FEMARİS PLUS 150 MG /5600 IU Film Kaplı Tablet

Endikasyon Bilgisi:

İlacın etken maddesi risedronat sodyum ve D3 vitamini (kolekalsiferol)’dur. FEMARİS PLUS 150 MG /5600 IU Film Kaplı Tablet, vücutta D vitamini yeterliliğinin korunmasını,  kemiğin  güçlenmesini sağlayarak kemik erimesini önler.  FEMARİS PLUS menopoza giren kadınlarda görülen kemik erimesini (postmenopozal osteoporozu) tedavi eder, dolayısıyla  kemiklerde görülebilecek kırılma ve erime riskini azaltmış olur.

 

FEMARİS PLUS 150 MG /5600 IU Film Kaplı Tablet Hakkında Bilinmesi Gereken Hususlar :

  1. FEMARİS PLUS, açık mavi renkli, yuvarlak, bikonveks film kaplı tablet şeklindedir. 3 adet film tablet içeren Opak PVC/PE/PVdC-Alüminyum folyo blister ambalajda, karton kutuda piyasaya sunulmuştur. 1 film tablet içinde risedronat sodyum (150 mg) ve kolekalsiferol (5600 IU) bulundurur. İlacın içindeki diğer bileşenler ise: Mikrokristalin selüloz, krospovidon, magnezyum stearat, opadry mavi, saf sudur.
  2. İlacın etken maddesine ( risedronat sodyum, D3 vitamini) veya diğer bileşenlerine karşı bir alerjiniz varsa bu ilacı kullanmanız önerilmez.
  3. FEMARİS PLUS hormon içermeyen bir ilaçtır.
  4. Bu ilacı kullanan bazı kişilerde çene kemik kaybı diğer adıyla çene osteonekrozu ve dış kulak yolunda osteonekroz meydana geldiği bildirilmiştir.
  5. FEMARİS PLUS alıyorsanız ve aynı zamanda , kanser hastasıysanız ya da kemoterapi, radyasyon veya steroid tedavisi görüyorsanız; dış kulak yolu ve çene osteonekrozunun (kemik dokusunun canlılığını yitirmesi) riskine karşı kulak ve ağız-diş bakımınız ve muayelerinizi ihmal etmeyiniz.  Dış kulak yolunda ağrı veya ağırlık hissi, kulaktaki enfeksiyonun kronikleşmesi, çenenizde şişlik, ağrı, uyuşma, diş kaybı, diş eti yaralarının veya enfeksiyonlarının çabuk iyileşmemesi dış kulak yolu ve çene osteonekrozunun belirtileri olabilir.
  6. Eğer yemek borusunda darlık veya yemek borusunun boşalmasını geciktiren herhangi bir yemek borusu probleminiz varsa ya da kanınızdaki kalsiyum seviyesi aşırı düşük ise; kullanmayınız.
  7. EMARİS PLUS, 18 yaşından küçüklere verilmesi uygun değildir.
  8. Çocuk doğurma potansiyeli olan kadınlarda FEMARİS PLUS alırken gebelik öngörülmez. Emzirme ve hamilelik dönemlerinde hekiminize danışmadan FEMARİS PLUS’da da dahil hiçbir ilaç kullanmayınız.
  9. Doz aşımı : FEMARİS PLUS’ın etken maddesi Risedronat sodyumun aşırı miktarda kullanımında serum kalsiyum seviyelerinin düşmesi (hipokalsemi) beklenebilir. Bu hastaların bazılarında aynı zamanda hipokalsemi belirti ve semptomları ortaya çıkabilir.
  10. Doz aşımı :FEMARİS PLUS’ın diğer etken maddesi kolekalsiferolün aşırı miktarda kullanımında, hiperkalsemi (serumda kalsiyum yükselmesi) gelişebilir. Hiperkalseminin belirtileri; çok özgün olmamakla birlikte erken döneminde bulantı, kusma, ishal ve sonrasında kabızlık, iştah kaybı, yorgunluk, baş ağrısı, kas ve eklemlerde ağrı, kas güçsüzlüğü, aşırı susama, poliüri (aşırı miktarda idrara çıkma), böbrek taşı oluşumu, nefrokalsinoz (böbrek kireçlenmesi), böbrek yetmezliği, yumuşak dokularda kalsifikasyon (kireçlenme), EKG değişimleri, aritmi ve pankreatittir (pankreas iltihabı).

 

FEMARİS PLUS 150 MG /5600 IU Film Kaplı Tablet’in Kullanım Şekli :

  1. FEMARİS PLUS da dahil hekimle görüşmeden rastgele ilaç almaktan sakınınız. Hekiminiz bu ilacı nasıl reçete ettiyse o şekilde kullanmanız gerekmektedir. Tedavi süresince lütfen hekiminizin direktiflerine uyunuz.
  2. FEMARİS PLUS, ağız yoluyla kullanım içindir. En az bir bardak dolusu suyla beraber içiniz.  Su haricinde süt, meyve suyu veya maden suları gibi diğer içeceklerle içmeyiniz.
  3. FEMARİS PLUS’ı yutmak için kendinize uygun olan bir gün belirleyin ve belirlediğiniz günün sabahında 1 adet tableti  hiçbir şey yeyip içmeden en az yarım saat önce bir bardak dolusu suyla beraber içiniz.  Su haricinde süt, kahve, çay, meyve suları veya maden suları gibi diğer içeceklerle içmeyiniz.  Yemek borusu ve midenize verebileceği hasarı önlemek için FEMARİS PLUS’ı ayakta iken yutunuz ve yarım saat boyunca uzanmayınız. Eğer en az 30 dakika boyunca dik oturamayacak veya ayakta duramayacak durumda iseniz; kullanmayınız. Aksi takdirde mide ve yemek borunuzda ciddi sorunlar oluşturabilir.
  4. FEMARİS PLUS her ay aynı gün kullanılmalıdır. Bu sebeple, tableti aldığınız tarihi bir yere not etmeniz,  ilacınızı gelecek ayın aynı gününde kullanabilmeniz açısından faydalı olacaktır.

 

FEMARİS PLUS 150 MG /5600 IU Film Kaplı Tablet’in diğer ilaçlarla etkileşimi:

  1. Sitotoksik ajan astinomisin ve imidazol antifungal ajanları, vitamin D aktivitesine, böbrek enzimi 25-hidroksivitamin D-1-hidroksilaz ile 25-hidroksivitamin D’nin 1,25- dihidroksivitamin D’ye dönüşümünü engelleyerek etki eder.
  2. FEMARİS PLUS, kalsiyum, magnezyum, alüminyum ve demir içeren ürünlerle beraber kullanılmamalıdır. FEMARİS PLUS’ın etkisini azaltabileceğinden FEMARİS PLUS’tan en az yarım saat sonra kullanınız.
  3. karbamazepin, fenobarbital, fenitoin, primidon vb. epilepsi ilaçları ve izoniyazid,  rifampisin gibi tüberküloz ilaçlarıyla beraber kullanılması FEMARİS PLUS’ın içindeki D vitamininin etkisini azaltabilir.
  4. Orlistat, sıvı parafin, kolestiramin gibi yağ emilim bozukluğuna sebep olan ilaçlar ve hidrokortizon, prednizolon gibi streoid hormonları FEMARİS PLUS’ın içindeki D vitamininin etkisini zayıflatabilir.
  5. Kanser ilacı Aktinomisin, FEMARİS PLUS’ın içindeki vitamin D’ nin metabolizmasına etki edebilir.
  6. FEMARİS PLUS, idrar söktürücü ilaçlarla ((tiazid diüretik grubu) beraber alındığında idrarda kalsiyum atılımını yavaşlattığı için hiperkalsemi riski artar. Bu tür uzun süreli tedavilerde serum ve idardaki kalsiyum düzeyinin izlenmesi gerekmektedir.
  7. Digoksin, digitoksin gibi kalp atım hızını kontrol eden ilaçlarla ya da  ketokonazol, itrakonazol gibi mantar ilaçlarıyla tedavi alanlar FEMARİS PLUS’a başlamadan önce hangi ilaçları alıyorlarsa hekime bunları tam olarak bildirmeleri gerekmektedir.

