ve bozukluk oluşması
durumunda tedavi kesilmelidir.
• Diyaliz hastası iseniz,
• Kalp yetmezliğiniz varsa (Doktorunuz rahatsızlığınızın derecesine göre VİLATİN’ i
reçete edip etmeme kararı verecektir.)
• Şeker hastalığına bağlı deri yaraları, şeker hastalığının sık görülen sonuçlarından
biridir. Doktorunuz ya da hemşireniz tarafından verilen deri ve ayak bakımı
tavsiyelerine uyunuz. Ayrıca, VİLATİN kullanırken ortaya çıkan kabarcık ya da
ülserler konusunda özellikle dikkatli olmanız tavsiye edilmektedir.
• VİLATİN insülinin yerine geçemez. Dolayısıyla, tip I diyabetiniz (tip I şeker
hastalığı) varsa yani vücudunuz insülin üretmiyorsa.
Bu durumlar sizin için geçerli ise VİLATİN kullanmadan önce doktorunuzla,
eczacınızla veya diyabet hemşireniz ile görüşünüz.
Pankreatit (Pankreas iltihabı) ciddi, yaşamı tehdit eden tıbbi bir durum olabilir. Eğer
kusma ile birlikte olan veya olmayan ciddi ve inatçı karın ağrısı yaşarsanız
pankreatitiniz olabilir, VİLATİN’ i kesip doktorunuza başvurunuz.
3/7
DPP-4 inhibitörleri (kan şekerini düşüren ilaçlar olarak adlandırılan bir ilaç grubu) alan
hastalarda, şiddetli ve sakatlığa yol açabilen eklem ağrısına dair pazarlama sonrası
vakalar raporlanmıştır. Tedavi başlangıcından itibaren, semptomların başlama zamanı
bir gün ile yıllar arasında değişmiştir. İlaç bırakıldığında semptomların da ortadan
kalktığı ve hastalara aynı ilaç veya farklı bir DPP-4 inhibitörü yeniden verildiğinde
semptomların tekrar meydana geldiği görülmüştür. DPP-4 inhibitörleri, şiddetli eklem
ağrısının olası nedeni olarak düşünülmeli ve uygunsa ilaç bırakılmalıdır.
Bu uyarılar geçmişteki herhangi bir dönemde dahi olsa sizin için geçerliyse lütfen
doktorunuza danışınız.
VİLATİN’ in yiyecek ve içecek ile kullanılması
VİLATİN’ i aç ya da tok karnına alabilirsiniz.
Hamilelik
İlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
Hamileyseniz, hamile olduğunuzu düşünüyorsanız ya da hamile kalmayı planlıyorsanız
VİLATİN kullanmadan önce doktorunuza danışınız. Hamilelik sırasında VİLATİN
kullanmamalısınız.
Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza veya
eczacınıza danışınız.
Emzirme
İlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
VİLATİN’ in anne sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir. VİLATİN tedavisi
sırasında bebeğinizi emzirmemelisiniz.
Araç ve makine kullanımı
VİLATİN kullanırken baş dönmesi gelişebilir. Bu nedenle, araç veya makine
kullanmadan kaçınmalısınız.
VİLATİN’ in içeriğinde bulunan bazı yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
Uyarı gerektiren yardımcı madde içermemektedir.
Diğer ilaçlar ile birlikte kullanımı
Başka ilaçlar (örneğin tiyazidler, kortikosteroidler, tiroid hastalığı ilaçları ve sinir
sistemini etkileyen belirli bazı ürünler ile birlikte meglitinidler ve biguanidler
sınıfı olarak adlandırılan kan şekerini düşüren ilaçlar) alıyorsanız doktorunuz
VİLATİN dozunuzu değiştirmek isteyebilir.
Eğer reçeteli ya da reçetesiz herhangi bir ilacı şu anda kullanıyorsanız veya son
zamanlarda kullandınız ise lütfen doktorunuza veya eczacınıza bunlar hakkında bilgi
veriniz.

4/7
3. VİLATİN 50 mg Tablet nasıl kullanılır?
Uygun kullanım ve doz/uygulama sıklığı için talimatlar:
Kullanılması gereken VİLATİN dozu hastanın durumuna bağlı olarak değişir. Tam
olarak kaç tablet VİLATİN almanız gerektiğini doktorunuz size söyleyecektir.
Genellikle kullanılan VİLATİN dozu:
• VİLATİN’ i tek başına kullanıyorsanız sabah 50 mg ve akşam 50 mg olmak üzere
günde 100 mg
• Orta derecede ya da şiddetli böbrek hastalığınız varsa veya diyaliz tedavisi
alıyorsanız günde bir doz olmak üzere sabah 50 mg
VİLATİN’ i her gün, doktorunuzun size kullanmanızı söylediği süre boyunca
kullanmaya devam ediniz. Bu tedaviyi uzun bir süre devam ettirmeniz gerekebilir.
Doktorunuz tedavinin sizde istenen etkiyi sağlayıp sağlamadığını kontrol etmek
üzere durumunuzu düzenli olarak izleyecektir.
Doktorunuz size söylemedikçe VİLATİN kullanmayı bırakmayınız.
VİLATİN’ i ne kadar süreyle kullanacağınız konusunda sorularınız varsa, doktorunuza
danışınız.
Uygulama yolu ve metodu:
• VİLATİN yalnızca ağızdan kullanım içindir.
• Tabletleri bütün olarak, bir bardak su ile yutunuz. Tabletler çiğnenmemeli,
ezilmemeli ve bölünmemelidir.
• VİLATİN aç ya da tok karnına alınabilir.
Değişik yaş grupları:
Çocuklar ve ergenlerde kullanım:
VİLATİN’ in çocuklarda ve ergenlerde (18 yaşından küçüklerde) kullanılmasıyla ilgili
herhangi bir bilgi mevcut değildir. Bu nedenle VİLATİN’ in söz konusu hastalarda
kullanılması önerilmemektedir.
Yaşlılarda kullanım:
VİLATİN, 65 yaş ve üstü kişilerde erişkinlerdeki ile aynı dozda kullanılabilir.
Doktorunuz ayrı bir tavsiyede bulunmadıkça, bu talimatları takip ediniz.
Doktorunuz VİLATİN ile tedavinizin ne kadar süreceğini size bildirecektir. Tedaviyi
erken kesmeyiniz, çünkü VİLATİN tedavisini durdurmak hastalığınızın daha kötüye
gitmesine neden olabilir.
5/7
VİLATİN için özel kullanım uyarıları
Hafif derecede böbrek yetmezliği olan hastalarda doz ayarlaması gerekli değildir.
Orta ya da ileri derecede böbrek yetmezliği ya da son dönem böbrek yetmezliği
(ESRD) bulunan hemodiyaliz hastalarında önerilen VİLATİN dozu, günde bir defa
50 mg’dır.
Karaciğer yetmezliği olan hastalarda VİLATİN kullanılması önerilmez.
Doktorunuz ayrı bir tavsiyede bulunmadıkça, bu talimatları takip ediniz.
Eğer VİLATİN’ in etkisinin çok güçlü veya zayıf olduğuna dair bir izleniminiz var ise
doktorunuz veya eczacınız ile konuşunuz.

Kullanmanız gerekenden daha fazla VİLATİN kullandıysanız:
VİLATİN’ den kullanmanız gerekenden fazlasını kullanmışsanız bir doktor veya eczacı
ile konuşunuz.
