PROBLOK 100 mg Film Tablet

Endikasyon Bilgisi :

Metoprolol tartarat adlı etken maddeyi içinde bulunduran PROBLOK 100 mg Film Tablet, beta-blokörler grubundan bir ilaç olup, kan damarlarında gevşemeyi sağlar. Böylece toplar damarlarda kan basıncını, kalp atım hızını yavaşlatır. PROBLOK tablet, aşağıdaki rahatsızların tedavisinde faydalı etkiler gösterir:
—Hipertansiyonu tedavi etmek, egzersiz ile artan anjinayı (göğüs ağrısı) tedavi, kalp rahatsızlığı olsun veya olmasın düzensiz kalp atışlarının özellikle de kalbin hızlı çarpmasının tedavisi ve kalbin düzenli atmasını sürdürmek; aşırı çalışan tiroid bezinin tedavisine yardımcı olmak; migren atağı nüksünü önlemek; yüksek tansiyonu olanlarda yüksek kan basıncının neden olduğu kan kalp krizi, inme (felç) veya erken ölüm riskini azaltmak; geçirilmiş kalp krizi sonrasında kalbi korumak; sinirsel gerginlik durumlarında ve anksiyetede stres hormonlarının kalpteki etkisini azaltmak amacıyla kullanılmaktadır. PROBLOK Tablet’in nasıl etki gösterdiği ya da neden reçetenize yazıldığı hususunda herhangi bir sorunuz var ise; hekiminizin görüşünü alınız. PROBLOK tablet, yalnızca  hekim tarafından reçetelendirilir.

 

PROBLOK 100 mg Film Tablet Hakkında Bilinmesi Gereken Hususlar :

  1. İlacın etken maddesine karşı bir alerjiniz varsa bu ilacı kullanmanız önerilmez.
  2. Stres hormonlarının kalpteki etkisini azaltarak kalp atım hızının (nabzın) yavaşlamasını sağlayan bir ilaçtır.
  3. PROBLOK, size  sadece mevcut durumunuz için reçete edilmiştir, hiçbir zaman başka biriyle paylaşmayınız. Doktorunuz önermedikçe, başka rahatsızlıklarınız için kullanmayınız.
  4. Eğer, kalbiniz ile ilgili herhangi bir sorun  veya kalp atımlarınızda yavaşlama varsa ya da kan basıncınız düşükse, kan dolaşımı probleminiz veya akciğerleriniz ile ilgili problemleriniz varsa; kullanmayınız.
  5. Bazı durumlarda PROBLOK kullanımı özel dikkat gerektirir. Bundan dolayı herhangi bir sağlık sorununuz  özellikle kesik kesik topallamanın görüldüğü kan dolaşım bozukluğunuz varsa veya ileri derecede böbrek yetmezliğiniz, kendiliğinden gelişen kalp krampından kaynaklanan tipte göğüs ağrısı, metabolik asidoz,  astım hastalığınız veya akciğerleriniz ile ilgili herhangi bir probleminiz varsa; bu ilacı kullanmadan önce doktorunuzu durumunuz hakkında bilgilendiriniz.
  6. Eğer herhangi bir ameliyat veya diş ile ilgili bir operasyon geçirme durumunuz varsa, bu ilacı tam olarak ne kadar kullandığınızı  ameliyattan belli bir süre önce cerrahınıza veya diş hekiminize bildiriniz.
  7. Eğer bu ilacı yüksek tansiyon tedavisi  için kullanıyorsanız, kendinizi iyi hissetseniz bile kullanmaya devam ediniz. Yüksek tansiyon sıklıkla belirti göstermez. Kullanımını doktorunuza danışmadan bırakmayınız ve doz atlaması yapmayınız. İlacın alımını aniden durdurmak durumunuzu kötüleştirebilir.
  8. İlacın kullanımının üzerinizde etkisinin olumlu olup olmadığını anlamak için tansiyonunuzu düzenli olarak kontrol ettiriniz.
  9. Düzenli bir şekilde atlamadan kullanınız. İlacınız tamamen bitmeden doktorunuza tekrar  reçete ettirmelisiniz.
  10. Tedaviniz sırasında alkol kullanmaktan kaçınınız. Alkol ilacın olası yan etkilerini arttırabilir. Uyuklama, baş dönmesi artar ve tansiyonunuzu daha da düşürebilir.
  11. Yan etki olarak halsizlik ve baş dönmesi oluşabilir. Araç veya makine kullanmak gibi dinç ve uyanık olmayı gerektiren aktivitelerde dikkatli olunuz.
  12. Hamilelik döneminde ya da hamile kalmayı planlıyorsanız bu ilacı kullanmayınız. Eğer ilacın kullanımı sırasında hamile kalırsanız derhal doktorunuza durumu bildirmeli ve ilacın kullanımını durdurmalısınız. Anne karnındaki bebeğe zarar verebilir. Gebeliği önlemek için etkili bir doğum kontrol yöntemi kullanınız.  Emzirme döneminde doktorunuza danışmadan kullanmayınız.

 

PROBLOK 100 mg Film Tablet’in Kullanım Şekli :

  1. Doktorunuz bu ilacı nasıl reçete ettiyse o şekilde kullanmanız gerekmektedir. Tedavi süresince mutlaka doktorunuzun direktiflerine uyunuz. Yanlış kullanım ve talimat dışı uygulamalar hastalığın seyrini olumsuz etkiler, sağlığınıza zarar verir.
  2. İlacınızı bir bardak dolusu su  ile birlikte  alınız. Aç veya tok karnına alınabilir.
  3. Her gün aynı saatte almaya özen gösteriniz.

 

İlacın Olası Yan Etkileri

  1. Karın ağrısı, nefes almada güçlük, kurdeşen, yüzde, dudaklarda, dilde ve boğazda şişlik gibi bir durumda acilen doktorunuzu bilgilendiriniz.
  2. Kalp atışlarında yavaşlama, çarpıntı, ellerde ve ayaklarda soğukluk, baş ağrısı, baş dönmesi, sersemlik, mide bulantısı, kusma, ishal veya kabızlık, karın ağrısı ve halsizlik  yaygın görülen yan etkilerdir.