 

İlacın Olası Yan Etkileri :

  1. FEMARİS PLUS’ı kullanırken karın ağrısı , nefes alma zorluğu, ürtiker, yüzde , dudak, boğaz ve dilde şişlik gibi bir durumda hekiminizi bilgilendiriniz.
  2. FEMARİS PLUS’ın yan etkileri ( ≥1/100 ila <1/10): Baş ağrısı, midede kramp, ağrı,  hazımsızlık, gaz, şişkinlik, ishal, eklem ve kas ağrısı yaygın görülebilecek yan etkilerdir.

 

İlaç Etken Maddesi: risedronat sodyum ve kolekalsiferol’dür.
İlaç Marka İsmi: FEMARİS PLUS 150 MG /5600 IU Film Kaplı Tablet
Sırasıyla; Kas-İskelet Sistemi, Kemik yapısı ve mineralizasyonu etkileyen ilaçlar, Bisfosfonat kombinasyonları ve risedronat + vitamin d3 olarak sınıflandırılmış şekilde, M05BB ATC koduyla İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumundaki ruhsatlı ilaçlar arasında yer alır. Eczaneden normal reçeteyle alabileceğiniz FEMARİS PLUS Film Kaplı Tablet’in üretimi ve ruhsatı Platin Kimya Mümesillik ve Dış Tic. A.Ş.’ye aittir. FEMARİS PLUS kullanma talimatı, prospektüsü ve FEMARİS PLUS Film Kaplı Tablet’e ait kısa ürün bilgisi (ne ilacıdır; ilaca başlamadan önce bilinmesi gerekenler; kullanımının emziren veya hamile olanlarda uygun olup olmadığı;  ilaç etkileşimi, kontrendikeleri; saklama koşulları; uygulama biçimi; dozaj bilgileri; istenmeyen (yan) etkilerde yapılacaklar ve tavsiyeler)