VİLATİN’ i kullanmayı unutursanız:
İlacınızı her gün aynı saatlerde, tercihen sabahları almanız önerilir. VİLATİN
almayı unutursanız, anımsar anımsamaz alınız. Bunun ardından bir sonraki dozu
gereken zamanda alınız. Ancak ilacı almayı unuttuğunuzu, bir sonraki dozun alınma
saatine çok yakın bir saatte anımsarsanız, unuttuğunuz dozu almayınız.
Unutulan dozları dengelemek için çift doz almayınız.
VİLATİN ile tedavi sonlandırıldığında oluşabilecek etkiler
VİLATİN tedavisini durdurmak hastalığınızın daha kötüye gitmesine neden olabilir.
Doktorunuz tarafından belirtilmedikçe, tedaviyi durdurmayınız.
4. İlacın olası yan etkileri
Tüm ilaçlar gibi VİLATİN’ in içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde
yan etkiler olabilir.
Yan etkiler aşağıdaki kategorilerde gösterildiği şekilde sıralanmıştır:
Çok yaygın : 10 hastanın 1’inden fazla görülebilir.
Yaygın : 10 hastanın birinden az fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilir.
Yaygın olmayan : 100 hastanın birinden az fakat 1000 hastanın birinden fazla
görülebilir.
Seyrek : 1.000 hastanın birinden az fakat 10.000 hastanın birinden fazla
görülebilir.
Çok seyrek : 10.000 hastanın birinden az görülebilir.
Bilinmeyen : Eldeki veriler ile belirlenemeyecek kadar az hastada görülebilir.
Acil dikkat gerektiren bazı tıbbi belirtiler:
VİLATİN tek başına kullanıldığında oluşabilecek yan etkiler:
Seyrek:
• Anjiyoödem olarak adlandırılan ciddi alerjik bir reaksiyona işaret eden, yüzde, dilde
ya da boğazda şişme, yutkunma zorluğu, solunum güçlüğü, aniden başlayan döküntü
ya da kurdeşen
• Karaciğer hastalığına (hepatit) işaret eden, gözlerde ve/veya deride sarı renk,
mide bulantısı, iştah kaybı ya da idrar renginde koyulaşma
• Şiddetli üst karın ağrısı (olası iltihaplı pankreas belirtisi)
• Baş ağrısı, uyuklama hali, güçsüzlük, sersemlik, zihin karışıklığı, çabuk öfkelenme,
açlık hissi, hızlı nabız, terleme, asabi hissetme (‘hipoglisemi’ adı verilen kanda kan
şekeri düşüklüğünün olası semptomları)
Bu belirtiler görüldüğünde lütfen VİLATİN almayı durdurunuz ve doktorunuzla
konuşunuz.
VİLATİN tek başına kullanıldığında oluşabilecek yan etkiler :
Yaygın:
• Sersemlik hali
Yaygın olmayan:
• Baş ağrısı
• Kabızlık
• Ellerde, ayak bileklerinde ya da ayaklarda şişme (ödem),
• Eklem ağrısı
• Kan şekeri düzeyinde azalma
Çok seyrek:
• Boğaz ağrısı
• Burun akıntısı
• Ateş
Ürün pazara sunulduktan sonra aşağıdaki yan etkiler bildirilmiştir:
Bilinmiyor (Eldeki veriler ile sıklığı belirlenemiyor):
• Kaşıntılı kurdeşen
• Pankreas iltihabı
• Derinin soyulmuş olduğu alanlar ve kabarcıklar
• Kas ağrısı
Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız
doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz.
Yan etkilerin raporlanması
Kullanma Talimatında yer alan veya almayan herhangi bir yan etki meydana gelmesi
durumunda hekiminiz, eczacınız veya hemşireniz ile konuşunuz. Ayrıca karşılaştığınız
yan etkileri www.titck.gov.tr sitesinde yer alan “İlaç Yan Etki Bildirimi” ikonuna
tıklayarak ya da 0 800 314 00 08 numaralı yan etki bildirim hattını arayarak Türkiye
Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM)’ne bildiriniz. Meydana gelen yan etkileri bildirerek
kullanmakta olduğunuz ilacın güvenliliği hakkında daha fazla bilgi edinilmesine katkı
sağlamış olacaksınız.
5. VİLATİN Tablet’in saklanması:
VİLATİN’ i 25 °C’nin altındaki oda sıcaklığında, ambalajında ve çocukların göremeyeceği, erişemeyeceği yerlerde saklayınız.
Ambalaj üzerindeki son kullanma tarihinden sonra VİLATİN’ i kullanmayınız. Son kullanma tarihi ile uyumlu olarak kullanılmalıdır.
Eğer ambalajın hasar görmüş olduğunu fark ederseniz VİLATİN’ i kullanmayınız.
Son kullanma tarihi geçmiş veya kullanılmayan ilaçları çöpe atmayınız! Çevre ve
Şehircilik Bakanlığınca belirlenen toplama sistemine veriniz.
Ruhsat sahibi: GENERİCA İlaç San. ve Tic. A.Ş.
Maslak-Sarıyer/İSTANBUL
Üretim yeri: SANOVEL İlaç San. ve Tic. A.Ş.
Silivri – İstanbul
Bu kullanma talimatı 28/05/2020 tarihinde onaylanmıştır.

VİLATİN 50 mg tabletin kısa ürün bilgilendirmesi

2. KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİMİ:
Vildagliptin 50.00 mg etken madde;
Yardımcı maddeler:
Kroskarmeloz sodyum
Polivinilprolidon K25
Dikalsiyum fosfat anhidrat
Kolloidal silikon dioksit
Magnezyum stearat
3. FARMASÖTİK FORMU :
Tablet
Beyaz renkli, yuvarlak tabletler
4. KLİNİK ÖZELLİKLER
4.1. Terapötik endikasyonlar
VİLATİN, Tip 2 diyabet tedavisinde glisemik kontrolü arttırmak üzere diyet ve
egzersize ilave olarak endikedir.
VİLATİN, tek başına diyet ve egzersiz ile yeterli düzeyde kontrol edilemeyen ve
kontrendikasyon ya da intolerans nedeniyle metforminin uygun olmadığı hastalarda
monoterapi olarak kullanılır.
4.2. Pozoloji ve uygulama şekli
VİLATİN yetişkinlerde:
Monoterapi olarak kullanıldığında önerilen günlük doz 100 miligramdır.
100 miligramlık doz, sabah 50 mg’lık bir doz ve akşam 50 mg’lık bir doz olacak
şekilde kullanılır.
100 miligramdan daha yüksek dozlar önerilmemektedir.
Eğer bir VİLATİN dozu atlanırsa, hasta hatırlar hatırlamaz bu dozu almalıdır. Aynı
gün çift doz alınmamalıdır.
VİLATİN için önerilen doz günde 1 kere 50 mg veya günde 2 kere 50 mg’dır
(sabah 50 mg ve akşam 50 mg olmak üzere).
VİLATİN, oral kullanım içindir. Bütün halinde su ile yutulmalı; çiğnenmemeli, ezilmemeli ve
bölünmemelidir.
VİLATİN tablet, aç veya tok karnına, yemeklerle birlikte ya da ayrı olarak uygulanabilir
(ayrıca bkz. bölüm 5.2).
2/14
50 mg’lık doz günde bir kez sabah uygulanmalıdır.100 mg’lık doz, sabah ve akşam
olmak üzere 50 mg’lık iki doz halinde uygulanmalıdır.
Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:
Böbrek ve karaciğer yetmezliği:
Hafif derecede böbrek yetmezliği olan hastalarda (kreatinin klerensi ≥ 50 ml/dakika)
doz ayarlaması gerekli değildir. Orta ya da ileri derecede böbrek yetmezliği ya da son
dönem böbrek yetmezliği (ESRD) bulunan hemodiyaliz hastalarında önerilen doz,
günde bir defa 50 mg’dır.
VİLATİN, tedavi öncesinde alanin aminotransferaz (ALT) ya da aspartat
aminotransferaz (AST) düzeyleri normalin üst sınırının (ULN) > 2,5 katı olanlar da
dahil olmak üzere karaciğer yetmezliği olan hastalarda kullanılmamalıdır. (Bakınız
bölüm 4.4 ve 5.2).
Pediyatrik popülasyon:
Güvenlilik ve etkililik verilerinin eksikliği nedeniyle, VİLATİN  18 yaşın altındaki
hastalarda kullanılması tavsiye edilmez.
Geriyatrik popülasyon:
Vildagliptin ile tedavi edilen 65 yaş ve üzeri ile 75 yaş ve üzeri hastalar ve genç
hastalar arasında, genel güvenlilik, tolerabilite veya etkililik farkı gözlenmemiştir. Bu
nedenle, yaşlı hastalarda doz ayarlaması gerekli değildir (bkz. Bölüm 5.1 ve 5.2).
4.3. Kontrendikasyonlar
VİLATİN, vildagliptine veya yardımcı maddelerden herhangi birine karşı bilinen aşırı
duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir (bkz. Bölüm 6.1).
4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
Vildagliptin, insüline gereksinimi olan hastalarda insülin yerine kullanılamaz.
Vildagliptin, tip I diyabet hastalarında veya diyabetik ketoasidoz tedavisinde
kullanılmamalıdır.
Böbrek yetmezliği:
Terminal dönem böbrek hastalığı (ESRD) bulunan hemodiyaliz hastalarında sınırlı
deneyim bulunmaktadır. Bu nedenle, bu hastalarda vildagliptin dikkatle kullanılmalıdır.
Karaciğer yetmezliği:
Vildagliptin, tedavi öncesinde ALT ya da AST düzeyleri normalin üst sınırının
(ULN) > 2,5 katı olanlar da dahil olmak üzere karaciğer yetmezliği olan hastalarda
kullanılmamalıdır.
Karaciğer enzim takibi:
Nadir olarak (hepatit de dahil olmak üzere) karaciğerde fonksiyon bozukluğu vakaları
bildirilmiştir. Bu vakalarda hastalar genelde asemptomatik seyretmiş, klinik sekeller
gözlenmemiş ve karaciğer fonksiyon testleri (KFT), tedavi sonlandırıldıktan sonra
normal düzeylere dönmüştür. Vildagliptin tedavisine başlanmadan önce hastanın
başlangıçtaki değerlerinin bilinmesi amacıyla karaciğer fonksiyon testlerinin yapılması
gerekmektedir.
3/14
Vildagliptin ile tedavinin ilk yılında, karaciğer fonksiyonu üç aylık aralıklarla ve daha
sonra periyodik olarak izlenmelidir. Transaminaz düzeyleri yükselen hastalarda bu
bulgunun doğrulanması için ikinci bir karaciğer fonksiyon değerlendirmesi yapılmalı ve
daha sonra bu hastalar, anormallik(ler) normale dönünceye kadar sık sık karaciğer
fonksiyon testleri yapılarak izlenmelidir. AST ya da ALT düzeylerinde 3 x normalin üst
sınırı (ULN) ya da daha yüksek bir artış devam ettiği takdirde, vildagliptin tedavisinin
kesilmesi önerilmektedir.
Sarılık ya da karaciğerde fonksiyon bozukluğuna işaret eden diğer belirtilerin
görüldüğü hastalarda vildagliptin tedavisi sonlandırılmalıdır.
Vildagliptin tedavisinin sonlandırılması ve karaciğer fonksiyon testi (KFT)
normalizasyonundan sonra vildagliptin tedavisi yeniden başlatılmamalıdır.
Kalp yetmezliği :
New York Kalp Derneği (NYHA) fonksiyonel sınıfı I-III olan hastalar ile
gerçekleştirilen bir vildagliptin klinik çalışmasında, vildagliptin ile tedavinin, plasebo
ile karşılaştırıldığında, sol ventriküler fonksiyonda değişiklik ya da mevcut konjestif
kalp yetmezliğinde (KKY) kötüleşme ile ilişkili olmadığı gösterilmiştir. Vildagliptin
ile tedavi edilen NYHA fonksiyonel sınıf III hastalarda deneyim halen sınırlıdır ve
bulgular, kesin sonuçlara varılmasını engellemektedir (bkz. Bölüm 5.1).
NYHA fonksiyonel sınıf IV düzeyindeki hastalarda vildagliptin kullanımına ilişkin
deneyim bulunmamaktadır. Bu nedenle bu hastalarda vildagliptin kullanımı
önerilmemektedir.
Deri hastalıkları:
Klinik dışı toksikoloji çalışmalarında maymunların ekstremitelerinde kabarcık ve
ülserasyon da dahil olmak üzere deri lezyonları bildirilmiştir (bkz. bölüm 5.3). Klinik
çalışmalarda deri lezyonları artan bir insidansla gözlenmemiş olsa da, diyabetik deri
komplikasyonları olan hastalardaki deneyim sınırlıdır.
Bu nedenle, diyabetik hastanın rutin bakımıyla uyumlu olarak, kabarcık ya da
ülserasyon gibi deri hastalıklarının takibi önerilmektedir.
Pankreatit:
Pazarlama sonrası deneyimde akut pankreatite dair spontan yan etkiler rapor
edilmiştir. Hastalar akut pankreatitin karakteristik semptomları hakkında
bilgilendirilmelidir: inatçı, ciddi karın ağrısı
Vildagliptin tedavisi sonlandırıldıktan sonra pankreatitin rezolüsyonu gözlemlenmiştir.
Eğer pankreatitten şüpheleniliyorsa, vildagliptin ve diğer potansiyel şüpheli
ilaçlarla tedavi sonlandırılmalıdır.
Artralji:
DPP-4 inhibitörleri alan hastalarda, şiddetli ve sakatlığa yol açabilen artraljiye dair
pazarlama sonrası vakalar raporlanmıştır. Tedavi başlangıcından itibaren,
semptomların başlama zamanı bir gün ile yıllar arasında değişmiştir. İlaç
bırakıldığında semptomların da ortadan kalktığı ve hastalara aynı ilaç veya farklı bir
DPP-4 inhibitörü yeniden verildiğinde semptomların tekrar meydana geldiği
görülmüştür. DPP-4 inhibitörleri, şiddetli eklem ağrısının olası nedeni olarak
düşünülmeli ve uygunsa ilaç bırakılmalıdır.
4/14
4.5. Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri
Vildagliptinin birlikte uygulanan tıbbi ürünlerle etkileşime girme potansiyeli
düşüktür. Vildagliptin sitokrom P (CYP) 450 enzim substratı olmadığından ve CYP
450 enzimlerini inhibe etmediğinden ya da indüklemediğinden, bu enzimlerin
substratı, inhibitörü ya da indükleyicisi olan etkin maddelerle etkileşmesi olası
değildir.
Digoksin (P-glikoproteinleri substratı), varfarin (CYP2C9 substratı):
Sağlıklı gönüllülerle gerçekleştirilen klinik çalışmalarda klinik olarak anlamlı hiçbir
farmakokinetik etkileşim gözlenmemiştir. Ancak, bu sonuç hedef popülasyonda
gösterilmemiştir.