 

İlaç Etken Maddesi: Metoprolol tartarat
İlaç Marka İsmi: PROBLOK 100 mg Film Tablet

PROBLOK 100 mg Kullanma Talimatı(ilaç prospektüsü)
PROBLOK 100 mg Kullanma Talimatı(ilaç prospektüsü)

PROBLOK 100 mg kısa ürün bilgisi
4.1 Terapötik Endikasyonlar
• Hipertansiyon: Monoterapi şeklinde veya diğer antihipertansifler örn: diüretik
periferik vazodilatör veya bir anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitörü
ile birlikte kombinasyon halinde.
• Anjina pektoris:Uzun süreli profilaksi için. Gerektiğinde akut krizleri yatıştırmak
için nitrogliserin kullanılmalıdır.
• Supraventriküler ve ventriküler aritmileri içeren kardiyak taşiaritmi
• Teyid edilmiş veya şüpheli miyokard enfarktüsü, miyokard enfarktüsten sonraki
sekonder koruma için
• Hipertiroidizm (yardımcı tedavi olarak)
• Palpitasyonlu fonksiyonel kalp hastalıkları
• Migrenin önlenmesi
4.2 Pozoloji ve uygulama şekli
Dozaj her bir hastanın şartlarına adapte edilmelidir.
Doktor tarafından başka şekilde tavsiye edilmediği takdirde aşağıdaki dozlarda
kullanılır:
Hipertansiyon:
Günlük oral doz 100-200 mg, sabah tek doz halinde veya ikiye bölünmüş dozlar
halinde (sabah ve akşam) alınır. Gerekirse ek olarak bir diğer antihipertansif
verilebilir.
Angina pektoris:
Günlük oral doz 100-200 mg ikiye bölünmüş dozlar halinde alınır. Gerektiğinde
günlük doz 400 mg’a kadar yükseltilebilir.
Kardiyak taşiaritmi:
Günlük 100 -150 mg doz 2-3’e bölünerek uygulanır. Gerekirse günlük doz 300 mg’a
kadar yükseltilebilir.
Miyokard enfarktüsü:
Önerilen doz hastanın hemodinamik durumuna göre azaltılabilir.
Akut safhanın tedavisinden sonra idame tedavisi PROBLOK Tablet ile yapılır. Günlük
doz 200 mg’dır, iki eşit doza bölünerek verilir. Tedavi en az 3 ay sürdürülmelidir.
Hipertiroidizm:
Günlük oral doz 150-200 mg (400 mg’a kadar yükseltilebilir) 3-4 bölünmüş dozlar
halinde alınır.
Palpitasyonlu fonksiyonel kalp hastalıkları:
Günlük oral doz 100 mg sabah tek doz halinde uygulanır; gerektiğinde doz 200 mg’a
çıkarılır ve ikiye bölünmüş dozlar halinde kullanılır (sabah ve akşam).
Migrenin önlenmesi:
Günlük oral doz 100 mg sabah tek doz halinde uygulanır; gerektiğinde günlük doz 200
mg’a çıkarılır ve ikiye bölünmüş dozlar halinde kullanılır (sabah ve akşam).
Uygulama şekli:
Oral tedavi için, film kaplı tabletler çiğnenmeksizin bir bardak su ile yutulmalıdır.
PROBLOK her zaman öğünlerle standart bir şekilde alınmalıdır. Eğer hekim hastadan
PROBLOK’u kahvaltıdan önce ya da kahvaltıyla birlikte almasını isterse, bu durumda
hasta tedavi boyunca PROBLOK’u aynı takvimi takip ederek almaya devam etmelidir.
Özel popülasyona ilişkin ek bilgiler:
Böbrek yetmezliği: Böbrek yetmezliği olan hastalarda PROBLOK için doz
ayarlaması gerekli değildir.
Karaciğer yetmezliği: Karaciğer yetmezliği olan hastalarda PROBLOK kan düzeyleri
dikkate değer oranda artabilir. Dolayısıyla PROBLOK dikkatli bir şekilde düşük
dozlarda başlatılmalı ve klinik yanıta göre aşamalı doz titrasyonu yapılmalıdır.
Pediyatrik popülasyon: PROBLOK’un pediatrik hastalarda güvenliği ve etkililiği
kanıtlanmamıştır. Pediatrik çalışmalar gerçekleştirilmemiştir.
Geriyatrik popülasyon (>65 yaş): Geriyatrik hastalarda PROBLOK için doz
ayarlaması gerekli değildir fakat artmış advers olay olasılığı nedeniyle dikkatli
uygulanmalıdır.
4.3 Kontrendikasyonlar
• Metoprolol ve benzer türevlere veya yardımcı maddelerden herhangi birisine karşı
bilinen aşırı duyarlılık, diğer beta-blokörlere aşırı duyarlılık (beta-blokörler
arasında çapraz duyarlılık oluşabilir).
• İkinci veya üçüncü derece atriyoventriküler blok
• Dekompanse kalp yetmezliği
• Klinik olarak anlamlı sinüs bradikardisi (kalp atım hızı dakikada 45 ila 50’den
daha az.
• Hasta sinüs sendromu
• Şiddetli periferal arteriyel dolaşım bozuklukları
• Kardiyojenik şok
• Tedavi edilmemiş feokromasitoma (bkz. Bölüm 4.4. Özel kullanım uyarıları ve
önlemleri)
• Hipotansiyon
• Şiddetli bronşiyal astımı veya şiddetli bronkospazm öyküsü olan hastalar
• Metabolik asidoz
• Miyokard enfarktüsü geçirmiş, kalp atım hızı dakikada <45-50, P-R aralığı>0.24
saniye, sistolik kan basıncı <100 mm Hg olan hastalarda ve/veya şiddetli kalp
yetmezliğinde PROBLOK kullanımı kontrendikedir.
4.4 Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
Advers ilaç reaksiyonları:
Bronkospastik hastalıklar:
Genel olarak bronkospastik hastalıkları olanlara PROBLOK dahil beta-blokörler
verilmemelidir. Ancak hafif veya orta derecede bronkospastik hastalarda diğer uygun
ilaçların tolere edilmediği veya etkisiz oldukları durumlarda, göreceli kardiyoselektif
olmasından dolayı PROBLOK dikkatle verilebilir. beta1 seçiciliği tam olmadığından
beta2 agonisti birlikte uygulanmalı ve PROBLOK’un etkili olan en düşük dozu
kullanılmalıdır.
Diyabetik hastalarda:
PROBLOK, özellikle insülin veya hipoglisemik bileşikleri kullanan diabetes
mellituslu hastalarda (bkz. Bölüm 4.5 Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer
etkileşim şekilleri) dikkatle kullanılmalıdır. Diabetik hastalar, PROBLOK dahil betablokörlerin hipoglisemi ile oluşan taşikardiyi maskelediğine dair uyarılmalıdır; ancak
hipogliseminin baş dönmesi ve terleme gibi diğer belirtileri anlamlı olarak