FEMARİS PLUS kısa ürün bilgilendirmesi-kullanım talimatı

FEMARİS PLUS kullanma talimatı

Etken maddeler:
Risedronat sodyum 150 mg ve Kolekalsiferol (Vitamin D3) 5600 IU
Yardımcı maddeler:
Mikrokristalin Selüloz PH 102
Krospovidon (Poliplasdon XL)
Magnezyum Stearat
Opadry Mavi*
*Opadry Mavi film kaplama sistemi:
HPMC 2910/Hipromeloz
Titanyum dioksit
Makrogol/PEG
Hidroksipropil selüloz
Kolloidal anhidröz silika
FD&C Mavi #2/Indigo carmine alüminyum lake
3. FARMASÖTİK FORM: Açık mavi renkli, yuvarlak, bikonveks film kaplı tabletler.
4. KLİNİK ÖZELLİKLER
4.1 Terapötik endikasyonlar
FEMARİS PLUS, postmenopozal osteoporozda endikedir.
4.2 Pozoloji ve uygulama şekli
Yetişkinlerde önerilen FEMARİS
PLUS dozu, ayda bir kez alınan 150 mg/5600 IU film kaplı tablettir.
Film kaplı tablet her ay aynı gün alınmalıdır.
 Risedronat sodyumun absorpsiyonu yiyeceklerden ve polivalan katyonlardan etkilenmektedir
(Bkz. Bölüm 4.5). Bu nedenle yeterli emilimin sağlanması için hastalar FEMARİS PLUS’ı
kahvaltıdan önce: ilk yemekten, diğer tıbbi ürünlerden veya içeceklerden (su dışında) 30
dakika önce, su ile birlikte almalıdır. FEMARİS PLUS, yalnızca su ile alınmalıdır. Bazı
maden sularının kalsiyum konsantrasyonu yüksek olduğundan, bunların kullanılmaması
gerekmektedir (Bkz. Bölüm 5.2).
 FEMARİS PLUS’ı almayı unutan hastalar, bir sonraki ayın dozunda 7 günden fazla zaman var
ise ertesi gün sabah FEMARİS PLUS almalıdır. Daha sonra hastalar ayda bir dozlarını,
başlangıçta belirlenen tarihte almaya devam etmelidir.
 Eğer bir sonraki ayın dozuna 7 günden az süre kalmış ise, hastalar normal aylık doz zamanına
kadar beklemeli ve sonrasında ilk planlanan şekilde ayda bir tablet kullanmaya devam
etmelidirler.
 Aynı haftada iki tablet alınmamalıdır.
FEMARİS PLUS film kaplı tablet su ile içilmelidir. Tabletler emilmemeli veya çiğnenmemelidir.
FEMARİS PLUS, mideye geçişin kolaylaştırılması için dik pozisyonda alınmalıdır. Hastalar
tableti aldıktan sonra 30 dakika yatmamalıdır (Bkz. Bölüm 4.4).
Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:
Böbrek yetmezliği:
Hafif (kreatinin klerensi 50-80 ml/dk) ya da orta derecede (kreatinin klerensi 30-49 ml/dk)
böbrek yetmezliği olan hastalarda doz ayarlamasına gerek yoktur. FEMARİS PLUS’ın şiddetli
böbrek yetmezliği olan hastalarda (kreatinin klerensi 30 ml/dk.’dan düşük) kullanımı
kontrendikedir (Bkz. Bölüm 4.3 ve 5.2).
Karaciğer yetmezliği:
Karaciğer yetmezliği olan hastalarda doz ayarlamasına gerek yoktur.
Pediyatrik popülasyon:
On sekiz yaş altındaki çocuklarda ve adölesanlarda etkililiği ve güvenliliği belirlenmemiştir.
Geriyatrik popülasyon:
Genç hastalarla karşılaştırıldığında yaşlı hastalarda (> 60 yaş) biyoyararlanım, dağılım ve
eliminasyon benzer olduğundan doz ayarlamasına gerek yoktur. Bu durum, postmenopozal
popülasyonda 75 yaş ve üstünde çok yaşlı hastalarda da gösterilmiştir.
4.3. Kontrendikasyonlar
 Risedronat sodyuma, vitamin D3’e veya ilacın içerisinde yer alan yardımcı maddelerden
herhangi birine karşı aşırı duyarlılık
 30 dakika boyunca dik durumda kalamayacak hastalar
 Akalazya veya darlık gibi özofagus boşalmasını geciktiren özofagus anormallikleri
 Şiddetli böbrek yetmezliği (kreatinin klerensi< 30 ml/dk.)
 Hipokalsemi (Bkz. Bölüm 4.4)
 Gebelik ve laktasyon
 D vitamini hipervitaminozu, hiperkalsemi, hiperkalsüri durumlarında kalsiyum içeren böbrek
taşı olan hastalarda ve kalsiyum hipersensitivesinde de kontrendikedir.
4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
Oral bifosfonat kullanımı ile özofagus kanseri riskinin artabileceğini bildiren bazı
çalışmalar bulunmakla birlikte bu ilişki net olarak kanıtlanmamıştır. Bu nedenle, Barrett
özofagusu veya gastroözofageal reflü zemininde artmış özofagus kanseri riski olan
hastalarda bu ilaçların kullanımından kaçınılmalıdır.
Risedronat sodyum:
Yiyecekler, maden suyu gibi içecekler (su dışında) ve polivalan katyon (kalsiyum, magnezyum,
demir ve alüminyum gibi) içeren tıbbi ürünler bifosfonatların emilimini etkiler; bu nedenle
FEMARİS PLUS ile aynı zamanda alınmamalıdırlar (Bkz. Bölüm 4.5). İstenen etkinliğe ulaşmak
için doz önerilerine sıkıca uyulması gereklidir (Bkz. Bölüm 4.2).
Osteoporoz tedavisinde bifosfonatların etkinliği düşük kemik mineral yoğunluğu (KMY) ve/veya
yaygın kırık varlığı ile ilişkilidir.
İleri yaş veya kırık için klinik risk faktörlerinin varlığı, bir bifosfonat ile tedaviye başlama için
tek başına yeterli nedenler değildir.
Çok yaşlı kişilerde (> 80 yaş) risedronat sodyum dahil bifosfonatların etkinliğini destekleyen
kanıtlar sınırlıdır (Bkz. Bölüm 5.1).
Bifosfonatlar ile özofajit, gastrit, özofageal ülserasyonlar ve gastroduodenal ülserasyonlar
arasında bağlantı bulunmuştur. Bu nedenle, aşağıdaki durumlarda dikkatli olunmalıdır:
 Striktür veya akalazya gibi özofagus geçişinde veya boşalmasında gecikme öyküsü olan
hastalarda
 Film tablet alınmasından sonra en az 30 dakika dik pozisyonda duramayan hastalarda
 Risedronat, aktif veya yakın zamanda özofagus veya üst gastrointestinal problemleri olan
hastalara verilirse.
İlacı reçete edenler doz talimatlarına dikkat etmenin önemini hastalara vurgulamalı ve olası
özofagus reaksiyonu semptomları veya belirtileri konusunda hastaları uyarmalıdır. Hastalara
disfaji, yutma sırasında ağrı, retrosternal ağrı veya yeni/kötüleşen mide yanması gibi özofagus
tahrişi semptomları gelişirse, gecikmeden doktora başvurmaları talimatı verilmelidir.
Risedronat sodyum tedavisine başlamadan önce, hipokalsemi tedavi edilmelidir. Risedronat
sodyum tedavisine başlanırken kemik ve mineral metabolizmasının diğer bozuklukları (paratiroid
disfonksiyonu, hipovitaminoz D gibi) tedavi edilmelidir.
Atipik femur kırıkları:
Başlıca osteoporoz için uzun süreli tedavi alan hastalarda olmak üzere, bifosfonat tedavisi ile
tipik subtrokanterik ve diafizer femur kırıkları bildirilmiştir. Bu transvers ve kısa oblik kırıklar,
femur boyunca küçük trokanterin altından suprakondiler bölgenin hemen üstüne kadar herhangi
bir yerde meydana gelebilir. Bu kırıklar minimum travma sonrasında ya da travma yokluğunda
meydana gelir ve bazı hastalar tam femur kırığı ile başvurmadan haftalar ile aylar öncesinde,
sıklıkla stres kırıklarının görüntüleme özellikleri ile ilişkili kalça veya kasık ağrısı yaşayabilir.
Kırıklar sıklıkla bilateraldir; bu nedenle bifosfonat ile tedavi edilen ve femoral şaft kırığı olan