Amlodipin, ramipril, valsartan ya da simvastatin ile kombinasyon:
Sağlıklı gönüllülerde amlodipin, ramipril, valsartan ve simvastatin ile ilaç-ilaç
etkileşimi çalışmaları yürütülmüştür. Bu çalışmalarda, vildagliptin ile birlikte
uygulamadan sonra klinik olarak anlamlı hiçbir farmakokinetik etkileşim
gözlenmemiştir.
Vildagliptinin hipoglisemik etkisi, meglitinidler ve biguanidler sınıfından oral
antidiyabetik tıbbi ürünlerde olduğu gibi, aralarında tiyazidlerin, kortikosteroidlerin,
tiroid ilaçlarının ve sempatomimetiklerin de bulunduğu belirli etkin maddeler
tarafından azaltılabilir.
Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:
Özel popülasyonlara ilişkin veri bulunmamaktadır.
Pediyatrik popülasyon:
Pediyatrik popülasyona ilişkin veri bulunmamaktadır.
4.6. Gebelik ve laktasyon
Genel tavsiye:
Gebelik kategorisi: C
Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon):
Vildagliptin tedavisi sırasında çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlara etkili
bir doğum kontrol yöntemi kullanmaları önerilmelidir.
Gebelik dönemi:
Vildagliptinin gebe kadınlarda kullanımına ilişkin yeterli veri mevcut değildir.
Hayvanlarda yapılan çalışmalarda yüksek dozlarda, üreme toksisitesi gözlenmiştir.
(bkz. Bölüm 5.3.).
İnsanlara yönelik potansiyel risk bilinmemektedir.
İnsanlar üzerindeki kullanımına ilişkin yeterli veri bulunmadığından, vildagliptin
gebelik sırasında kullanılmamalıdır.
5/14
Laktasyon dönemi:
Vildagliptinin insan sütüyle atılıp atılmadığı bilinmemektedir. Hayvanlar üzerinde
yapılan çalışmalar, vildagliptinin sütle atıldığını göstermektedir. VİLATİN emzirme
döneminde kullanılmamalıdır.
Üreme yeteneği /Fertilite:
Sıçanlarda, insan dozunun 200 katına varan dozlar kullanılarak yapılan fertilite
çalışmaları, fertilitenin veya embriyonun erken dönemdeki gelişmesinin vildagliptine
bağlı olarak bozulduğunu gösteren hiçbir kanıt vermemiştir. Vildagliptinin insanlar
üzerindeki üreme yeteneğine ilişkin çalışma yapılmamıştır.
4.7. Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler
Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkilerle ilgili herhangi bir çalışma
yapılmamıştır. Bu nedenle istenmeyen etki olarak sersemlik hisseden hastalar araç
veya makine kullanmaktan kaçınmalıdır.
4.8. İstenmeyen etkiler
Güvenlilik profilinin özeti
Vildagliptinin (50 mg günde bir kez, 50 mg günde iki kez ve 100 mg günde bir kez)
güvenliliği ve tolerabilitesi, süreleri 12 ila >104 hafta arasında değişen faz II ve III 36
çalışmaya (3 açık etiketli çalışma dahil) katılan 11.000’in üzerindeki hastadan elde
edilen veriler birleştirilerek değerlendirilmiştir. Bu birleştirilmiş analizde kullanılan
çalışmalarda, vildagliptin monoterapi olarak değerlendirilmiştir. Vildagliptin almayan
hastalar (tüm karşılaştırma grubu) sadece plasebo veya metformin, TZD, SU, akarboz
veya insülin almıştır. Her bir endikasyon için istenmeyen ilaç etkilerinin sıklığının
hesaplanmasında, en az 12 hafta süreli pivotal, kontrollü çalışmalardan oluşan bir alt
kümenin güvenlilik verileri göz önünde bulundurulmuştur. Güvenlilik verileri,
vildagliptini monoterapi olarak alan, günlük 50 mg (günde bir kez) veya 100 mg
(günde iki kez 50 mg veya günde bir kez 100 mg) vildagliptin dozunun kullanıldığı
hastalardan elde edilmiştir.
Karşılaşılan advers olayların büyük bölümü hafif şiddette ve geçici olmuş, tedavinin
kesilmesini gerektirmemiştir. Advers reaksiyonlar ile yaş, cinsiyet, etnik köken,
maruziyet süresi ve günlük doz arasında herhangi bir ilişki saptanmamıştır.
Nadir olarak (hepatit de dahil olmak üzere) karaciğerde fonksiyon bozukluğu
bildirilmiştir. Bu vakalarda, hastalar genelde asemptomatik seyretmiştir, klinik
sekeller gözlenmemiş ve karaciğer fonksiyon testleri tedavi sonlandırıldıktan sonra
normal düzeylere dönmüştür. Kontrollü monoterapi ve 24 haftaya kadar sürebilen
ilave tedavi çalışmalarından elde edilen verilerde, ALT ya da AST’de ≥ 3 x
normalin üst sınırı (ULN) yükselmenin (en az iki ardışık ölçümde ya da son
tedavi vizitinde mevcut olarak sınıflandırılmıştır) görülme insidansı, günde bir
kez 50 mg vildagliptin, günde iki kez 50 mg vildagliptin ve tüm karşılaştırma ilaçları
için sırasıyla %0.2, %0.3 ve %0.2 olmuştur. Transaminazlardaki bu yükselmeler
genellikle asemptomatiktir, progresif değildir ve kolestaz ve sarılıkla bağlantısızdır.
Vildagliptin ile kontrollere benzer oranda nadir anjiyoödem vakaları bildirilmiştir.
Vakaların büyük çoğunluğu, vildagliptin bir anjiyotensin dönüştürücü enzim
inhibitörü (ACE-inhibitörü) ile kombinasyon olarak uygulandığında bildirilmiştir.
Olayların büyük çoğunluğu hafif şiddette olmuş ve devam eden vildagliptin tedavisi
sırasında ortadan kalkmıştır.
6/14
Çift kör çalışmalarda monoterapi olarak vildagliptin uygulanan hastalarda bildirilen
advers reaksiyonlar, MedDRA sistem organ sınıfına ve mutlak sıklık değerine göre
aşağıda listelenmiştir.
Her sistem organ sınıfı içinde advers ilaç reaksiyonları sıklıklarına göre sıralanmakta
olup en sık reaksiyonlar ilk olarak belirtilmektedir. Her sıklık gruplandırması içinde
advers ilaç reaksiyonları, azalan ciddilik derecesine göre sunulmaktadır.
Ayrıca, her bir advers ilaç reaksiyonuna karşılık gelen sıklık kategorisi, aşağıdaki
sisteme dayanmaktadır (CIOMS III):
çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100 ila <1/10); yaygın olmayan (≥1/1.000 ila
<1/100); seyrek (≥1/10.000 ila <1/1.000); çok seyrek (<1/10.000), bilinmiyor (eldeki
verilerden hareketle tahmin edilemiyor)
Monoterapi
Vildagliptinle yapılan kontrollü monoterapi çalışmalarında advers reaksiyonlar
nedeniyle çalışmadan ayrılmaların genel insidansı, plasebo (%0.6) ya da
komparatörlerle (%0.5) karşılaştırıldığında günde 100 mg dozlarda vildagliptin (%0.3)
ile tedavi edilmiş hastalar için daha yüksek olmamıştır.