baskılanamaz ve terleme artabilir.
Kardiyovasküler sistem:
PROBLOK dahil beta-blokörler tedavi edilmemiş olan konjestif kalp yetmezliğinde
kullanılmamalıdır (bkz. Bölüm 4.3 Kontrendikasyonlar). Öncelikle bu durum stabilize
edilmelidir.
Atriyoventriküler iletim üzerine negatif etki göstermesinden dolayı, PROBLOK dahil
beta-blokörler 1. derece atriyoventriküler blok olan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır
(bkz. Bölüm 4.3 Kontrendikasyonları).
Eğer hastada bradikardide bir artış meydana gelirse (kalp atımı dakikada 50-55
atımdan az) dozaj kademeli olarak azaltılmalı veya tedavi kademeli olarak kesilmelidir
(bkz. Bölüm 4.3 Kontrendikasyonları).
Miyokart infarktüsü
Miyokart infarktüsü olan hastalarda eğer anlamlı hipotansiyon meydana gelirse,
PROBLOK kesilmeli ve hastanın hemodinamik durumu ve miyokard iskemisinin
düzeyi dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir. Yoğun hemodinamik takip gerekli
olabilir ve uygun tedavi araçları kullanılmalıdır. Eğer hipotansiyon anlamlı bradikardi
ya da atriyoventriküler blokla bağlantılıysa tedavi bunların geri döndürülmesine
yönelik olmalıdır.
Periferik dolaşım bozukluğu:
Periferik arteriyel dolaşım bozukluğu olan hastalarda (örn. Raynaud hastalığı veya
olgusu, intermittan klaudikasyon), beta-blokör tedavisi bu gibi durumları
ağırlaştırdığından PROBLOK dikkatle kullanılmalıdır (bkz. Bölüm 4.3
Kontrendikasyonları)
Feokromositoma:
Feokromositoma olduğu bilinen veya olmasından şüphe edilen hastalarda, PROBLOK
her zaman alfa-blokörle birlikte kombine halde ve alfa-bloker başlatıldıktan sonra
verilmelidir (bkz. Bölüm 4.3 Kontrendikasyonları).
Anestezi ve ameliyat:
Kronik olarak uygulanan beta-bloker tedavisi önemli bir ameliyattan önce rutin olarak
geri çekilmemelidir. Kalbin refleks adrenerjik uyarılara yanıt yeteneğinin bozulması,
genel anestezi ve cerrahi prosedürlerin risklerini artırabilir. Eğer PROBLOK ile tedavi
edilen hastada genel anestezi gerekiyorsa, hastanın beta-blokör kullandığı anesteziste
bildirilmelidir. Mümkün olduğunca düşük kardiyodepresan etkiye sahip bir anestetik
ajan kullanılmalıdır (bkz. Bölüm 4.5 Diğer tıbbi ürünlerle etkileşim ve diğer etkileşim
şekilleri). Ameliyattan önce PROBLOK dahil beta-blokör ile tedavinin kesilmesi
gerekliliği düşünülüyorsa, bu kademeli olarak yapılmalı ve genel anesteziden önce 48
saat içinde bu işlem tamamlanmalıdır.
Ani geri çekilme:
PROBLOK tedavisi özellikle iskemik hastalığı olan hastalarda aniden kesilmemelidir.
Mümkün olduğunca PROBLOK 10 günlük bir periyotta kademeli olarak kesilmeli,
dozlar son 6 günde 25 mg’a azaltılmalıdır. Kesme sırasında hasta yakın gözlem altında
tutulmalı ve gerektiğinde replasman tedavisi başlatılmalıdır. Angina pektorisin
ağırlaşmasını önlemek için, dozaj kademeli olarak 1-3 haftada azaltılmalı ve gerekirse
aynı zamanda replasman tedavisine başlanmalıdır.
Anafilaktik reaksiyonlar:
Diğer bileşiklerle artan anafilaktik reaksiyonlar özellikle beta-blokör alan hastalarda
şiddetli olabilir ve normal dozlarda adrenaline direnç gösterebilir. Yüksek anafilaksi
riski bulunan hastalarda PROBLOK dahil beta-blokör kullanımından mümkün
olduğunca kaçınılmalıdır.
Prinzmetal angina:
Beta-blokörler Prinzmetal anginada (variant tip angina pektoris) angina ataklarının
sayısını ve süresini artırabilir. Bu tür hastalarda PROBLOK gibi nispeten selektif olan
beta1-reseptör blokörleri kullanılabilir, ancak son derece dikkatli olunmalıdır.
Tirotoksikoz
Beta-blokörler tirotoksikozun bazı klinik belirtilerini maskelerler. Bu nedenle,
tirotoksikozu olan veya oluşmasından şüphe edilen hastalarda PROBLOK kullanırken
tiroid ve kardiyak fonksiyonları yakından izlenmelidir.
Okulomukokutanöz sendromu:
Tam okulomukokutanöz sendromu PROBLOK kullanımında bildirilmemiştir. Ancak,
bu sendromun bir kısmı (tek başına veya arasıra ciltte kızarıklıkla birlikte gözlerin
kuruması) meydana gelmiştir. PROBLOK tedavisine son verildiğinde çoğu zaman bu
belirtiler ortadan kalkar. Hastalar potansiyel oküler etkilere karşı dikkatle
gözlenmelidir. Eğer bu gibi etkiler oluşursa, PROBLOK’un bırakılması
düşünülmelidir.
Etkileşimler:
Verapamil (fenilalkilamin) tipi kalsiyum kanal blokeri PROBLOK alan hastalara
intravenöz yoldan verilmemelidir; çünkü bu durumda kardiyak arest riski
bulunmaktadır (bkz. Bölüm 4.5 Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim
şekilleri).
Özel popülasyonlar:
Hepatik yetmezliği:
Metoprolol güçlü hepatik ilk geçiş metabolizmasına uğrar ve başlıca karaciğerde
metabolize olarak elimine edilir (bkz. Bölüm 5.2 Farmakokinetik özellikler). Bu
nedenle, hepatik yetmezliği metoprololün sistemik biyoyararlanımını artırabilir ve
total klerensi azaltabilir; plazma konsantrasyonlarında artışa yol açar. Doz
ayarlanmasına ihtiyaç duyulabilir.
Geriyatrik hastalar:
Yaşlı hastalar dikkatle tedavi edilmelidir. Kan basıncında veya kalp atım hızında çok
belirgin bir azalma, hayati organlara giden kanın yetersiz düzeylere düşmesine neden
olabilir.
4.5 Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri
Tavsiye edilmeyen eş zamanlı kullanım sonucunda gözlemlenen etkileşimler:
Dikkate alınan etkileşimler:
Metoprolol üzerinde etkilere neden olan etkileşimler:
Diğer antihipertansif ilaçlar:
PROBLOK ve diğer antihipertansif ilaçların kan basıncı üzerine aditif etkisi vardır.
Aynı zamanda katekolamin tüketen ilaçları, diğer beta-blokörleri (göz damlası şekli de
dahil) veya MAO inhibitörleri alan hastalar gözetim altında tutulmalıdırlar. Ayrıca,
geri dönüşümsüz bir MAO inhibitörü ile eşzamanlı uygulamanın bırakılmasını takiben
14 güne kadar teorik olarak olasılıkla anlamlı hipertansiyon meydana gelebilir.
Kalsiyum kanal blokörleri (oral kullanım):
Bir beta-adrenerjik antagonistin bir kalsiyum kanal blokeri ile eşzamanlı uygulanması,
negatif kronotropik ve inotropik etkiler nedeniyle miyokard kontraktilitesinde aditif
bir azalmaya yol açabilir. PROBLOK ile birlikte verapamil tipte oral kalsiyum kanal
blokörü kullanan hastalar gözetim altında tutulmalıdırlar.
Anti-aritmik ilaçlar:
Beta-blokerler anti-aritmik ajanların negatif inotropik etkisini ve onların atriyal iletim
süresi üzerindeki etkisini arttırabilir. Özellikle daha önceden sinüs nodu disfonksiyonu
olan hastalarda eşzamanlı amiodaron uygulaması, bradikardi, sinüs aresti ve
atriyoventriküler blok dahil olmak üzere aditif elektrofizyolojik etkilere neden olabilir.
Kinidin, tokainid, prokainamid, ajmalin amiodaron, flekainid ve dizopiramid gibi antiaritmik ajanlar, PROBLOK’un kalp atımı ve atriyoventriküler iletim üzerindeki
etkilerini güçlendirebilir.
Nitrogliserin:
Nitrogliserin PROBLOK’un hipotansif etkisini artırabilir.
Genel anestezikler:
Bazı inhalasyon anestezikleri beta-blokörlerin kardiyodepresan etkilerini artırabilir
(bkz. Bölüm 4.4 Özel kullanım uyarıları ve önlemleri).
CYP2D6 inhibitörleri:
Bu enzimin güçlü inhibitörleri metoprololün plazma konsantrasyonunu artırabilir.
CYP2D6’nin güçlü inhibisyonu zayıf metabolize edici fenotipine değişimle
sonuçlanabilir. (bkz. Bölüm 5.2 Farmakokinetik özellikler). Bu nedenle metoprolol ile
güçlü CYP2D6 inhibitörleri uygulanırken dikkatli olunmalıdır. Bilinen klinik açıdan
önemli güçlü CYP2D6 inhibitörleri fluvoksamin, fluoksetin, paroksetin, sertralin
bupropion, klomipramin, desipramin gibi antidepresanlar, klorpromazin, flufenazin,
haloperidol, tiyoridazin gibi antipsikotikler, kinidin ya da propafenon gibi
antiaritmikler, ritonavir gibi antiretroviraller, difenhidramin gibi antihistaminikler,
hidroksiklorokin ya da kinidin gibi antimalaryaller, terbinafin gibi antifungaller.
Hidralazin
Hidralazinin eşzamanlı uygulanması metoprololün presistemik metabolizmasını inhibe
edebilir ve artmış metoprolol konsantrasyonlarına yol açabilir.
Digitalis glikozidleri:
Dijital glikozidleriyle birlikte kullanımı bradikardide artış ve/veya atriyoventriküler
iletim süresinde artmaya neden olabilir. Kalp atış hızı ve PR aralığının izlenmesi
önerilmektedir.
Sempatomimetikler:
Adrenalin, noradrenalin, izoprenalin, efedrin, fenilefrin, fenilpropanolamin ve ksantin
türevleri dahil sempatomimetik ilaçların (antitüssifler ya da burun ve göz damlaları
dahil) beta-blokörlerle eşzamanlı uygulanması terapötik etkilerin karşılıklı inhibisyonu
nedeniyle presör yanıtı arttırabilir ve hipertansiyona yol açabilir. Ancak bu, seçici
olmayan beta-blokörlere oranla terapötik dozlarda beta1-seçici ilaçlarla daha az
meydana gelmektedir.
Non-steroidal antiinflamatuvar ilaçlar:
COX-2 inhibitörleri dahil olmak üzere non steroidal anti-enflamatuar ilaçların bir betablokerle eşzamanlı uygulanması, büyük olasılıkla non steroidal anti-enflamatuar
ilaçların neden olduğu renal prostaglandin sentezinin inhibisyonu ve sodyum sıvı
tutulumunun bir sonucu olarak metoprololün antihipertansif etkisini azaltabilir.
Hepatik enzim indükleyiciler:
Enzim indükleyici ilaçlar metoprololün plazma konsantrasyonlarını etkileyebilir.
Örneğin metoprololün plazma konsantrasyonları rifampisin tarafından azaltılır.
Diğer ilaçlar üzerinde etkilere neden olan etkileşimler:
Anti-adrenerjik ajanlar:
Guanetidin, betanidin, reserpin, alfa-metildopa ya da klonidin gibi alfa-adrenerjik
blokerlerin antihipertansif etkisi beta-blokerle birlikte artabilir. Beta-adrenerjik
blokerler, prazosinin ilk dozunun postüral hipotansif etkisini, büyük olasılıkla refleks
taşikardiyi engelleyerek arttırabilir. Buna karşılık beta adrenerjik blokerler, hastalar
eşzamanlı klonidin ve beta-adrenerjik bloker alırken klonidinin geri çekilmesine
verilen hipertansif yanıtı da yükseltebilir.
Klonidinle birlikte PROBLOK kullanan hastalarda, eğer klonidin tedavisine son
verilecekse, PROBLOK kullanımına klonidinin kesilmesinden birkaç gün önce son
verilmelidir.
Antidiyabetik ilaçlar, insülin:
Beta-blokerler hipoglisemiye verilen olağan hemodinamik yanıtı etkileyebilir ve kan
basıncında şiddetli bradikardi ile bağlantılı bir artış meydana getirebilir. İnsülin
kullanan diyabetik hastalarda, beta-blokör tedavisi artan veya uzun süre devam eden
hipoglisemi ile ilişkili olabilir. Beta-blokörler sülfonil ürelerin hipoglisemik etkilerini
antagonize de edebilir. Seçici olmayan beta-blokörlere oranla PROBLOK gibi betaseçici ilaçlarla bu etki riski daha düşüktür. Ancak; PROBLOK kullanan diyabetik
hastalar diyabet kontrol altına alınıncaya kadar izlenmelidir (bkz. Bölüm 4.4 Özel