hastalarda kontralateral femur da incelenmelidir. Bu kırıkların yeterli düzeyde iyileşmediği
bildirilmiştir.
Atipik femur kırığı olduğu şüphe edilen hastalarda, bireysel fayda-risk değerlendirmesi temelinde
hasta değerlendirilene kadar, bifosfonat tedavisinin bırakılması düşünülmelidir.
Bifosfonat tedavisi sırasında hastalara herhangi kalça, uyluk veya kasık ağrısını doktorlarına
bildirmeleri tavsiye edilmeli ve bu tip semptomlarla başvuran hastalar tam olmayan femur kırığı
açısından değerlendirilmelidir.
Çene Osteonekrozu
Primer olarak intravenöz yoldan uygulanmış bifosfonatlar dahil kanser tedavisi alan hastalarda,
genel olarak diş çekimi ve/veya lokal enfeksiyonla (osteomiyelit dahil) birlikte çene
osteonekrozu bildirilmiştir. Bu hastaların birçoğu ayrıca kemoterapi ve kortikosteroid alan
hastalardır. Çene osteonekrozu, oral bifosfonat alan osteoporozlu hastalarda da bildirilmiştir.
Eşlik eden risk faktörleri (kanser, kemoterapi, radyoterapi, kortikosteroidler ve kötü ağız hijyeni
gibi) bulunan hastalarda bifosfonatlarla tedaviden önce diş muayenesi ile uygun önleyici diş
bakımı ve tedavisi düşünülmelidir.
Tedavi sırasında hastalar mümkünse invazif diş girişimlerinden kaçınılmalıdır. Bifosfonat
tedavisi sırasında çene kemiği osteonekrozu geliştiren hastalar için diş cerrahisi durumu
kötüleştirebilir. Diş girişimi gerekli olan hastalar için bifosfonat tedavisinin kesilmesinin çene
kemiği osteonekrozu riskini azaltacağını gösteren veri bulunmamaktadır.
Her hasta için tedavi eden hekimin hastanın yarar/risk değerlendirmesine göre vereceği klinik
karara uyulmalıdır.
Dış kulak yolunda osteonekroz
Çoğunlukla uzun süreli tedaviyle ilişkili olarak, bifosfonat kullanımı ile dış kulak yolunda
osteonekroz vakaları bildirilmiştir. Dış kulak yolundaki osteonekroz için olası risk faktörleri
steroid kullanımı, kemoterapi ve/veya enfeksiyon ve travma gibi lokal risk faktörlerini
içermektedir. Kronik kulak enfeksiyonları dâhil olmak üzere kulak semptomları görülen
bifosfonat alan hastalarda, dış kulak yolunda osteonekroz olasılığı düşünülmelidir.
Kolekalsiferol (Vitamin D3):
– Hareketliliği kısıtlanmış
– Benzotiyadiazin türevleri ile tedavi edilen
– Böbrek taşı öyküsü olan
– Sarkoidozlu
– Kardiyovasküler hastalık için tedavi alan
hastalar için özel bir uyarı yapılmalıdır.
Eğer FEMARİS PLUS, vitamin D3 içeren diğer ürünler ile birlikte verilecekse, toplam vitamin D
dozuna dikkat edilmelidir. Vitamin D yağda çözünür ve vücutta birikebilir. Bu durum doz
aşımında ve aşırı dozlarda uzun süreli tedavide toksik etkiye neden olabilir. Yüksek vitamin D3
dozlarında böbrek taşı geçmişi olan hastaların serum kalsiyum seviyeleri izlenebilir ve bu
hastalara özel önlem tavsiye edilir. Kolekalsiferol, kalsiyum içerikli böbrek taşı oluşturmaya
eğilimli hastalar tarafından alınmamalıdır.
Renal fonksiyon yetersizliği olan hastalarda vitamin D3 dikkatli kullanılmalıdır ve kalsiyum ile
fosfat seviyelerine etkisi mutlaka izlenmelidir. Yumuşak doku kireçlenmesi göz önünde
bulundurulmalıdır. Ağır renal yetmezliği olan hastalarda kolekalsiferol formundaki vitamin D
normal olarak metabolize olmaz ve bundan dolayı farklı bir vitamin D formuna ihtiyaç
duyulabilir.
Uzun süreli tedavilerde serum ve idrar kalsiyum seviyeleri ve serum kreatini ölçümü ile böbrek
fonksiyonları her 3 ila 6 ayda bir mutlaka kontrol edilmelidir. Bu kontroller özellikle yaşlı
hastalarda ve kardiyak glikozidleri veya diüretikler ile eş zamanlı tedavide önemlidir.
Benzotiyadiazin türevlerinin (tiazid diüretiklerinin) eşzamanlı uygulanması, idrarla kalsiyum
atılımını azaltmalarından ötürü hiperkalsemi riskini arttırır. Bu nedenle uzun süreli tedavi gören
hastalarda plazma ve idrarda kalsiyum düzeyleri izlenmelidir.
Hiperkalsemi veya azalmış böbrek fonksiyonu semptomlarında doz mutlaka azaltılmalıdır veya
tedavi ertelenmelidir.
Vitamin D3’ün aktif metaboliti (125-dihidroksikalsiferol) fosfat dengesini etkileyebilir. Bundan
dolayı, fosfat seviyelerindeki artış durumunda fosfat bağlayıcılar ile tedavi düşünülmelidir.
Vitamin D3, sarkoidoz ve diğer granülomatöz bozuklukları bulunan hastalarda, vitamin D’nin
aktif formuna metabolizasyonunda artış riski nedeniyle dikkatle verilmelidir. Bu hastalar serum
ve idrardaki kalsiyum içeriği açısından izlenmelidir.
D vitamini takviyelerinin, D vitamini içeren diğer ilaçların veya başka D vitamini kaynaklarının
kullanımı da dikkate alınmalıdır.
Bazı hastalarda, ek kalsiyum takviyesi gerekebilir. Hiperkalsemiyi önlemeye yönelik tedavi yakın
tıbbi gözetim altında gerçekleştirilmelidir. Kolekalsiferol, bebeklere ve 12 yaş altındaki çocuklara
verilmemelidir.
Bu tıbbi ürün her dozunda 6,03 mmol (138,69 mg) sodyum ihtiva eder. Bu durum, kontrollü
sodyum diyetinde olan hastalar için göz önünde bulundurulmalıdır.
4.5 Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri
Risedronat sodyum:
Risedronat sodyum ile resmi etkileşim çalışmaları yapılmamıştır. Buna karşın, klinik
çalışmalarda diğer tıbbi ürünlerle arasında klinik olarak bağlantılı bir etkileşim saptanmamıştır.
Risedronat sodyumun günlük kullanıldığı Faz III osteoporoz çalışmalarında, asetilsalisilik asit
kullanım oranı %33, nonsteroid antiinflamatuar ilaç (NSAİİ) kullanım oranı %45 olarak
bildirilmiştir.
Postmenopozal kadınlarda haftada bir doz ile Faz III çalışmasında asetil salisilik asit veya NSAİİ
kullanımı hastaların sırasıyla %57 ve %40’ında bildirilmiştir. Risedronat sodyum ile tedavi
edilen hastalarda düzenli asetilsalisilik asit veya NSAİİ kullanıldığında (haftada 3 veya daha fazla
gün) üst gastrointestinal advers olay insidansı kontrol hastalarınkine benzerdir.
Uygun görüldüğünde risedronat sodyum östrojen destek tedavisi ile eş zamanlı olarak
kullanılabilir (yalnızca kadınlarda).
Polivalan katyon içeren tıbbi ürünler (kalsiyum, magnezyum, demir ve alüminyum gibi) ile eş
zamanlı kullanımı, risedronat sodyumun emilimini etkileyecektir (Bkz. Bölüm 4.4).
Risedronat sodyum sistemik olarak metabolize olmaz, sitokrom P450 enzimlerini indüklemez ve
düşük oranda proteinlere bağlanır.
Kolekalsiferol (Vitamin D3):
Metastatik kalsifikasyon tehlikesi sebebi ile D hipervitaminozu hiperkalsemisini düşürmek için
fosfat infüzyonu alınmamalıdır.
Kardiyak glikozidleri ile tedavi edilen hastalar yüksek kalsiyum seviyelerine karşı duyarlı olabilir