Karşılaştırmalı ve kontrollü monoterapi çalışmalarında, günde 100 mg vildagliptin ile
tedavi edilen hastalarda hipoglisemi yaygın değildir ve görülme oranı %0.4
(1855’de 7) olmuştur; diğer yandan, aktif komparatör ya da plasebo ile tedavi edilen
gruplarda bu oran %0.2’dir (1082’de 2). Ciddi ya da şiddetli herhangi bir olay
bildirilmemiştir.
Klinik çalışmalarda, günde 100 mg vildagliptin monoterapisi uygulanan hastalarda,
başlangıca göre vücut ağırlığında değişiklik gözlenmemiştir (vildagliptin ve plasebo
için sırasıyla -0.3 kg ve -1.3 kg).
Çift kör çalışmalarda monoterapi olarak günde 100 mg vildagliptin almış
hastalarda bildirilen advers reaksiyonlar (N=1855):
Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar
Çok seyrek: Üst solunum yolu enfeksiyonu, nazofarenjit
Metabolizma ve beslenme hastalıkları
Yaygın olmayan: Hipoglisemi
Sinir sistemi hastalıkları
Yaygın: Sersemlik
Yaygın olmayan: Baş ağrısı
Vasküler hastalıklar
Yaygın olmayan: Periferik ödem
Gastrointestinal hastalıklar
Yaygın olmayan: Konstipasyon
Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları
Yaygın olmayan: Artralji
7/14
2 yıl kadar süren klinik çalışmalarda, vildagliptin monoterapisi ile güvenlilik
sinyalleri veya öngörülmeyen riskler gözlenmemiştir.
Pazarlama sonrası deneyim:
Aşağıdaki istenmeyen etkiler vildagliptin ile pazarlama sonrası deneyimden spontan
vaka raporları ve literatür olguları yoluyla toplanmıştır. Bu etkiler belirli olmayan
büyüklükteki bir popülasyondan gönüllü olarak rapor edildiğinden, sıklıklarını tahmin
etmek mümkün olamamaktadır. Bu nedenle, “sıklığı bilinmeyen” şeklinde kategorize
edilmiştir.
Gastrointestinal hastalıklar
Bilinmiyor: Pankreatit
Hepato-bilier hastalıklar
Bilinmiyor: Hepatit (İlacın kesilmesi ile geri dönen), anormal karaciğer fonksiyon
testleri (İlacın kesilmesi ile geri dönen)
Deri ve deri altı doku hastalıkları
Bilinmiyor: Ürtiker, kabarcıklar ya da eksfoliyatif cilt lezyonu
Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları
Bilinmiyor: Miyalji
Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması
Ruhsatlandırma sonrası şüpheli ilaç advers reaksiyonlarının raporlanması büyük önem
taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar/risk dengesinin sürekli olarak
izlenmesine olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers
reaksiyonu Türkiye Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM)’ne bildirmeleri gerekmektedir
(www.titck.gov.tr; e- posta: tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218
35 99).
4.9. Doz aşımı ve tedavisi
Vildagliptin ile doz aşımına ilişkin veriler sınırlıdır.
Belirtiler ve semptomlar:
Her tedavi grubunda 7-14 deneğin yer aldığı sağlıklı deneklere, art arda 10 güne varan
süreler boyunca günde bir defa 25, 50, 100, 200, 400, ve 600 mg vildagliptin
verilmiştir. Günde 200 mg’a kadar olan dozlar iyi tolere edilmiş; Olası doz aşımı
semptomları hakkındaki bilgiler, 10 gün boyunca vildagliptin verilen sağlıklı
gönüllüler üzerinde yürütülen, bir artan doz tolere edilebilirliği çalışmasından
alınmıştır. 400 mg dozda, 3 kas ağrısı vakası ve birer gönüllüde, hafif ve geçici
parestezi, ateş, ödem ve lipaz düzeylerinde geçici yükselme görülmüştür. 600 mg
dozunda, bir gönüllüde ellerde ve ayaklarda ödem kreatin fosfokinaz (CPK), aspartat
aminotransferaz (AST), C-reaktif protein (CRP) ve miyoglobin düzeylerinde artış
görülmüştür. Farklı üç gönüllünün ayaklarında ödem oluşmuş ve bunlardan ikisinde
parestezi de görülmüştür. Çalışmadaki tıbbi ürünün kesilmesinin ardından tüm
semptomlar ve laboratuvar anormallikleri tedavi gerektirmeksizin iyileşmiştir.
Tedavi:
Doz aşımı halinde, destekleyici tedavi önerilmektedir. Vildagliptin hemodiyaliz
yoluyla uzaklaştırılamaz. Diğer yandan, temel hidroliz metaboliti (LAY 151)
hemodiyalizle vücuttan uzaklaştırılabilir.
8/14
5. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER
5.1. Farmakodinamik özellikler
Farmakoterapötik grup: Diyabette kullanılan ilaçlar-Dipeptidil peptidaz-4 (DPP-4)
inhibitörleri
ATC kodu: A10BH02
Etki mekanizması: Adacıklar üzerinde uyarıcı etkiye sahip ilaçlar sınıfından olan
vildagliptin, güçlü ve seçici bir dipeptidil peptidaz 4 (DPP-4) inhibitörüdür.
Vildagliptin uygulaması, DPP-4 aktivitesinin hızlı ve tam olarak inhibe edilmesini
sağlar ve inkretin hormonlar GLP-1 (glukagon benzeri peptid 1) ve GIP (glukoza
bağımlı insülinotropik polipeptid)’in endojen açlık ve tokluk düzeylerini yükseltir.
Vildagliptin, inkretin hormonların endojen düzeylerini yükselterek beta hücrelerinin
glukoza duyarlılığını artırır; bu da glukoza bağımlı insülin salınımının yükselmesini
sağlar. Tip 2 diyabetli hastalarda günde 50-100 mg vildagliptin ile tedavi, HOMAβ (Homeostaz Modeli Değerlendirmesi-β), proinsülin/insülin oranı ve sık yapılan
öğün tolerans testinden alınan beta hücresi duyarlılığı ölçümleri gibi beta hücre
fonksiyonu belirteçlerinde anlamlı ölçüde iyileşme sağlamıştır. Diyabetik olmayan
(normal glisemik) kişilerde, vildagliptin insülin salınımını uyarmaz veya glukoz
düzeylerini düşürmez.
Vildagliptin aynı zamanda endojen GLP-1 düzeylerini yükselterek alfa hücrelerinin de
glukoza karşı duyarlılığını artırır; bu da kan glukoz düzeyine daha uygun glukagon
salınımına neden olur.
Hiperglisemi sırasında inkretin hormon düzeylerinin yükselmesine bağlı olarak
insülin/glukagon oranınındaki artışın fazla oluşu, açlık ve tokluk hepatik glukoz
üretiminde azalmaya ve dolayısıyla gliseminin azalmasına yol açar.
Artan GLP-1 düzeylerinin mide boşalmasını geciktirdiği bilinmektedir; diğer
yandan bu etki vildagliptin tedavisinde gözlenmemektedir.
Tip 2 diyabeti olan 15000’den fazla hasta 2 yıldan daha uzun süren çift kör
plasebo veya aktif-kontrollü klinik çalışmalara katılmıştır. Bu çalışmalarda,
vildagliptin 9000’den fazla hastaya günde bir kez 50 mg, günde iki kez 50 mg veya
günde bir kez 100 mg’lık dozlarda uygulanmıştır. 5000’den fazla erkek ve 4000’den
fazla kadın hasta günde bir kez vildagliptin 50 mg veya 100 mg almıştır. Günde bir
kez 50 mg veya 100 mg vildagliptin alan 1900’den fazla hastanın 65 yaş ve üzerinde
olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmalarda, vildagliptin tip 2 diyabeti olan, daha önce ilaç
almamış hastalarda monoterapi olarak veya diğer antidiyabetik tıbbi ürünlerle
hastalığı yeterli ölçüde kontrol altına alınamayan hastalarda kombinasyon halinde
uygulanmıştır.