kullanım uyarıları ve önlemleri).
Lidokain(ksilokain):
Metoprolol lidokainin klerensini azaltabilir ve böylece lidokain etkilerinin artmasına
neden olabilir.
Lignokain:
Metoprolol lignokainin eliminasyonunu azaltabilir.
Prazosin:
İlk prazosin dozunu takip eden akut postüral hipotansiyon, PROBLOK dahil olmak
üzere daha önce bir beta-blokör almakta olan hastalarda artabilir.
Ergot alkaloidi:
Beta-blokerlerle eşzamanlı uygulama ergot alkaloidlerinin vazokonstriktif etkisini
arttırabilir.
Beta-blokerlerin sempatik ganglion blokerleri, diğer beta blokerler (göz damlası
formunda olanlar dahil) veya MAO inhibitörleri ile birlikte kullanıldıkları durumlarda
dikkatli olunmalıdır.
Dipridamol:
Genel olarak beta-bloker uygulaması dipridamol enjeksiyonundan sonra dikkatli bir
nabız takibi ile birlikte dipridamol testinden önce kesilmelidir.
Alkol:
Birlikte alındıklarında metoprolol alkolün farmakokinetik parametrelerini
değiştirebilir.
Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:
Özel popülasyonlara ilişkin herhangi bir klinik etkileşim çalışması yürütülmemiştir.
Pediyatrik popülasyon: Pediyatrik popülasyonda herhangi bir klinik etkileşim
çalışması yürütülmemiştir.
4.6 Gebelik ve Laktasyon
Genel tavsiye
Gebelik kategorisi C (ilk trimester)
D (2. ve 3. trimesterler)
Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar / Doğum Kontrolü
(Kontrasepsiyon)
Gebelik tanısının doğrulanmasını takiben acilen doktor bilgilendirilmelidir.
Gebelik dönemi:
Gebe kadınlarda metoprolol kullanımı ile ilgili verilerin miktarı sınırlıdır.
Gebeliğin ilk trimesterinde metoprolol ile deneyim sınırlıdır fakat metoprolole bağlı
fetal malformasyon bildirilmemiştir. Bununla birlikte, beta-blokörler plasental
perfüzyonu azaltabilirler. Metoprolol plasentaya geçer.
Sınırlı hayvan verileri üreme toksisitesi açısından doğrudan ya da dolaylı zararlı
etkilere işaret etmemektedir (bkz. Bölüm 5.3. Klinik öncesi güvenlilik verileri).
Fötusun/annenin maruz kaldığı risk bilinmemektedir.
PROBLOK yalnızca belirgin şekilde gerekli olduğunda gebe kadınlara verilmelidir.
Gebelik sırasında PROBLOK ile tedavi durumunda, mümkün olan en düşük doz
kullanılmalı ve uterus kontraktilitesindeki artışı ve beta-blokajının yeni doğan bebek
üzerindeki etkilerini (örneğin bradikardi, hipoglisemi) önlemek için doğumdan 2 ila 3
gün önce tedavinin kesilmesi düşünülmelidir.
Laktasyon dönemi
Az miktarda metoprolol, anne sütüne geçmektedir; terapötik dozlarda günde 1 L anne
sütü tüketen bir bebek 1 mg’dan az bir metoprolol dozu almış olacaktır. Yine de anne
sütü ile beslenen bebekler beta-reseptörlerin blokajına ait belirti veya semptomlar
yönünden yakından takip edilmelidir.
Üreme yeteneği / Fertilite
PROBLOK’un insan fertilitesi üzerindeki etkileri incelenmemiştir.
Metoprolol tartrat erkek sıçanlarda bir terapötik doz düzeyinde spermatogenezi
etkilemiştir; diğer yandan hayvan fertilitesi çalışmalarında çok daha yüksek dozlarda
döllenme oranlarını etkilememiştir (bkz. Bölüm 5.3. Klinik öncesi güvenlilik verileri)
4.7 Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler
PROBLOK tedavisi sırasında baş dönmesi, yorgunluk ya da görme bozukluğu
meydana gelebilir. (bkz. Bölüm 4.8. İstenmeyen etkiler) ve bu nedenle hastanın araba
ya da makine kullanma yeteneğini olumsuz yönde etkileyebilir.
4.8 İstenmeyen etkiler
Klinik çalışmalarda gözlenen advers ilaç reaksiyonlarının getirilmiş özeti
Klinik çalışmalarda gözlenen advers ilaç reaksiyonları MedDRA sistem organ sınıfına
göre listelenmektedir. Her bir sistem organ sınıfı içinde advers ilaç reaksiyonları
sıklığa göre sıralanmaktadır ve en sık reaksiyonlar birinci sıradadır. Her bir sıklık
gruplaması içinde advers ilaç reaksiyonları azalan ciddiyet sırasıyla sunulmaktadır.
Buna ek olarak her bir advers ilaç reaksiyonu için ilgili sıklık kategorisi aşağıdaki
standart terimleri temel almaktadır (CIOMS III): çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100
ila <1/10); yaygın olmayan (≥1/1.000 ila <1/ 100), seyrek (≥1/10.000 ila <1/1.000);
çok seyrek (<1/10.000); bilinmiyor (eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor).
Kan ve lenf sistemi hastalıkları:
Çok seyrek: Trombositopeni
Psikiyatrik hastalıklar:
Seyrek: Depresyon, kabuslar
Çok seyrek: Kişilik bozuklukları, halüsinasyonlar
Sinir sistemi hastalıkları:
Yaygın: Baş dönmesi, baş ağrısı
Seyrek: Bilinç düzeyinde bozulma, uyuklama, uykusuzluk, parestezi
Göz hastalıkları:
Çok seyrek: Görme bozukluğu (ör: bulanık görme), göz kuruluğu, gözde tahriş
Kulak ve iç kulak hastalıkları:
Çok seyrek: Kulak çınlaması, işitme güçlükleri1 (örn. hipoakuzi ve sağırlık)
Kardiyak hastalıkları:
Yaygın: Bradikardi,
Seyrek: Kardiyak yetmezlik, aritmiler, palpitasyon
Çok seyrek: İletim bozuklukları, göğüs ağrısı
Vasküler hastalıklar:
Yaygın: Ortostatik hipotansiyon (bazen senkop ile birlikte);
Seyrek: Ödem, Raynaud fenomeni,
Çok seyrek: Gangren
Solunum, göğüs hastalıkları ve mediastinal hastalıklar:
Yaygın: Efora bağlı nefes darlığı
Seyrek: Bronkospazm
Çok seyrek: Rinit
Gastrointestinal hastalıklar:
Yaygın: Bulantı ve kusma, karın ağrısı
Seyrek: Diyare veya konstipasyon