ve bu nedenle bu hastaların EKG parametreleri ve kalsiyum seviyeleri mutlaka izlenmelidir.
İdrarda bulunan kalsiyum içeriğinin 7.5 mmol/24 saat (300 mg/24 saat) seviyesinin üzerine
çıkması durumunda, dozun düşürülmesi ya da tedavinin durdurulması önerilir.
Benzotiyadiazin türevleri (tiazid diüretikleri) ile birlikte kullanıldığında, idrarda kalsiyum
atılımını düşürdüğü için hiperkalsemi riski artar. Bu tür uzun süreli tedavilerde serum ve
idrardaki kalsiyum seviyesinin dikkatlice gözlenmesi gereklidir.
Kolekalsiferol, D vitamini metabolitleri ya da analogları ile birlikte alındığında, serum kalsiyum
seviyesinin dikkatle takip edilmesi önerilir.
Antikonvülsanlar (örn: fenitoin, fenobarbital, pirimidon) hepatik enzim indüksiyonu nedeniyle
Kolekalsiferol’ un etkinliğini azalabilir.
Rifampisin hepatik enzim indüksiyonu nedeniyle Kolekalsiferol’ un etkinliğini azalabilir.
İzoniyazid, Kolekalsiferol’ un metabolik aktivasyonunu engellemesi nedeniyle Kolekalsiferol
etkinliğini azaltabilir.
Orlistat, sıvı parafin, kolestiramin gibi yağ malabsorpsiyonuna sebep olan ilaçlar, kolekalsiferol
absorpsiyonunu zayıflatabilir.
Sitotoksik ajan astinomisin ve imidazol antifungal ajanları, vitamin D aktivitesine, böbrek enzimi
25-hidroksivitamin D-1-hidroksilaz ile 25-hidroksivitamin D’nin 1,25-dihidroksivitamin D’ye
dönüşümünü önleyerek etki eder.
Birlikte alımda, glukokortikoidler, D vitamini etkisini azaltabilir.
4.6. Gebelik ve laktasyonda kullanımı
FEMARİS PLUS, gebelikte C kategorisindedir.
FEMARİS PLUS’ın çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlarda kullanımına ilişkin yeterli
veri mevcut değildir. Çocuk doğurma potansiyeli olan kadınların FEMARİS PLUS alırken
hamile kalmamaları önerilir.
Gebelik dönemi
Risedronat sodyumun gebe kadınlarda kullanımına ilişkin yeterli veri mevcut değildir. Hayvanlar
üzerinde yapılan araştırmalar üreme toksisitesinin bulunduğunu göstermiştir. İnsanlara yönelik
potansiyel risk bilinmemektedir.
Risedronat sodyum, gebelik döneminde kullanılmamalıdır.
Kolekalsiferol gebe kadınlarda, kadının klinik durumu Kolekalsiferol ile bu eksikliği gidermek
için gerekli bir dozda tedavi gerektirmediği sürece kullanılmamalıdır. Gebelik döneminde
kadınlar doktorunun tavsiyesine uymalıdır. Çünkü doktorun talebi gebe kadının hastalığının
ciddiyetine ve tedaviye olan cevabına göre değişkenlik gösterebilir.
İnsan ve hayvan deneylerine göre, hamilelikte D vitamini fazla alındığında hiperkalsemiye bağlı
olarak fiziksel ve mental gerilik, doğuştan kalp ve göz rahatsızlıklarına sebep olabilir.
Laktasyon dönemi
Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, bir miktar risedronatın süte geçtiğinigöstermektedir.
Risedronat sodyum, emziren kadınlarda kullanılmamalıdır.
Vitamin D3 ve metabolitleri, anne sütü ile atılmaktadır. Annesi tarafından emzirilen bebeklerde
yüksek doza rastlanmamıştır. Ancak, doktor annesi tarafından emzirilen bebeklere ilave Vitamin
D tedavisi uygulamayı düşündüğünde anneye verilen ilave Vitamin D dozunu göz önünde
bulundurmalıdır.
Emzirmenin durdurulup durdurulmayacağına ya da FEMARİS PLUS tedavisinin durdurulup
durdurulmayacağına/tedaviden kaçınılıp kaçınılmayacağına ilişkin karar verilirken, emzirmenin
çocuk açısından faydası ve FEMARİS PLUS tedavisinin emziren anne açısından faydası dikkate
alınmalıdır.
Üreme yeteneği/Fertilite
Risedronat sodyum ile hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar, üreme toksisitesinin bulunduğunu
göstermiştir.
İnsan ve hayvanlarda yürütülen çalışmalara göre, hamilelikte kullanımda vitamin D doz aşımı,
hiperkalsemi sebebi ile fiziksel ve mental yetersizlik ve doğuştan kalp ve göz rahatsızlıklarına
sebep olur.
4.7.Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler
Araç ve makine kullanımı üzerine bilinen herhangi bir etkisi yoktur.
4.8. İstenmeyen etkiler
Risedronat sodyum:
Risedronat sodyum Faz III klinik çalışmalarda 15.000 üzerinde hastada çalışılmıştır. Klinik
çalışmalarda gözlenen istenmeyen etkilerin çoğu hafif ve orta şiddette olup genellikle tedavinin
kesilmesini gerektirmemiştir.
Osteoporozu olan ve 36 ay risedronat sodyum 5 mg/gün (n=5020) veya plasebo (n=5048) le
tedavi edilen post menopozal kadınlarda yapılan Faz III klinik çalışmalarda bildirilen ve
risedronat sodyum ile ilişkili olması mümkün ya da muhtemel olduğu düşünülen advers olaylar
aşağıda listelenmiştir: Çok yaygın (1/10); yaygın (1/100 ila <1/10); yaygın olmayan (1.000
ila <1/100); seyrek (1/10.000 ila <1/1.000); çok seyrek (<1/10.000); bilinmiyor (eldeki
verilerden hareketle tahmin edilemiyor).
Sinir sistemi hastalıkları
Yaygın: baş ağrısı
Göz hastalıkları
Yaygın olmayan: İritis*
Gastrointestinal hastalıkları
Yaygın: Konstipasyon, dispepsi, bulantı, karın ağrısı, diyare
Yaygın olmayan: Gastrit, özofajit, disfaji, duodenit, özofageal ülser
Seyrek: Glossit, özofageal yapışıklık
Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları
Yaygın: Kas-iskelet ağrısı
Çok seyrek: Dış kulak yolunda osteonekroz (bifosfonat sınıfı advers reaksiyonu)
Laboratuvar tetkikleri
Seyrek: Anormal karaciğer fonksiyon testleri*
Laboratuvar bulguları
Bazı hastalarda serum kalsiyum ve fosfat düzeylerinde erken, geçici, asemptomatik ve hafif
düşme görülmüştür.
* Faz III osteoporoz çalışmalarına ait insidans değildir; sıklık için önceki klinik çalışmalardaki
advers olay/laboratuvar/yeniden maruz bırakma bulguları esas alınmıştır.
Osteoporozlu postmenopozal kadınlarda günde 5 mg risedronat sodyum (n=480) ve haftada 35
mg risedronat sodyumu (n=485) karşılaştıran bir yıllık, çift kör, çok merkezli bir çalışmada genel
güvenlilik ve tolere edilebilirlik profilleri benzerdir. Aşağıdaki ilave advers olaylar araştırmacılar
tarafından ilaçla ilişkili olması mümkün ya da muhtemel advers olaylar olarak kabul edilmiş ve
rapor edilmiştir (insidans 35 mg risedronat sodyum grubunda, 5 mg risedronat sodyum grubuna
göre daha büyüktür): gastrointestinal bozukluk ve ağrı.
Osteoporozlu erkeklerde yürütülen 2 yıllık bir çalışmada, tedavi ve plasebo gruplarında
güvenlilik ve tolere edilebilirlik benzerdir. Advers deneyimler daha önceden kadınlarla
gözlenenler ile uyumludur.
Risedronat sodyumun pazarlama sonrası kullanımda aşağıdaki ilave advers etkiler bildirilmiştir
(sıklık bilinmemektedir).
Bağışıklık sistemi hastalıkları
Anafilaktik reaksiyon
Göz hastalıkları
İritis, üveit
Hepato-bilier hastalıkları