Genel olarak, vildagliptin, monoterapi olarak verildiğinde, glisemik kontrolde
iyileşme sağlamıştır; bu durum çalışma son noktasında, HbA1C düzeylerinde
başlangıca göre klinik olarak anlamlı düşüşlerin ölçülmesiyle ortaya konulmuştur
(bkz. Tablo1).
Klinik çalışmalarda, vildagliptin kullanımı sonucunda HbA1C düzeylerinde görülen
azalmalar, başlangıçtaki HbA1C düzeyleri daha yüksek olan hastalarda daha fazla
olmuştur.
9/14
Kontrollü ve çift-kör olarak gerçekleştirilen 52 haftalık bir çalışmada, vildagliptin
(günde iki kez 50 mg) başlangıç HbA1C düzeyini -%1 düşürürken, metformindeki
azalma -%1.6 olarak gerçekleşmiştir (2 g/gün doza titre edilmiştir). İstatistiksel
olarak eşit etkililik değerine ulaşılamamıştır. Vildagliptin ile tedavi edilen hastalarda
bildirilen gastrointestinal advers reaksiyon insidansı, metformin ile tedavi edilenlere
göre anlamlı derecede düşük olmuştur.
Kontrollü ve çift-kör olarak gerçekleştirilen 24 haftalık bir çalışmada, vildagliptin
(günde iki kez 50 mg) rosiglitazon (günde bir kez 8 mg) ile karşılaştırılmıştır.
Başlangıçtaki ortalama HbA1C değeri %8.7 olan hastalarda elde edilen ortalama
azalma, vildagliptin ile tedavi edilenlerde -%1.20, rosiglitazon ile tedavi edilenlerde
de -%1.48 olarak saptanmıştır. Rosiglitazon verilen hastalarda ortalama vücut ağırlığı
artışı +1.6 kg olurken, vildagliptin verilen hastalarda vücut ağırlığı artışı olmamıştır (-
0.3 kg). Periferik ödem insidansı vildagliptin grubunda rosiglitazon grubuna kıyasla
daha düşük bulunmuştur (sırasıyla %2.1 ve %4.1).
2 yıl süren bir klinik çalışmada, vildagliptin (günde iki kez 50 mg) gliklazid (günde
320 mg’a kadar) ile karşılaştırılmıştır. Başlangıç değeri ortalama %8.6 olan HbA1c
düzeylerinde iki yıl sonra gözlenen ortalama düşüşler vildagliptin ile %-0.5, gliklazid
ile %-0.6 olmuştur. İstatistiksel non-inferiority saptanmamıştır. Hipoglisemik
olaylarla ilişki oranının vildagliptin ile (%0.7), gliklazid (%1.7) kıyasla daha düşük
olduğu görülmüştür.
24 haftalık çift-kör, plasebo kontrollü bir çalışmada, günde bir kez 50 mg vildagliptin
kullanımında şiddetli böbrek yetmezliği olan hastalarda ortalama % 7.7 olan başlangıç
HbA1c değeri, % -0,88 ve orta şiddetli böbrek yetmezliği olan hastalarda ortalama %
7.9 olan başlangıç değeri, % -0.74 oranında azalmıştır. Vildagliptin plasebo ile
karşılaştırıldığında HbA1c değerini plaseboya göre anlamlı düşürdüğü saptanmıştır.
(plasebo grubundaki orta ve şiddetli böbrek yetmezliği olan hastalarda azalma, aynı
ortalama başlangıç değerlerinde sırasıyla %-0.21- ve %-0.32- şeklindedir.).
Tablo 1: Plasebo kontrollü monoterapi çalışmalarında vildagliptin ile elde edilen
temel etkililik sonuçları (primer etkililik ITT popülasyonu)
Plasebo kontrollü
monoterapi çalışmaları
Başlangıçtaki
ortalama
HbA1c (%)
24. haftada
HbA1c’de
başlangıca göre
ortalama değişim
(%)
24. haftada
HbA1c’de
plaseboya göre
düzeltilmiş
ortalama
değişim (%)
(%95 GA)
Çalışma 2301: Günde bir
kez vildagliptin 50 mg
(N=104)
8.2 -0.8 -0.5* (-0.8, -0.1)
Çalışma 2301: günde iki kez
vildagliptin 50 mg (N=90)
8.6 -0.8 -0.5* (-0.8,-0.1)
Çalışma 2384: günde iki kez
vildagliptin 50 mg (N=79)
8.4 -0.7 -0.7* (-1.1,-0.4)
* p< 0.05, plasebo karşısında
GA: Güven aralığı
10/14
Tip 2 diyabetli ve konjestif kalp yetmezlikli (NYHA sınıf I-III) hastalarda, 52 haftalık
çok merkezli, randomize, çift kör gerçekleştirilen çalışmada; günde iki kez 50 mg
vildagliptinin (N=128) plasebo (N=126) ile karşılaştırmada sol ventriküler ejeksiyon
fonksiyonu (SVEF) üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Vildagliptinin sol ventriküler
fonksiyonda değişiklik ya da mevcut KKY’de kötüleşme ile ilişkili olmadığı
görülmüştür. Kardiyovasküler olayların genel olarak dengeli olduğu hükmüne
varılmıştır. Vildagliptin ile tedavi edilen NYHA sınıf III kalp yetmezlikli hastalarda
kardiyak olaylar plasebo ile karşılaştırıldığında hafif oranda daha fazla olmuştur.
Bununla birlikte, başlangıçta plasebo lehine olan KV riskteki dengesizlikler ve düşük
olay sayısı kesin sonuçlara varılmasını engellemektedir.
Plasebo ile karşılaştırıldığında vildagliptin HbA1c’yi, ortalama %7.8’lik başlangıç
değerinden anlamlı oranda düşürmüştür (%0.6 fark). Genel popülasyonda hipoglisemi
insidansı vildagliptin ve plasebo gruplarında sırasıyla %4.7 ve %5.6 olmuştur.
En uzunu iki yılın üzerinde süren 25 adet faz III klinik çalışmadan, bağımsız ve
prospektif olarak kararlaştırılmış kardiyovasküler olayların bir meta analizi
gerçekleştirilmiştir. Bu meta analizde, vildagliptin ile tedavi edilen tip 2 diyabetli
8956 hasta yer almıştır ve analiz vildagliptin tedavisinin kardiyovasküler riskte artış
ile ilişkili olmadığını göstermiştir. Kararlaştırılan Kardiyo Serebro Vasküler (KSV)
olayların [akut koroner sendrom (AKS), inme veya KSV ölüm] birleşik sonlanım
noktası, kombine aktif ve plasebo komparatörleri ile karşılaştırıldığında vildagliptin
için benzerdir. [Mantel– Haenszel risk oranı 0.84 (%95 güven aralığı 0.63-1.12)]
vildagliptinin kardiyovasküler güvenliliğini desteklemektedir.Toplamda vildagliptin
grubunda 8956 hastanın 99’u, karşılaştırma grubunda ise 6061 hastanın 91’i bir olay
bildirmiştir.