Çok seyrek: Ağız kuruluğu,
Bilinmiyor: Retroperitoneal fibrozis4
Hepatobiliyer hastalıklar:
Bilinmiyor: Hepatit
Deri ve derialtı doku hastalıkları:
Seyrek: Deri döküntüleri (ürtiker şeklinde, psoriaziform ve distrofik deri lezyonları)
Çok seyrek: Fotosensitivite reaksiyonu, hiperhidrozis, alopesi, psoriasisin kötüleşmesi.
Kas-iskelet hastalıkları, bağ doku ve kemik hastalıkları:
Seyrek: Kas spazmlar
Çok seyrek: Artrit
Üreme sistemi hastalıkları:
Çok seyrek: Erektil fonksiyon bozukluğu, libido bozukluğu,
Bilinmiyor: Peyroni hastalığı
Genel hastalıklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar:
Yaygın: Yorgunluk
Araştırmalar
Çok seyrek: Kilo artışı, karaciğer fonksiyon testlerinde anormallik
Tavsiye edilen dozların aşılması halinde
Önceden şiddetli periferik dolaşım bozukluğu olan hastalarda
Obstrüktif akciğer hastalığı öyküsü olmayan hastalarda da ortaya çıkabilen
PROBLOK ile ilişkisi tam olarak kanıtlanmamıştır.
Spontan raporlarda ve literatür vakalarında bulunan advers ilaç reaksiyonları
(bilinmiyor)
Aşağıdaki advers reaksiyonlar spontan vaka raporları ve literatür vakaları yoluyla
PROBLOK ile kazanılan pazarlama sonrası deneyimden elde edilmiştir. Bu
reaksiyonlar belirsiz boyuttaki bir popülasyondan gönüllülük ilkesine dayalı olarak
bildirildiğinden ve karıştırıcı faktörlere tabi olduğundan sıklıklarını güvenilir bir
şekilde belirlemek mümkün değildir ve bu nedenle bilinmiyor olarak kategorize
edilmiştir. Advers ilaç reaksiyonları MedDRA’da sistem organ sınıflarına göre
listelenmektedir. Her bir sistem organ sınıfı içinde advers ilaç reaksiyonlar azalan
ciddiyete göre sunulmaktadır.
Spontan raporlarda ve literatürde bulunan advers ilaç reaksiyonları (bilinmiyor)
Sinir sistemi hastalıkları:
Konfüzyonel durum
Araştırmalar
Kan trigliseridlerinde artma, yüksek yoğunluklu lipoproteinde (HDL) azalma
Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması
Ruhsatlandırma sonrası şüpheli ilaç advers reaksiyonlarının raporlanması büyük önem
taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar / risk dengesinin sürekli olarak
izlenmesine olanak sağlar. Sağlık mesleği mensupşarının herhangi bir şüpheli advers
reaksiyonu Türkiye Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM)’ne bildirmeleri
gerekmektedir. (www.titck.gov.tr; e-posta: tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08;
faks: 0 312 218 35 99)
4.9 Doz aşımı ve tedavisi
Belirtiler ve semptomlar;
PROBLOK’un aşırı dozuna bağlı şiddetli hipotansiyon, sinüs bradikardisi,
atriyoventriküler blok, miyokard infarktüsü, kalp yetmezliği, kardiyojenik şok, kalp
durması, bronkospazm, şuur kaybı (ve hatta koma), konvülsiyonlar, bulantı, kusma ve
siyanoz ve ölüme yol açabilir.
Birlikte alkol, antihipertansifler, kinidin veya barbitüratlar alınması belirti ve
semptomları ağırlaştırır.
Doz aşımının ilk belirtileri ilaç alındıktan sonra 20 dakika-2 saat içinde görülür.
Kuvvetli doz aşımının etkileri plazma konsantrasyonlarında azalmaya rağmen birkaç
gün devam eder.
Tedavi:
Hastalar hastaneye yatırılmalı ve genel olarak, yoğun bakım ünitesinde sürekli olarak
kardiyak fonksiyon, kan gazları ve kan biyokimyası izlenmelidir. Suni solunum veya
kalp pili takılması gibi acil destekleyici ölçümler gerekirse yapılmalıdır. Görünüşte iyi
olan ve küçük miktarda doz aşımı bulunan hastalar dahi en az 4 saat süreyle
zehirlenme bulguları açısından yakından takip edilmelidir.
Potansiyel hayatı tehdit edici aşırı doz alımında, ilacın gastrointestinal kanaldan
uzaklaştırılması için kusma uyarılmalı veya mide yıkanmalı (PROBLOK alımından
sonraki 4 saat içindeyse) ve/veya aktif kömür kullanılmalıdır. Hemodiyaliz metoprolol
eliminasyonu için yararlı olmamaktadır.
Doz aşımının diğer klinik belirtileri modern yoğun bakım yöntemlerine dayalı bir
şekilde semptomatik olarak tedavi edilmelidir.
Aşırı dozdan sonra beta-blokör yoksunluk fenomeni (bkz. Bölüm 4.4. Özel kullanım
uyarıları ve önlemleri) oluşabilir.
5. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLERİ
5.1 Farmakodinamik Özellikleri
Farmakoterapötik grup: Kardiyoselektif beta-blokör
ATC kodu: C07A B02
Metoprolol kardiyoselektif bir beta-blokördir, yani başlıca bronşlarda ve periferik
damarlarda bulunan beta2-reseptörlerini etkilemek için gereken dozdan daha düşük
dozlarda, esas olarak kalpte bulunan beta1-reseptörlerini etkiler. Metoprololün ne
membran stabilize edici etkisi ne de parsiyel agonistik etkisi (intrinsik
sempatomimetik aktivite) vardır.
Katekolaminlerin kalp üzerine olan uyarıcı etkilerini metoprolol azaltır veya inhibe
eder. Bunun sonucunda kalp atım hızı, kardiyak kontraktilite ve kalp debisi azalır.
Metoprolol hem ayakta, hem de yatar vaziyette iken yükselmiş kan basıncını düşürür.
Kan basıncında egzersize karşı cevap olarak oluşan artışları da azaltır. Metoprolol ile
tedavinin başlangıcında periferik damar direncinde bir artış olur; uzun süreli tedavi
sırasında bu normale döner veya bazı vakalarda azalır. Diğer tüm beta-blokörlerde
olduğu gibi, metoprololün antihipertansif etki mekanizması tam olarak
anlaşılamamıştır. Ancak, metoprolol ile kan basıncında uzun süreli görülen azalma