Ciddi karaciğer hastalıkları. Rapor edilmiş vakaların çoğunda hastalar aynı zamanda karaciğer
hastalığına neden olduğu bilinen diğer ürünler ile tedavi edilmiştir.
Deri ve deri altı doku hastalıkları
Anjiyoödem, yaygın döküntü, ürtiker ve Stevens-Johnson sendromu, toksik epidermal nekroliz
ve lökositoklastik vaskülit’in izole bildirimleri gibi, bazıları şiddetli olmak üzere büllöz deri
reaksiyonlarını içeren aşırı duyarlılık ve deri reaksiyonları
Saç dökülmesi
Kas-iskelet bozukluklar, bağ doku ve kemik hastalıkları
Çene osteonekrozu
Atipik subtrokanterik ve diafizer femur kırıkları (bifosfonat sınıfı advers etki) (sıklık seyrek)
Dış kulak yolunda osteonekroz (bifosfonat sınıfı advers etki; sıklık çok seyrek)
Kolekalsiferol (Vitamin D3):
İstenmeyen etkiler, sistem-organ sınıfına göre şu esaslar kullanılarak sıralandırılmaktadır: çok
yaygın (1/10); yaygın (1/100 ila <1/10); yaygın olmayan (1/1.000 ila <1/100); seyrek
(1/10.000 ila <1/1.000); çok seyrek (<1/10.000); bilinmiyor (eldeki verilerden hareketle tahmin
edilemiyor).
Bağışıklık Sistemi hastalıkları
Bilinmiyor: Aşırı duyarlılık reaksiyonları
Metabolizma ve beslenme hastalıkları
Yaygın olmayan: Hiperkalsemi, hiperkalsiüri
Gastrointestinal hastalıkları
Bilinmiyor: Bulantı, kusma
Deri ve deri altı doku hastalıkları
Seyrek: Kaşıntı, döküntü, ürtiker
Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması
Ruhsatlandırma sonrası şüpheli ilaç advers reaksiyonlarının raporlanması büyük önem
taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar/risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine olanak
sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye
Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM)’ne bildirmeleri gerekmektedir (www.titck.gov.tr; e-posta:
tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99).
4.9. Doz aşımı ve tedavisi
Risedronat sodyum:
Risedronat sodyum doz aşımı tedavisine ilişkin spesifik bilgi bulunmamaktadır.
Doz aşımında serum kalsiyum düzeylerinin düşmesi beklenebilir. Bu hastaların bazılarında aynı
zamanda hipokalsemi belirti ve semptomları ortaya çıkabilir.
Risedronatı bağlamak ve risedronat sodyumun emilimini azaltmak için magnezyum, kalsiyum
veya alüminyum içeren antiasitler veya süt verilmelidir. Önemli miktardaki doz aşımı olgularında
emilmemiş risedronat sodyumun uzaklaştırılması için mide lavajı yapılması düşünülebilir.
Kolekalsiferol (Vitamin D3):
Vitamin D’nin akut ve kronik doz aşımı hiperkalsemiye neden olur. Hiperkalsemi belirtileri çok
spesifik olmamakla birlikte erken döneminde bulantı, kusma, diyare ve sonrasında kabızlık, iştah
kaybı, yorgunluk, baş ağrısı, kas ve eklemlerde ağrı, kas güçsüzlüğü, aşırı susama, poliüri, böbrek
taşı oluşumu, nefrokalsinoz, böbrek yetmezliği, yumuşak dokularda kalsifikasyon, EKG
değişimleri, aritmi ve pankreatittir. Seyrek ve izole vakalarda hiperkalseminin ölümcül
olabileceği raporlanmıştır.
Vitamin D intoksikasyonuna bağlı hiperkalseminin normalizasyonu birkaç hafta sürmektedir.
Hiperkalsemi tedavisi için, takviyeler, diyet ilaçları ve güneş ışığından kaçınma da dahil olmak
üzere daha fazla D vitamini alınmaması önerilmektedir. Düşük kalsiyum ya da kalsiyumsuz diyet
de uygulanabilir.
Yeterli idrar söktürücü etkiyi sağlamak için rehidrasyon veya furosemid gibi diüretiklerle tedavi
uygulanmalıdır. Kalsitonin ya da kortikosteroidler ile ek tedavi de uygulanabilir.
Metastatik kalsifikasyon tehlikesi sebebiyle, D hipervitaminozu hiperkalsemisini düşürmek için
fosfat infüzyonu kullanılmamalıdır.
5. FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER
5.1. Farmakodinamik özellikler
Farmakoterapötik grup: Kemik yapısı ve mineralizasyonu etkileyen ilaçlar, bifosfonat
kombinasyonları
ATC kodu: M05BB
Etki mekanizması:
Risedronat sodyum:
Risedronat sodyum kemikte hidroksiapatite bağlanan bir piridinil bifosfonattır ve osteoklastın
neden olduğu kemik rezorbsiyonunu baskılamaktadır. Kemik döngüsü azalırken, osteoklast
aktivitesi ve kemik mineralizasyonu korunmaktadır.
Farmakodinamik etkiler:
Klinik öncesi çalışmalarda risedronat sodyumun güçlü antiosteoklast ve antirezorptif aktivitesi ve
doza bağlı olarak kemik kütlesini ve biyomekanik iskelet gücünü arttırdığı gösterilmiştir.
Risedronat sodyumun aktivitesi farmakodinamik ve klinik çalışmalarda kemik döngüsünün
biyokimyasal göstergelerinin ölçülmesi ile doğrulanmıştır. Postmenopozal kadınlarda yapılan
çalışmalarda, 1 ayda kemik döngüsünün biyokimyasal göstergelerinin azaldığı ve 3-6 ayda en üst
düzeye ulaştığı gözlenmiştir.
12 aylık kullanımda günde Risedronat Sodyum 35mg ve Risedronat Sodyum 5 mg alımında,
kemik döngüsünün biyokimyasal göstergelerindeki azalma benzerdir.
Osteoporozlu erkeklerde yapılan bir çalışmada, kemik döngüsünün biyokimyasal
belirteçlerindeki düşüşler en erken zaman noktası olan 3. ayda gözlenmiştir ve 24.ayda da
gözlenmeye devam etmiştir.
Klinik etkililik ve güvenlilik
Postmenopozal Osteoporoz Tedavisi:
Düşük kemik kütlesi, düşük kemik mineral yoğunluğu, önceki kırıkların varlığı, erken menopoz,
sigara içme öyküsü, alkol tüketimi ve ailede osteoporoz öyküsü dahil olmak üzere postmenopozal
osteoporozla bağlantılı olan birçok risk faktörü bulunmaktadır. Osteoporozun klinik sonucu
kırıklardır. Kırık riski, risk faktörlerinin sayısıyla artmaktadır.
Lomber spinal KMY’daki ortalama değişim yüzdesi üzerindeki etkilere dayalı olarak, haftada bir
35 mg risedronat sodyum (n=485) dozunun günde 5 mg risedronat sodyum (n=480) dozuna eşit
olduğu postmenopozal osteoporozlu kadınlarda yapılan bir yıllık, çift kör, çok merkezli çalışma
ile gösterilmiştir.
Günde bir defa uygulanan risedronat sodyum için klinik program risedronat sodyumun kalça ve
vertebra kırıkları riski üzerindeki etkisini araştırmış olup bu program kırıkları olan ve olmaya
erken ve geç postmenopozal kadınları içermektedir. Günlük 2,5 mg ve 5 mg dozları araştırılmış
olup, kontrol grupları dahil bütün gruplar kalsiyum ve D vitamini (eğer başlangıç düzeyleri
düşükse) almışlardır. Yeni vertebra ve kalça kırıklarının mutlak ve rölatif riski ilk olaya kadar
geçen zaman analizi kullanılarak hesaplanmıştır.
 İki plasebo kontrolü çalışmaya (n=3661) başlangıçta vertebral kırıkları olan 85 yaşın
altındaki postmenopozal kadınlar alınmıştır. Üç yıl süreyle günde 5 mg dozunda verilen