5.2. Farmakokinetik özellikler
Genel Özellikler:
Emilim:
Aç karnına oral olarak alınan vildagliptin, hızla emilir ve doruk plazma
konsantrasyonuna 1.7nci saatte ulaşır. Besinlerle birlikte alınması doruk plazma
konsantrasyon düzeyine ulaşmasını geciktirerek 2.5 saate çıkarır; diğer, yandan toplam
maruziyet değeri EAA (eğri altı alan) değişmez. Vildagliptinin besinlerle birlikte
uygulanması Cmaks değerini açlık durumundaki dozuna kıyasla düşürmüştür (%19).
Ancak, değişimin büyüklüğü klinik olarak anlamlı olmadığından vildagliptin
besinlerle birlikte ya da tek başına verilebilir. Mutlak biyoyararlanım %85’tir.
Dağılım:
Vildagliptin’in plazma proteinlerine bağlanma oranı düşüktür (%9.3) ve vildagliptin,
plazma ve eritrositler arasında eşit olarak dağılır. İntravenöz uygulama sonrası kararlı
durumda, vildagliptinin ortalama dağılım hacmi (Vss) 71 litredir; bu durum
ekstravasküler dağılımı düşündürür.
Biyotransformasyon:
Metabolizma insanlarda vildagliptinin majör eliminasyon yoludur ve dozun %69’unu
kapsar. Siyano kısmının hidrolizi sonucunda oluşan temel metabolit (LAY 151)
farmakolojik olarak inaktiftir ve dozun %57’sini oluşturur; bunu amid grubunun
hidroliz ürünü izler (dozun %4’ü).
11/14
İnsan böbrek mikrozomları üzerinde gerçekleştirilen in vitro çalışmalardan elde
edilen veriler, böbreklerin, vildagliptinin temel inaktif metaboliti LAY151’in
hidrolizine katkıda bulunan en önemli organlardan biri olabileceğine işaret
etmektedir. DPP-4 enziminin bulunmadığı sıçanlar üzerinde yapılan bir in vivo
çalışmada, DPP-4’ün vildagliptin hidrolizine kısmen katkıda bulunduğu
gösterilmiştir. Vildagliptin, sitokrom P450 enzimleriyle neredeyse hiç metabolize
olmaz. Bu nedenle, vildagliptinin metabolik klerensinin CYP 450 inhibitörleri
ve/veya indüktörlerinden olan ilaçlardan etkilenmesi beklenmemektedir.
Vildagliptinin sitokrom P450 enzimlerinin inhibisyonuna veya indüksiyonuna yol
açmadığı in vitro çalışmalarda gösterilmiştir. Bu nedenle, vildagliptinin CYP 1A2,
CYP 2C8, CYP 2C9, CYP 2C19, CYP 2D6, CYP 2E1 ya da CYP 3A4/5 ile
metabolize olan diğer ilaçların metabolik klerensini etkilemesi olasılığı yoktur.
Eliminasyon:
[
14C] vildagliptinin oral yoldan uygulanmasını takiben, dozun yaklaşık %85’i idrarla
atılır ve dozun %15’i dışkıda bulunur. Oral uygulamadan sonra dozun %23’ü,
değişikliğe uğramamış vildagliptin olarak böbrekler yoluyla dışarı atılır. Sağlıklı
olgularda intravenöz uygulamanın ardından, vildagliptinin total plazma ve renal
klerensi, sırasıyla saatte 4 litre ve saatte 13 litredir. İntravenöz uygulama sonrası
ortalama eliminasyon yarı-ömrü, yaklaşık 2 saattir. Oral uygulamadan sonraki
eliminasyon yarı-ömrü yaklaşık 3 saattir.
Doğrusallık / doğrusal olmayan durum:
Vildagliptin, %85 mutlak oral biyoyararlanım ile hızla emilir.
Vildagliptinin doruk plazma konsantrasyonları ve plazma konsantrasyonu-zaman eğrisi
altında kalan alan (EAA) değerleri, terapötik doz aralığında yaklaşık olarak dozla
hemen hemen orantılı olarak yükselmiştir.
Hastalardaki karakteristik özellikler
Böbrek yetmezliği:
Hafif, orta ve şiddetli böbrek yetmezliği olan hastalarda, normal sağlıklı gönüllülerle
karşılaştırıldığında vildagliptinin EAA değeri ortalama olarak sırasıyla 1.4, 1.7 ve 2 kat
artmıştır. Sağlıklı gönüllüler ile karşılaştırıldığında hafif, orta ve şiddetli böbrek
yetmezliği olan hastalarda metabolit LAY151’nin EAA değeri sırasıyla 1.6, 3.2 ve 7.3
kat ve BQS867’nin EAA değeri sırasıyla 1.4, 2.7 ve 7.3 kat artmıştır. Son dönem
böbrek yetmezliği (ESRD) bulunan hastalardaki sınırlı veriler vildagliptin
maruziyetinin, şiddetli böbrek yetmezliği olan hastalar ile benzer olduğuna işaret
etmektedir. ESRD hastalarında LAY151 konsantrasyonları, şiddetli böbrek yetmezliği
bulunan hastalara kıyasla yaklaşık 2-3 kat daha yüksek bulunmuştur. Böbrek yetmezliği
olan hastalarda dozaj ayarlaması gerekli olabilir (bkz. bölüm 4.2).
Vildagliptin hemodiyaliz ile sınırlı miktarda uzaklaştırılmıştır (dozdan 4 saat sonra
başlatılan 3-4 saatlik hemodiyaliz seansında %3).
12/14
Karaciğer yetmezliği:
Karaciğer yetmezliğinin vildagliptinin farmakokinetik özellikleri üzerindeki etkisi,
Child- Pugh skorlamasına göre hafif, orta derecede ve ileri derecede (hafif için 6, ileri
derece için 12 puan aralığında) karaciğer yetmezliği olan hastalarda, sağlıklı
gönüllülerle karşılaştırılarak incelenmiştir. Hafif ve orta şiddette karaciğer
yetmezliği olan hastalarda tek bir vildagliptin (100 mg) dozundan sonra maruziyet
azalmış (sırasıyla %20 ve %8), ileri derecede karaciğer yetmezliği olan hastalarda ise
maruziyet %22 artmıştır. Vildagliptin maruziyetindeki maksimum değişiklik (azalma
ya da artma) yaklaşık ~%30 dolaylarında olduğundan, klinik olarak anlamlı
olmadığı kabul edilmiştir. Karaciğer hastalığının şiddetiyle, vildagliptin
maruziyetindeki değişiklikler arasında korelasyon belirlenmemiştir.
Pediyatrik hastalar:
Bu hastalara ait herhangi bir farmakokinetik veri bulunmamaktadır.
Yaşlılar:
Sağlıklı yaşlı gönüllülerde (≥70 yaş) vildagliptinin genel maruziyeti (günde bir defa
100 mg) %32 oranında artmış ve genç sağlıklı olgularla (18-40 yaş) kıyaslandığında
doruk plazma konsantrasyonunda %18 artış olmuştur. Fakat bu değişiklikler de
klinik olarak anlamlı değildir. Vildagliptin tarafından DPP-4 inhibisyonu yaştan
etkilenmemiştir.
Cinsiyet:
Geniş bir yaş ve vücut kitle endeksi (BMI) aralığında olan sağlıklı kadın ve erkek
gönüllüler arasında, vildagliptinin farmakokinetik özellikleri açısından klinik olarak
anlamlı hiçbir fark gözlenmemiştir. DPP-4’ün vildagliptin tarafından inhibisyonu
cinsiyetten etkilenmez.