total periferal rezistansta bu kademeli azalmayla paralellik göstermektedir.
Angina pektorisli hastalarda, metoprolol iskemik olayların şiddet ve sıklığını azaltır ve
fiziksel çalışma kapasitesini artırır. Bu yararlı etkiler kalp atımı veya miyokardiyal
kontraktilitede azalma sonucu miyokardiyal oksijen isteğinde azalmaya bağlı olabilir.
Supraventriküler taşikardi veya atriyum fibrilasyonunda, ventriküler ekstrasistollerin
veya diğer ventriküler aritmilerin varlığında, metoprololün kalp atım hızı üzerine
düzenleyici bir etkisi vardır. Antiaritmik etkisi, başlıca pacemaker hücrelerinin
otomatikliğinin inhibisyonuna ve atriyoventriküler kondüksiyon zamanının uzamasına
bağlıdır.
Miyokard enfarktüsü olduğu şüphe edilen veya teyid edilen hastalarda, metoprolol
mortaliteyi azaltır. Bu etki, infarktın büyüklüğünün sınırlanmasına olduğu kadar,
şiddetli ventriküler aritmilerin sıklığının azalmasına da bağlanabilir. Metoprololün
fatal olmayan miyokard enfarktüsünün tekrarlama sıklığını da azalttığı gösterilmiştir.
Beta-blokör etkisi sayesinde, metoprolol palpitasyonlu fonksiyonel kalp hastalıklarının
tedavisi, migren profilaksisi ve hipertiroidizmde yardımcı bir ilaç olarak kullanım için
uygundur.
Metoprolol ile uzun süreli tedavi insülin hassasiyetini azaltabilir. Ancak metoprolol,
insülin salınmasını ve karbonhidrat metabolizmasını selektif olmayan betablokörlerden daha az etkiler.
Kısa süreli çalışmalarda metoprololün kan lipid profilini değiştirebileceği
gösterilmiştir. Trigliseridlerde bir artışa ve serbest yağ asitlerinde azalmaya neden
olabilir ve bazı vakalarda HDL fraksiyonunda selektif olmayan beta-blokörler ile
gözlenenden daha az olan küçük azalmalar gözlenmiştir. Birkaç yıl süren uzun süreli
bir çalışmada, kolesterol düzeylerinin azaldığı görülmüştür.
Famakokinetik ve farmakodinamik çalışmalar, plazmada yaklaşık 45nmol/L
metoprolol ile gözlenen minimum farmakodinamik etki için maksimum beta-1-
adrenoreseptör antagonistik aktivitesinin %30’unun hayati önemde olduğuna işaret
etmektedir.
5.2 Farmakokinetik Özellikleri
Genel özellikler
Emilim:
Tabletin oral olarak uygulanmasını takiben metoprolol gastrointestinal sistemden hızlı
bir şekilde ve tamamen emilir. İlaç tüm gastrointestinal sistem boyunca tekdüze bir
şekilde emilir. Tabletlerin alınmasından yaklaşık 1,5-2 saat sonra kanda doruk plazma
konsantrasyonlarına ulaşılır. Metoprololün plazma konsantrasyonları 50-200 mg doz
aralığında hemen hemen dozla orantılı olarak artar. Yoğun ilk geçiş metabolizması
nedeniyle metoprololün oral tek dozunun ancak yaklaşık %50’si sistemik dolaşıma
ulaşır. Oksidatif metabolizmadaki genetik farklılıktan dolayı presistemik
eliminasyonun süresi kişiden kişiye değişiklik gösterir. Plazma profilleri kişiler
arasında geniş değişkenlik göstermesine rağmen aynı kişide tekrarlanabilir.
Tekrarlanan uygulamalardan sonra dozun sistemik dolaşıma ulaşan miktarı tek dozdan
sonra dolaşıma geçen miktardan %40 fazladır (bu da yaklaşık %70’dir). Bu, ilk-geçiş
metabolizmasının kısmi doygunluğuna veya hepatik kan akışında azalma sonucu
azalan klerense bağlıdır. Besinlerle birlikte alınması oral tek dozun sistemik dolaşıma
geçen miktarını %20-40 oranında artırabilir.
Dağılım:
Metoprolol hızla ve kapsamlı 3,2 ila 5,6 L/kg dağılım hacminde dağılır. Normal
metabolizmaya sahip kişilerde kararlı durumda görünür dağılım hacmi (VSS) (4,84
L/kg) zayıf metabolizmaya sahip kişilerden (2,83 L/kg) nispeten daha yüksektir. Yarıömrü doza bağımlı olmayıp tekrarlanan dozla değişmez. Plazmadaki metoprololün
yaklaşık %10’u proteinlere bağlanır. Metoprolol plasentayı geçer ve anne sütünde
bulunur (bkz. Gebelik ve Emzirme Döneminde Kullanımı). Hipertansiyonu olan
hastalarda serebrospinal sıvıdaki metoprolol konsantrasyonları plazmadaki ile
benzerdir. Metoprolol önemli bir P-glikoprotein substratı değildir; bu durum
metoprolol farmakokinetiğindeki bireyler arası değişkenliğin büyük oranda CYP2D6
metabolizmasından kaynaklanabileceğine işaret etmektedir.
Biyotransformasyon:
Metoprolol karaciğerde sitokrom P450 sistemi enzimleriyle büyük oranda metabolize
olur. Metoprololün temel metabolik yolakları alfa-hidroksilasyon, O-demetilasyon ve
oksidatif deaminasyondur. Metaprololün alfa-hidroksilasyonu stereo-selektiftir.
Metoprololün oksidatif metabolizması major olarak polimorfik sitokrom P450 izoform
2D6 (CYP2D6) nın genetik kontrolü altındadır.
Bununla birlikte, metoprololün P450 2D6’ya bağımlı metabolizmasının, ilacın
güvenilirlik ya da tolerabilitesi üzerinde etkisi çok az ya da yok gibi görünmektedir.
Metoprololün metabolitlerinden hiçbiri anlamlı olarak beta-blokör etkisine katkıda
bulunmamaktadır.
Ancak yavaş metabolize edicilerdeki plazma konsantrasyonu, normal metabolize
edicilerden birkaç kez daha yüksektir.
Eliminasyon:
Metoprololün ortalama eliminasyon yarı ömrü 3-4 saattir; metabolizması yavaş
çalışanlarda yarı ömrü 7-9 saat arasındadır. 100 mg metoprolol tek bir oral uygulamayı
takiben medyan klerens zayıf metabolizör, normal metabolizör ve çok hızlı
metabolizörlerde sırasıyla 31, 168 ve 367 L/saat olarak belirlenmiştir.
Stereoizomerlerin renal klerensi renal atılımda stereo-selektivite sergilemez. Dozun