risedronat sodyum yeni vertebral kırık riskini kontrol grubuna göre azaltmıştır. En az 2 veya en
az 1 vertebra kırığı bulunan kadınlarda rölatif riski azalması sırasıyla %49 ve %41 olmuştur (yeni
vertebral kırıkların insidansı risedronat sodyum ile sırasıyla %18,1 ve %11,3 ve plasebo ile
sırasıyla %29,0 ve %16,3 olmuştur). Tedavinin etkisi ilk yılın sonunda görülmeye başlamıştır.
Başlangıçta çok sayıda kırığı olan kadınlarda da yararlar gösterilmiştir. Günde 5 mg risedronat
sodyum, kontrol grubu ile karşılaştırıldığında yıllık boy kısalmasını da azaltmıştır.
 İki ilave plasebo kontrollü çalışmaya 70 yaş üstündeki, başlangıçta vertebral kırıkları olan
ve olmayan kadınlar dahil edilmiştir. Yaşı 70-79 arasında olan, femur boynu kemik mineral
yoğunluğu (KMY) T-skoru<-3 SS olan (üreticinin aralığı, yani NHANES III kullanılarak -2,5
SS) ve en az bir ilave risk faktörü bulunan kadınlar çalışmaya dahil edilmiştir. Kalça kırığı için
en az bir iskelet dışı risk faktörü bulunan veya femur boynu kemik mineral yoğunluğu düşük olan
 80 yaşındaki kadınlar çalışmaya alınabilmişlerdir. Risedronat sodyumun plaseboya kıyasla
etkinliği, iki tedavi grubu (2,5 mg ve 5 mg) verileri ile havuz oluşturulduğunda anlamlı farka
ulaşmıştır. Aşağıdaki sonuçlar yalnızca, osteoporozun güncel tanımlarına ve klinik uygulamalarla
tanımlanan alt grupların a-posteriori analizine dayanmaktadır:
– Femur boyu KMT T-skoru -2,5 SS (NHANES III) olan ve başlangıçta en az bir vertebral
kırığı bulunan hastaların alt gruplarında, 3 yıl süreyle verilmiş olan risedronat sodyum
kontrol grubuna göre kalça kırıklarının riskini %46 azaltmıştır (kombine risedronat
sodyum 2,5 ve 5 mg gruplarında kalça kırıklarının insidansı %3,8, plasebo %7,4);
– Veriler çok yaşlı hastalarda ( 80 yaş) bundan daha sınırlı olan bir korunma
gözlemlenebileceğini düşündürmektedir. Bu, artan yaşa birlikte kalça kırığı için iskelet
dışı faktörlerin öneminin artmasına bağlı olabilir.
Bu çalışmalarda sekonder sonlanım noktası olarak analiz edilen veriler vertebral kırığı olmayan
düşük femur boynu (KMY)’u bulunan hastalarda ve vertebral kırığı olan ve olmayan düşük
femur boynu KMY’u bulunan hastalarda yeni vertebral kırıkların riskinin azaldığını göstermiştir.
 Üç yıl boyunca günde 5 mg verilen risedronat sodyum kontrol grubuna kıyasla lumbar
omurga, femur boynu, trokanter ve bilekte kemik mineral yoğunluğunu (KMY) arttırmış
ve Radius ortasında kemik yoğunluğunu korumuştur.
 Günde 5 mg dozda 3 yıllık risedronat sodyum tedavisinden sonra 1 yıllık izlemede, kemik
döngüsü hızında risedronat sodyumun baskılayıcı etkisi hızla geri dönmüştür.
 İki-üç yıl boyunca günde 5 mg dozda risedronat sodyum tedavisi gören postmenopozal
kadınlardan alınan kemik biyopsis örnekleri, beklendiği gibi kemik döngüsünde orta
derecede azalmayı göstermiştir. Risedronat sodyum tedavisi sırasında oluşan kemik,
normal lamellar yapıda ve mineralizasyonunda olmuştur. Bu veriler osteoporozlu
kadınlarda vertebral bölgede osteoporoz le ilişkili kırık insidansının azalmasıyla birlikte
kemik kalitesi üzerine olumsuz etkileri olmadığını göstermektedir.
 Hem risedronat sodyum kullanan hem de kontrol grubundan orta ve ciddi düzeyde
gastrointestinal yakınmaları olan birkaç hastadan elde edilen endoskopi sonuçlarında,
tedavi ile ilişkili gastrik, duodenal veya özofagus ülseri ile ilgili herhangi bir bulguya
rastlanmamıştır; buna rağmen risedronat sodyum grubunda seyrek olarak duodenit
görülmüştür.
Erkeklerde Osteoporoz Tedavisi
Haftada bir kez alınan 35 mg risedronat sodyum 2 yıllık, çift- kör, plasebo kontrollü 284 hastalık
(risedronat sodyum 35 mg n = 191) bir çalışmada osteoporozu bulunan erkeklerde (yaş aralığı 36-
84) etkinlik göstermiştir. Bütün hastalara kalsiyum ve vitamin D idamesi yapılmıştır.
Risedronat sodyum tedavisinin başlangıcından itibaren 6 ay gibi erken bir sürede KMY’de artış
gözlenmiştir. Haftada bir alınan 2 yıllık 35 mg risedronat sodyum tedavisinden sonra, lomber
omurga, femoral boyun, trokanter ve total kalçada plasebo grubuna oranla KMY’de artmalar
gözlenmiştir. Bu çalışmada kırık karşıtı etkinlik bildirilmemiştir.
Risedronat sodyumun kemikler üzerindeki etkisi (kemik mineral yoğunluğunda (KMY) artış ve
kemik döngüsü belirteçlerinde (KDB) azalma) kadınlarda ve erkeklerde benzerdir.
Pediyatrik popülasyon
Yaşları 4 ila 16 arasında değişen ve hafif – orta düzeyde cam kemik hastalığı olan pediyatrik
hastalarda risedronat sodyum etkinliği ve güvenliliği 3 yıllık bir çalışmada (rastgele, çift-kör,
plasebo kontrollü, çok merkezli, paralel gruplu bir yıllık çalışma, ardından 2 yıllık açık-etiketli
tedavi ile devam etmiştir) incelenmiştir. Bu çalışmada, 10-30 kg arasındaki hastalar, günlük 2.5
mg risedronat alırken, 30 kg üzerindeki hastalar günlük 5 mg risedronat almışlardır.
Bir yıllık rasgele, çift-kör, plasebo kontrollü fazın tamamlanmasının ardından, plasebo grubuna
kıyasla risedronat grubunda lomber spinal KMY’de istatistiksel olarak belirgin bir artış
gözlenmiştir; ancak plasebo grubu ile karşılaştırıldığında, risedronat grubunda en az 1 yeni
morfometrik (x-ray ile tanımlanmış) vertebral kırık sayısında artış bulunmuştur. Bir yıllık çift kör
dönemde, raporlanan klinik kırıklar risedronat grubunda %30.9 ve plasebo grubunda %49.0’dır.
Tüm hastaların risedronat aldığı açık etiketli periyotta (12.aydan 36.aya), başlangıçta plasebo
verilen hastaların %65.3’ü ve başlangıçta risedronat verilen hastaların %52.9’unda klinik kırıklar
raporlanmıştır. Özetle, sonuçlar, hafif ve orta düzeyde cam kemik hastalığı olan pediyatrik
hastalarda risedronat sodyumun kullanımını desteklememektedir.
Kolekalsiferol (Vitamin D3)
Kolekalsiferol, deri altında güneş ışığı da dahil olmak üzere UV radyasyonu etkisi altında üretilir.
Biyolojik olarak aktif formunda, Kolekalsiferol intestinal kalsiyum absorpsiyonunu, kalsiyumun
osteoide kaynaşmasını ve kalsiyumun kemik dokusundan salınmasını sağlar. İnce bağırsakta,
hızlı ve geciktirilmiş kalsiyum gerialımını kolaylaştırır. Fosfatın pasif ve aktif taşınması da
sağlanır. Böbrekte, tubuler rezorpsiyonu artırarak kalsiyum ve fosfatın atılmasını engeller.
Paratiroidlerde paratiroid hormonunun üretimi, kolekalsiferolün aktif formu tarafından doğrudan
engellenir. Paratiroid hormonu salgısı, ayrıca biyolojik olarak aktif Kolekalsiferol etkisi altında
ince bağırsakta kalsiyum geri alımının artışı ile engellenir.