Irk:
Eldeki sınırlı verilere göre, ırksal farklılıklar vildagliptinin farmakokinetik özellikleri
üzerinde önemli bir etki yapmamaktadır.
5.3. Klinik öncesi güvenlilik verileri
Köpeklerde, herhangi bir etkinin görülmediği 15 mg/kg’lık dozda (Cmaks temel
alındığında insandaki maruziyetin 7 katı) intrakardiyak impuls iletim gecikmeleri
gözlenmiştir.
Sıçanlarda ve farelerde, akciğerde köpüksü alveoler makrofajların birikimi
gözlenmiştir. Sıçanlarda herhangi bir etkinin gözlenmediği doz 25 mg/kg (EAA temel
alındığında insandaki maruziyetin 5 katı), farelerde ise 750 mg/kg (insandaki
maruziyetin 142 katı) olarak saptanmıştır.
Köpeklerde, özellikle yumuşak dışkı, mukoid dışkı, ishal ve yüksek dozlarda kanlı
dışkı olmak üzere gastrointestinal semptomlar gözlenmiştir. Herhangi bir etkinin
görülmediği düzey saptanmamıştır.
Konvansiyonel in vitro ve in vivo genotoksisite testlerinde vildagliptin mutajenik
bulunmamıştır.
13/14
Sıçanlarda yapılan fertilite ve erken embriyonik gelişim çalışmasında, vildagliptine
bağlı olarak fertilite, üreme performansı veya erken embriyonik gelişimde bozulma
kanıtlanmamıştır. Sıçanlarda ve tavşanlarda embriyo fetal toksisite
değerlendirilmemiştir. Sıçanlarda maternal vücut ağırlığı parametrelerinde azalışa
bağlı olarak dalgalı kaburga (wavy ribs)’ların insidansında artış herhangi bir etkinin
gözlenmediği 75 mg/kg doz ile saptanmıştır (insan maruziyetinin 10 katı).
Tavşanlarda, gelişimde gecikme göstergesi olan iskelet varyasyonları ve fetal ağırlıkta
azalma, yalnızca şiddetli maternal toksisite varlığında herhangi bir etkinin
gözlenmediği 50 mg/kg doz ile saptanmıştır (insandaki maruziyetin 9 katı).
Sıçanlarda, doğum öncesi ve doğum sonrası gelişimle ilgili bir çalışma yapılmıştır.
≥150 mg/kg dozlarda yalnızca maternal toksisite ile ilişkili olarak bulgular
gözlenmiştir; bu anormallikler, F1 jenerasyonunda motor aktivitede azalma ve vücut
ağırlığında geçici bir azalmayı da içermektedir.
Sıçanlarda 2 yıl süren bir karsinojenisite çalışması yapılmıştır; bu çalışmada sıçanlara
900 mg/kg’a (önerilen en yüksek doz, insanlardaki maruziyetin yaklaşık 200 katı)
kadar çıkabilen oral dozlar uygulanmıştır. Tümör insidansında vildagliptin ile
ilişkilendirilebilen hiçbir artış gözlenmemiştir. 2 yıl süren bir başka karsinojenisite
çalışması da fareler üzerinde gerçekleştirilmiştir; bu çalışmada farelere 1000 mg/kg’a
kadar çıkabilen oral dozlar uygulanmıştır. Herhangi bir etkinin gözlenmediği 500
mg/kg (insanlardaki maruziyetin 59 katı) ve 100 mg/kg (insanlardaki maruz kalımın
16 katı) dozlarında, sırasıyla meme adenokarsinom insidansı ve hemanjiyosarkom
insidansı yükselmiştir. Vildagliptin ve temel metabolitinin genotoksisite özelliğinin
olmaması, tümörlerin yalnızca tek bir türde ortaya çıkması ve tümörlerin yüksek
sistemik maruziyet oranlarında ortaya çıkmış olması göz önüne alındığında, farelerde
tümör insidansının artmasının, insanlar için anlamlı bir riski ifade etmediği
düşünülmüştür.
Sinomolgus maymunlarında yapılan 13 haftalık bir toksikoloji çalışmasında, ≥5
mg/kg/gün dozlar deri lezyonlarına yol açmıştır. Bu lezyonlar sürekli olarak
ekstremitelerde (eller, ayaklar, kulaklar ve kuyruk) gözlenmiştir. 5 mg/kg/gün
dozunda (100 mg dozunda insan EAA maruziyet düzeyine yaklaşık olarak eşdeğer)
yalnızca kabarcıklar gözlenmiştir. Bu lezyonlar, tedavinin devam etmesine rağmen
ortadan kalkmış ve histopatolojik anormalliklerle ilişkili olmadıkları saptanmıştır. ≥20
mg/kg/gün dozlarında (100 mg dozunda insan EAA maruziyet düzeyinin yaklaşık
olarak 3 katına eşdeğer), histopatolojik değişikliklerle uyumlu cilt pullanmaları, cilt
soyulmaları, kabuklanma ve kuyrukta yaralar – gözlenmiştir. ≥80 mg/kg/gün dozlarda
kuyrukta nekrotik lezyonlar gözlenmiştir. 160 mg/kg/gün doz ile tedavi edilen
maymunlarda, 4 haftalık iyileşme periyodunda cilt lezyonları geri dönüşlü olmamıştır.
14/14
6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLER
6.1. Yardımcı maddelerin listesi
Kroskarmeloz sodyum
Polivinilprolidon K25
Dikalsiyum fosfat anhidrat
Kolloidal silikon dioksit
Magnezyum stearat
6.2. Geçimsizlikler
Mevcut veri bulunmamaktadır.
6.3. Raf ömrü
24 ay
6.4. Saklamaya yönelik özel tedbirler
25 °C’nin altındaki oda sıcaklığında saklayınız.
6.5. Ambalajın niteliği ve içeriği
28, 56 ve 180 tablet içeren Al/Al blister ve karton kutu ambalaj
6.6. Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler
Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi Atıkların Kontrolü
Yönetmeliği” ve “Ambalaj ve Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmelik”lerine uygun
olarak imha edilmelidir.
7. RUHSAT SAHİBİ
GENERİCA İLAÇ SAN. VE TİC. A.Ş.
Maslak – Sarıyer/İSTANBUL
Tel : 0 212 376 65 00
Faks : 0 212 213 53 24
8. RUHSAT NUMARASI
2020/123
9. İLK RUHSAT TARİHİ/RUHSAT YENİLEME TARİHİ
İlk ruhsat tarihi: 28.05.20

VİLATİN 50 mg tablet de dahil olmak üzere hekimle görüşmeden rastgele ilaç almaktan sakınınız. Hekiminiz VİLATİN 50 mg tablet ‘i nasıl reçete ettiyse o şekilde kullanmanız gerekmektedir. Yanlış kullanım ve talimat dışı uygulamalar hastalığın seyrini olumsuz yönde  etkiler. Tedavi sürecinde lütfen hekiminizin direktiflerine uyunuz. VİLATİN 50 mg tablet ilaç ile tedaviniz yalnızca hekiminizin  kararıyla değiştirilmeli veya son verilmelidir.
VİLATİN 50 mg tablet size verilen dozlardan daha fazla kullanmanız ya da ilacı bırakmanız gerektiği söylendiği halde ısrarla ilaca devam etmeyi uzattığınız takdirde hastalığınızda  bir iyileşme sağlanmaz, aksine sağlığınız üzerinde ciddi zararları olur.

Yorum Yap