yaklaşık %95’i idrarda saptanabilir. Çoğu kişide (metabolizması hızlı çalışanlar), oral
dozun %5’inden az kısmı değişmemiş halde atılır. Metabolizması yavaş çalışanlarda,
dozun %30 kadarı değişmemiş halde atılabilir.
Doğrusallık/doğrusal olmayan durum:
Metoprolol doyurulabilir pre-sistemik metabolizma sergiler ve artan dozla birlikte
maruziyette oransal olmayan bir artışa yol açar.
Besinlerin etkisi
Besinler metoprololun emilim hızını arttırıyor gibi görünmektedir; daha erken bir
zamanda biraz daha yüksek bir maksimum plazma konsantrasyonuna yol
açmaktadırlar. Diğer yandan besinler klerens ya da maksimum pik konsantrasyonun
gözlendiği zaman (Tmaks) üzerinde anlamlı bir etki yapmamaktadır.
Bireydeki etki değişkenliklerinin en aza indirilmesi amacıyla PROBLOK’un her
zaman öğünlerle standart bir şekilde alınması önerilmektedir: Eğer hekim hastadan
PROBLOK’u kahvaltıdan önce ya da kahvaltıyla birlikte almasını isterse, bu durumda
hasta tedavi boyunca PROBLOK’u aynı takvimi takip ederek almaya devam etmelidir.
Hastalardaki karakteristik özellikler
Böbrek yetmezliği: Böbrek yetmezliği olan hastalarda metoprololün farmakokinetiği
etkilenmemektedir. Diğer yandan kreatinin klerensi 5 ml/dak.’nın altında olan
hastalarda onun daha aktif metabolitlerinden birisinin birikme olasılığı bulunmaktadır.
Ancak bu birikme metoprololün beta-blokör özelliklerini etkilemez. Böbrek
yetmezliği olan hastalar genellikle normal dozlarla tedavi edilebilir.
Karaciğer yetmezliği: İlaç büyük oranda karaciğer metabolizması yoluyla elimine
edildiğinden, karaciğer yetmezliği metoprolol farmakokinetiğini etkileyebilir.
Karaciğer yetmezliği olan hastalarda metoprololün eliminasyon yarı ömrü şiddete
bağlı olarak dikkate değer oranda (7.2 saate kadar) uzayabilir.
Pediyatrik popülasyon: Pediyatrik popülasyonda farmakokinetik veri mevcut değildir.
Geriyatrik popülasyon: Geriyatrik popülasyon, yaşlı popülasyonda ilacın azalmış
metabolizması ve karaciğere kan akışının azalmasının kombine bir sonucu olarak biraz
daha yüksek bir metoprolol plazma konsantrasyonları sergileyebilir. Diğer yandan bu
artış klinik açıdan anlamlı ya da terapötik olarak önemli değildir. Metoprolol tekrarlı
uygulama neticesinde birikmez ve yaşlı popülasyonda dozaj ayarlamasına gerek
yoktur.
Enflamatuar hastalığı olan hastalar:
Enflamatuvar hastalığın metoprololün farmakokinetiği üzerine hiçbir etkisi yoktur.
Hipertiroidizmi olan hastalar:
Hipertroidizm metoprololün presistemik klerensini artırabilir.
Etnik Hassasiyet:
Metoprololün oksidatif metabolizması major olarak polimorfik sitokrom P450 izoform
2D6 (CYP2D6)nın genetik kontrol altındadır. Zayıf metabolize edici (ZM) fenotipi
prevalansında belirgin etnik farklılıklar bulunmaktadır. Beyaz ırkın yaklaşık %7’si ve
uzak doğuluların %1’inden azı ZM’dir.
Yavaş CYP2D6 metabolize edicilerde, normal CYP2D6 aktivitesiyle birlikte hızlı
metabolize edicilere kıyasla birkaç kat daha yüksek plazma metoprolol
konsantrasyonu gözlenmektedir. Yavaş metabolize edicilerde daha düşük doz
gerekebilir.
Cinsiyetin etkisi:
Erkek ve kadın popülasyon arasında eliminasyondaki olası farklılığa işaret eden
anlamlı bir kanıt bulunmamaktadır; metoprolol doz uygulaması için cinsiyete spesifik
öneriler gerekli değildir.
5.3 Klinik öncesi güvenlilik verileri
Üreme sistemi üzerine toksik etkiler
Fare, sıçan ve tavşanlarda gerçekleştirilen üreme sistemi üzerindeki toksisite
çalışmaları metoprolol tartarat ile ilgili teratojenik bir potansiyel ortaya koymamıştır.
Preimplantasyon kaybında artışlar, dişi tavşan başına canlı fötusların sayısında
düşüşler ve/veya neonatal sağkalımda azalmaların gösterdiği gibi sıçanlarda 50 mg/kg
dozlarda ve tavşanlarda 25 mg/kg dozlarda başlamak üzere sıçanlar ve tavşanlarda
embriyotoksisite ve/veya fetotoksisite gözlenmiştir. Yüksek dozlar, bir miktar
maternal toksisite ve doğumda minimal düzeyde düşük ağırlıklarla kendini gösteren,
uterus içinde yavrunun büyümesinde gecikme görülmüştür. Metoprolol tartrat,
sıçanlarda 3.5 mg/kg oral doz düzeylerinden başlayarak spermatogenez üzerinde geri
dönüşümlü advers etkilerle ilişkilendirilmiştir; diğer yandan, diğer çalışmalarda erkek
sıçanlarda metoprolol tartrat üreme performansı üzerinde bir etki yapmamıştır.
Mutajenisite
Memeli somatik hücreleri ya da erkek farenin germinal hücrelerini içeren in vivo
testlerde ve bakteriyel hücre sisteminde (Ames) metoprolol tartarat
mutajenik/genotoksik potansiyel göstermemiştir.
Karsinojenisite
21 ila 24 ay süreyle 800 mg/kg’a kadar oral doz uygulamalarının ardından metoprolol
tartarat fare ve sıçanlarda karsinojenik olmamıştır.
6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLERİ
6.1 Yardımcı maddelerin listesi
Avicel pH101 (mikrokristalin selüloz)
Avicel pH102 (mikrokristalin selüloz)
Magnezyum stearat
Aerosil 200 (kolloidal slika)
PVP K-90 (povidon)
Primojel (sodyum nişasta glikolat)
Film kaplama:
Instacoat Universal White
– Hidroksi propil metil selüloz
– Gliserin
– Talk
– Titanyum dioksit (E171)
6.2 Geçimsizlikler
Bilinen geçimsizliği yoktur.
7. RUHSAT: Terra İlaç ve Kimya San. ve Tic. A.Ş.
İnkilap Mah. Küçüksu Cad. No:109 / C Blok
Kat:5 D:20-21 Ümraniye/İstanbul

Yorum Yap