Eliminasyon:
Kolekalsiferol ve Vitamin D’nin diğer formları feçes ve üre ile atılır.
5.2 Farmakokinetik özellikler
Risedronat sodyum:
Emilim:
Oral yoldan alımı takiben absorpsiyon nispeten hızlıdır (tmaks 1 saat) ve incelenen doz aralığı
içinde dozdan bağımsızdır (tek doz çalışması 2,5 – 30 mg; çoklu doz çalışmaları günde 2,5-5 mg
ve ayda ardarda iki gün alınan 50 mg doza kadar). Tabletin ortalama oral biyoyararlanımı
%0,63’tür ve yiyeceklerle birlikte alındığında azalmaktadır. Biyoyararlanım kadınlarda ve
erkeklerde benzerdir.
Dağılım:
İnsanlarda ortalama kararlı durum dağılım hacmi 6,3 l/kg’dır. Plazma proteinine bağlanma oranı
yaklaşık %24’tür.
Biyotransformasyon:
Risedronat sodyumun sistemik metabolizmasına dair hiçbir kanıt yoktur.
Eliminasyon:
Absorbe edilen dozun yaklaşık yarısı 24 saat içinde idrarla atılmış ve bir intravenöz dozun %85’i
28 gün sonra idrarda elde edilmiştir. Ortalama renal klerens 105 ml/dk. ve ortalama toplam
klerens 122 ml/dk. olup aradaki fark muhtemelen kemiğe adsorpsiyona bağlı klerensle ilgilidir.
Renal klerens konsantrasyona bağımlı değildir ve renal klerens ile kreatinin klerensi arasında
lineer bir ilişki vardır. Absorbe olmamış risedronat sodyum, değişmemiş olarak dışkı ile atılır.
Oral uygulamadan sonra konsantrasyon-zaman profili üç eliminasyon fazı göstermekte olup
terminal yarılanma ömrü 480 saattir.
Özel popülasyonlar
Geriyatrik popülasyon:
Doz ayarlaması gerekmemektedir.
Böbrek yetmezliği:
Böbrek fonksiyonları normal olan kişilere kıyasla, kreatinin klerensi yaklaşık 30 ml/dk. olan
hastalarda; risedronatın renal klerensinin yaklaşık %70 oranında azaldığı saptanmıştır.
Asetilsalisilik asit/NSAİİ kullanıcıları:
Düzenli asetilsalisilik asit veya NSAİİ kullanıcılarında (haftada 3 veya daha fazlası) üst
gastrointestinal istenmeyen olayların insidansı, risedronat sodyum ile tedavi edilen hastalarda
kontrol hastaları ile benzerdir.
Kolekalsiferol (Vitamin D3):
Kolekalsiferolün farmakokinetiği yaygın bir şekilde çalışılmıştır ve iyi bilinmektedir.
Emilim:
Besin kaynaklarından sağlanan Kolekalsiferol, besinsel yağlar ve safra asidi varlığında gastrointestinal kanalda hemen hemen tamamen absorbe olur. Kolekalsiferol, yağ hücrelerinde
depolanır ve biyolojik yarılanma ömrü yaklaşık 50 gündür.
Dağılım:
Kolekalsiferol, mikrozomal hidroksilaz ile metabolize edilir, vitamin D3’ü oluşturmak için
primer depolama olan 25-hidroksikolekalsiferol(25(OH)D3, kalsidiol)’u oluşturur. 25(OH)D3,
karaciğerde ikinci bir hidroksilasyona uğrar ve predominant aktif metabolit 1,25-
hidroksikolekalsiferol’u (1,25(OH)2D3, kalsitriol) oluşturur. Metabolitler, kanda spesifik bir αglobin’e bağlanmak için dolaşır.
Biyotransformasyon:
Tek oral doz kolekalsiferol alımından sonra, primer depolama formunun maksimum serum
konsantrasyonuna yaklaşık 7 günde ulaşılır.
Eliminasyon:
25(OH)D3 daha sonra yavaşça kanda belirgin bir yarılanma ömrü ile 50 günde atılır.
Kolekalsiferol ve metabolitleri temel olarak safra ve feces ile atılır.
Yüksek dozda Kolekalsiferol alımından sonra, 25(OH)D3 serum konsantrasyonları aylarca
artabilir. Doz aşımının tetiklediği hiperkalsemi birkaç hafta sürebilir (Bkz. 4.9 Doz aşımı ve
tedavisi)
5.3. Klinik öncesi güvenlilik verileri
Risedronat sodyum:
Sıçan ve köpeklerde yapılan toksikolojik çalışmalarda, esas olarak sıçanlardaki histolojik
değişiklikler ile başlıca enzim artışları olmak üzere, risedronat sodyum dozuna bağlı karaciğer
toksisitesi görülmüştür. Bu gözlemlerin klinikle ilişkisi bilinmemektedir. İnsanlardaki terapötik
dozun fazlası olarak düşünülen miktarlarda, sıçanlarda ve köpeklerde testiküler toksisite ortaya
çıkmıştır. Kemirgenlerde sıklıkla doz ile ilişkili üst solunum yolu irritasyonu bildirilmiştir. Diğer
bifosfonatlarla da benzer etkiler görülmüştür. Klinik anlamı açık olmamakla birlikte
kemirgenlerde uzun süreli çalışmalarda alt solunum yolu üzerinde de etkiler görülmüştür. Klinik
kullanıma yakın dozlardaki üreme toksisitesi çalışmalarında tedavi edilen sıçanların fötuslarının
sternum ve/veya kafatasında kemikleşme değişiklikleri görülmüş; hipokalsemi ve mortalite
gebeliği sonlandırmıştır. Tavşanlardaki veri az sayıda tavşana ait olmasına rağmen, sıçanlarda 3,2
mg/kg/gün, tavşanlarda 10 mg/kg/gün dozlarda teratojenite kanıtı elde edilememiştir. Maternal
toksisite daha yüksek dozların denenmesine engel olmuştur. Genotoksisite ve karsinojenite
çalışmaları insanlar için özel bir risk ortaya çıkarmamıştır.
Kolekalsiferol (Vitamin D3):
Kolekalsiferol, özellikleri iyi bilinen ve yaygın kullanılan bir maddedir ve klinik tedavilerde
uzun süredir kullanılmaktadır. Kronik doz aşımında görülebilen hiperkalsemi dışında insan için
daha başka özel bir toksikolojik tehlike beklenmemektedir.
Hayvanlardaki kolekalsiferolün aşırı dozu, insanlardaki dozdan önemli ölçüde daha fazla olan
dozlarda, sıçan, fare ve tavşanlarda malformasyona neden olduğu gösterilmiştir. Bu
malformasyonlara iskelet kusurları, mikrosefali ve kardiyak malformasyonları dahildir.
Terapötik olarak kullanılana eşdeğer dozlarda, kolekalsiferolün herhangi bir teratojenik etkisi
yoktur.
Kolekalsiferol potansiyel mutajenik ya da karsinojenik etkiye sahip değildir.
6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLER
6.1. Yardımcı maddelerin listesi
Mikrokristalin Selüloz PH 102
Krospovidon (Poliplasdon XL)
Magnezyum Stearat
Opadry Mavi*
*Opadry Mavi film kaplama sistemi:
HPMC 2910/Hipromeloz
Titanyum dioksit
Makrogol/PEG
Hidroksipropil selüloz
Kolloidal anhidröz silika
FD&C Mavi #2/Indigo carmine alüminyum lake
6.2. Geçimsizlikler
Geçerli değildir.
6.3. Raf Ömrü: 24 aydır.
6.4. Saklamaya yönelik özel tedbirler
25°C’nin altındaki oda sıcaklığında ve kuru yerde saklayınız.
6.5. Ambalajın niteliği ve içeriği: FEMARİS PLUS, 3 adet film tablet Opak PVC/PE/PVdC -Alüminyum folyo ambalajda, karton kutuda kullanma talimatı ile beraber ambalajlanır.
6.6. Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler
Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ve
“Ambalaj ve Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmelik”lerine uygun olarak imha edilmelidir.
7. RUHSAT SAHİBİ
Platin Kimya Mümesillik ve Dış Ticaret A. Ş.
Maslak Mahallesi Ahi Evran Caddesi Polaris Plaza Apt. No: 21/26 Sarıyer/ İstanbul
Tel no: 0 212 346 07 77-Faks no: 0 212 346 07 78

Yorum Yap